Zümer Suresi 74. Ayet
Yığınlar · Mekke · Sure 39 · Ayet 74/75
وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى صَدَقَنَا وَعْدَهُۥ وَأَوْرَثَنَا ٱلْأَرْضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ ٱلْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَآءُ ۖ فَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَـٰمِلِينَ
Ve kalul hamdu lillahillezi sadakana va'dehu ve evresenel arda netebevveu minel cenneti haysu neşa, fe ni'me ecrul amilin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Zümer Suresi 74. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar şöyle derler: "Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar da: "Hamd, o Allaha ki bize va'dini doğru çıkardı ve bizi Arza varis kıldı, Cennetten istediğimiz yerde makam tutuyoruz" dedikleri vakıt... bak artık ne güzeldir ecri o amillerin
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki, bize verdiği sözü gerçekleştirdi ve bizi bu yere varis kıldı; cennette istediğimiz yerde makam tutuyoruz." diyecekler. Bak, artık o iş yapanların mükafatı ne güzel!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Dediler: "Bize (cennet) va'dinde saadık olan, bizi, cennetden neresini dilersek konmak üzere bu yere mirascı yapan Allaha hamdolsun, (İyi) amel (ve hareket) de bulunanların mükafatı ne güzel"!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Cennettekiler de:) "Bize verdiği sözü yerine getiren ve bizi dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna varis kılan Allah'a hamdolsun. (Allah için) çalışanların ücreti ne güzeldir!" demişlerdir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onlar şöyle karşılık verirler: "Hamd-ü senalar olsun o Allah'a ki sözünde durdu ve dilediğimiz yerinde oturacağımız şekilde bizi cennete yerleştirdi. Çalışanların mükafatları ne güzelmiş!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Onlar da) Dediler ki: "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onlar da: "Bize verdiği sözü yerine getiren ve bu (esenlik) alanını yaptıklarımızın karşılığı olarak bize bağışlayan, böylece cennette dilediğimiz şekilde yerleşmemizi sağlayan Allah'a hamdolsun!" diyeceklerdir. Ve (Allah yolunda) çaba sarf edenlerin mükafatı ne yüce, ne üstün olacaktır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar da şöyle karşılık vermişlerdir: Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennetten dilediğimiz yere yerleştiren, dünyaya mirasçı yapan Allah'a hamdolsun! Çalışanların ödülü ne güzeldir!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Onlar da: "Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren Allah'a özgüdür. Bizi bu yere varis kıldı. Cennet'te istediğimiz yerde kalabiliyoruz. Çalışanların[1] ödülü ne güzel." derler.
Tefsir / dipnot (1)
Allah'ın buyruklarını yerine getirenlerin.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Şöyle diyecekler: "Bize verdiği söze bağlı kalan ve bizi bu yere kalıtçı yapan Allah'a övgüler olsun! Çalışanların ödülü ne güzelmiş!"
İbni Kesir
Onlar da dediler ki: Bize vaadinde sadık olan ve bizi yeryüzüne varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Çalışanların ecri ne de güzeldir.
Gültekin Onan
(Onlar da) Dediler ki: "Bize olan vaadinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Tanrı'ya hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir!"
Rowad Tercüme Merkezi
(Onlar da) Derler ki: "Bize verdiği vaadi gerçekleştiren ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamt olsun. Salih amel işleyenlerin mükâfatı ne güzelmiş!"
Şaban Piriş
(Onlar da) Derler ki: Bize verdiği vaadi doğrulayan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun. Çalışanların ödülü ne güzeldir!
Ali Özek ve diğerleri
Onlar: «Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah’a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfatı ne güzelmiş!» derler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Müminler, cennete girdiklerinde şöyle demişlerdir: "Resullerinin dili ile bize verdiği sözü yerine getiren Yüce Allah'a hamdolsun! Ant olsun ki bize cennete girmeyi vadetti ve bizi cennet arazisine mirasçı kıldı. Burada dilediğimiz yerde konaklayacağız. Rablerinin yüzünü arzulayarak salih amelleri işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir."
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَقَالُوا | قول | وتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك. | |||
| ٱلْحَمْدُ | حمد | الثناء على الله بصفاته التي كلُّها أوصاف كمال، وبنعمه كلها الظاهرة والباطنة، وهو أخَصُّ من المدح، وأعَمُّ من الشكر | |||
| لِلَّهِ | أله | الله: أي المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق، وتتأله له محبة وتعظيما وخضوعا له، وفزعا إليه في الحوائج والنوائب، لما له من صفات الألوهية. والأصل في تركيبه: "إله" فحذفت الهمزة منه وعرف بال فصار "الله" وجعل علما على ذات الرب الخالق جلا وعلا. | |||
| ٱلَّذِي | الذي | الذي: اسم موصول للمفرد المذكر، عاقلا كان أو غير عاقل. | |||
| صَدَقَنَا | صدق | الصدق بالوعد: الوفاء به. | |||
| وَعْدَهُ | وعد | الوعد: الإلتزام بأمر إزاء الغير، ووعد الله هو الوعد الصدق الحق الذي لا شك فيه. | |||
| وَأَوْرَثَنَا | ورث | وملكنا وآتانا. | |||
| ٱلْأَرْضَ | أرض | المقصود بها هنا الجنة | |||
| نَتَبَوَّأُ | بوأ | ننزل ونسكن. | |||
| مِنَ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلْجَنَّةِ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| حَيْثُ | حيث | ظرف مكان مبهم يوضحه ما بعده. | |||
| نَشَاءُ | شيأ | نريد. | |||
| فَنِعْمَ | نِعم | نعم: فعل يفيد المدح. | |||
| أَجْرُ | أجر | جزاء العمل وعوضه. | |||
| ٱلْعَٰمِلِينَ | عمل | العاملين: المجتهدين بالعمل بطاعة الله. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
حُذف حرف المد من {وَقَالُوا الْحَمْدُ} وصلًا للتخلص من التقاء الساكنين،
ومثلها {وَأَوْرَثَنَا الْأَرْضَ} وفي {وَعْدَهُ} مد صلة قصيرة، وفي نون
{الْجَنَّةِ} غنة، وفي {نَشَاءُ} مد متصل، وجيم {أَجْرُ} مقلقلة والراء مفخمة، وفي
رؤوس الآي مد عارض للسكون وقفًا.