Ahzâb Suresi 20. Ayet

Gruplar · Medine · Sure 33 · Ayet 20/73

يَحْسَبُونَ ٱلْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا۟ ۖ وَإِن يَأْتِ ٱلْأَحْزَابُ يَوَدُّوا۟ لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلْأَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ أَنۢبَآئِكُمْ ۖ وَلَوْ كَانُوا۟ فِيكُم مَّا قَـٰتَلُوٓا۟ إِلَّا قَلِيلًا

Yahsebunel ahzabe lem yezhebu, ve in ye'til ahzabu yeveddu lev ennehum badune fil a'rabi yes'elune an enbaikum, ve lev kanu fikum ma katelu illa kalila.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Ahzâb Suresi 20. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

21. cüz · PDF sayfası 19

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ahzabı sanıyorlar ki gitmediler, eğer o Ahzab bir daha gelecek olsa arzu ederler ki badiyeye bedevi urabanın içine çıksalar, sizin havadislerinizden sorsalar, içinizde kalacak olsalar da harb etmezler, meğer ki pek az

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Müttefik düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Eğer o birlikler bir daha gelecek olsa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizden sormayı arzu ederler, içinizde kalacak olsalar da sadece pek az harp ederler.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Bunlar (düşman) kıt'alar (ı Mekkeden) gitmediler sanıyorlardı. Eğer o kıt'alar (bir daha) gelirse çöllerde, bedeviler içinde bulunub size aaid haberleri sormalarını isteyecekler, şayed içinizde bulunurlarsa (çok değil), ancak pek az döğüşeceklerdir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Korkaklıklarından ötürü düşman) Orduların(ın Medine'den) gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer o ordular (ikinci kez) gelseler, bunlar çölde bedevi Araplar arasında bulunmayı, sizin haberlerinizi (başınıza gelecek olayları) oradan sorup öğrenmeyi arzu ederlerdi. İçinizde bulunsalardı dahi pek az dövüşürlerdi.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Münafıklar birleşik kuvvetlerin çekilip gitmediklerini sanıyorlardı.Şayet birleşik kuvvetler tekrar gelecek olsa, çok isterler ki çöldeki göçebeler içinde bulunsunlar da sizin savaşınız hakkındaki haberleri uzaktan sorsunlar. Esasen, yanınızda bulunsalardı dahi, onlardan pek azı savaşırlardı.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi araplar arasında olup sizin haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Onlar Müttefiklerin (gerçekten) çekilmediklerini zannediyorlardı; ve Müttefikler geri dönecek olsalar, bunlar, (bu iki yüzlüler,) çölde bedeviler arasında kalıp sizin hakkınızda (ey müminler, uzaktan) haber almayı tercih ederlerdi; aranızda bulunsalar bile, (sizin yanınızda) savaşır görünmekten başka bir şey yapmazlardı.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar, Eğer, birlikler yeniden gelse, bedevi arapların arasına kaçıp, sizinle ilgili haberleri onlardan sormak isterler. Zaten sizin içinizde olsalar bile çok azı dışında savaşmazlardı.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Onlar, düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlardı. Eğer birlikler gelseler,[1] çölde yaşayan Arapların arasına karışıp, ne halde bulunduğunuzu sormak isterler.[2] Eğer sizin aranızda olsalardı, pek azı hariç, savaşmazlardı.

Tefsir / dipnot (2)

Düşman birlikleri tekrar saldıracak olsalar.

Yenilgi haberlerinizi beklerler.

Ali Rıza Safa tefsirli

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Ayrımcıların gitmediğini sanıyorlardı. Ayrımcılar gelecek olurlarsa, Araplar arasında kalarak, sizden haber almayı istiyorlardı. Aranızda olsalar bile, çok azı dışında zaten savaşmazlardı.[354]

Tefsir / dipnot (1)

Sureye ismini veren ve "Ayrımcılar" olarak yazdığımız "Ahzab" terimi, Medine önlerine gelen birleşik orduyu tanımlamak için bildirilmiştir. Bu terim, Kur'an çevirilerinde, "Hizipler" veya "Mezhepler" veya "Gruplar" veya "Birlikler" veya "Müttefikler" biçiminde çevrilmiştir.

İbni Kesir

Onlar, birliklerin gitmediğini sanıyorlardı. Birlikler gelmiş olsalardı, kendilerinin çöllerde bedevilerle bulunup sizin haberlerinizi oradan soruşturmayı isterlerdi. Aranızda bulunsalardı bu defa da çok az savaşırlardı.

Gültekin Onan

Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi araplar arasında olup sizin haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.

Rowad Tercüme Merkezi

Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki (çölde) Bedeviler'in arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.

Şaban Piriş

Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar. Eğer birlikler yeniden gelse, bedevi Araplar'ın arasında olup, sizin haberlerinizi sormak isterler. Zaten sizin içinizde olsalar bile çok azı dışında savaşmazlardı.

Ali Özek ve diğerleri

Bunlar, düşman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhamı içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardı dahi pek savaşacak değillerdi.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Bu korkaklar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Müminler ile savaşmak için toplanan grupların Müminleri yok etmeden gitmeyeceğini zannetmektedirler. Şayet bu gruplar bir daha gelecek olsa bu münafıklar Medine'den bedeviler ile beraber çıkmak isterler. Düşmanlarınızla savaştıktan sonra size ne oldu diye haberlerinizi soruyorlar. -Ey Müminler!- Eğer sizin aranızda olsalardı azı hariç sizinle birlikte savaşmazlardı. Onları umursamayın ve onlar için üzülmeyin.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
يَحْسَبُونَحسبيظنون.
ٱلْأَحْزَابَحزبالذين تحزبوا حول "المدينة" وأحاطوا بها.
لَمْلمحرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
يَذْهَبُواذهبلم يذهبوا: لم ينصرفوا بعيدا.
وَإِنإنإن: حرف شرط جازم.
يَأْتِأتييجئ.
ٱلْأَحْزَابُحزبالذين تحزبوا حول "المدينة" وأحاطوا بها.
يَوَدُّواودديحبوا ويتمنوا.
لَوْلوأداة مصدرية بمعنى "أن".
أَنَّهُمأنّأن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
بَادُونَبدومقيمون بالبادية.
فِيفيحرف جر بمعنى "عند".
ٱلْأَعْرَابِعربسكان البادية، والمتنقلين فيها طلبا للكلأ.
يَسْءَلُونَسأليستعلمون.
عَنْعنحرف جر يفيد التعليل.
أَنبَائِكُمْنبأالأنباء: جمع نبأ، وهو الخبر ذو الشأن.
وَلَوْلولو: أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية.
كَانُواكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
فِيكُمفيفي: حرف جر بمعنى "عند".
مَّامانافية غير عاملة.
قَٰتَلُواقتلحاربوا.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
قَلِيلًاقللعددا محدودا. والقلة: النقصان. والقلة: نقيض الكثرة، قل الشيء يقل قلة.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{وَإِنْ يَأْتِ} إدغام بغنة في النون مع الياء {أَنَّهُمْ} غنة في النون

{أَنْبَائِكُمْ} إقلاب. يليه مد متصل {فِيكُمْ مَا} إدغام تماثل صغير بين الميمين

{قَاتَلُوا إِلَّا} مد منفصل.

Benzer Ayetler müteşabihat · 2 ayet

Mümtehine Suresi, 3. ayet Yakınlarınız ve çocuklarınız size asla fayda vermeyecektir. Kıyamet günü Allah aranızı ayıracaktır. Allah, yap… Mümtehine Suresi, 5. ayet "Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibi…