Zümer Suresi 63. Ayet
Yığınlar · Mekke · Sure 39 · Ayet 63/75
لَّهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ
Lehu makalidus semavati vel ard, vellezine keferu bi ayatillahi ulaike humul hasirun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bütün Göklerin ve Yerin kilidleri onundur, Allahın ayetlerine küfrederler işte onlar kendilerine yazık edenlerdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bütün göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenlere gelince, işte onlar; kendilerine yazık edenlerdir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Göklerin ve yerin anahtarları Onundur. Allahın ayetlerine küfredenler (yok mu?) işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O'nun nezdindedir. Allah'ın ayetlerini inkar edenler var ya, işte asıl hüsrana, en büyük kayba uğrayanlar onlardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerine (karşı) inkar edenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Göklerin ve yerin (sırlarının) anahtarları O'ndadır. Allah'ın mesajlarını inkara şartlanmış olanlara gelince, kaybedenler işte onlardır!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Göklerin ve yerin anahtarları Onundur. Allah'ın ayetlerini tanımayanlar, işte onlar, hüsrana uğrayacaklar, onlardır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Göklerin ve yerin kilidi[1] O'na aittir. Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
Tefsir / dipnot (1)
Kontrolü.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Göklerin ve yeryüzünün anahtarları, O'nun gözetimindedir. Ve Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar; yitime uğrayanlar, işte onlardır.
İbni Kesir
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerine küfredenler; işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Gültekin Onan
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Tanrı'nın ayetlerine küfredenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Göklerdeki ve yerdeki hayrın hazinelerinin anahtarları yalnızca O'na aittir. Dilediğine bahşeder ve dilediğini de ondan men eder. Allah'ın ayetlerini inkâr edenler dünya hayatlarında imandan mahrum bırakıldıkları ve ahirette ise cehenneme girip orada ebedî kalacaklarından dolayı hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Göklerin ve yerin anahtarları O´nundur. Allah´ın ayetlerine küfredenler; işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
62- Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, her şeye vekildir. 63- Göklerin ve yerin anahtarları yalnız O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenlere gelince onlar, zarara uğrayanların ta kendileridir.
62. Yüce Allah, kendisini inkâr eden kâfirlerin hüsranlarını gerektiren azamet ve kemalini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah her şeyin yaratıcısıdır.” Bu ve Kur’ân-ı Kerîm’deki buna benzer pek çok ifade, Yüce Allah dışındaki her şeyin yaratılmış olduğunun delilidir. Bu buyruklar, yerin ve semanın kadîm olduğunu söyleyen birtakım filozoflar ile ruhların kadim olduğunu söyleyenlerin ve buna benzer yaratıcının yaratmasını iptal manası ihtiva eden batıl iddialarda bulunarak birtakım yaratıkların kadîm olduğunu ileri sürenlerin görüşlerini reddetmektedir. Allah’ın kelamı da yaratılmış şeylerden değildir. Çünkü kelâm, konuşanın bir sıfatıdır. Yüce Allah ise isim ve sıfatları ile evveldir/ilktir; kendisinden önce hiçbir şey yoktur. İşte Mutezile ve benzerleri Allah’ın kelâmının yaratılmış olduğunu bu âyet-i kerimeden çıkardıklarını söylerler. Halbuki böyle bir iddia, cahilliğin en ileri derecesidir. Çünkü Yüce Allah, ezelden beri isim ve sıfatlarına sahiptir. O’nun herhangi bir sıfatı sonradan meydana gelmiş (hadis) değildir. Bu sıfatlara sahip olmadığı herhangi bir vakit de söz konusu değildir. Bu buyrukta buna delil olan husus şudur: Yüce Allah, kendi Kerim zatı hakkında, ulvi ve süfli âlemi bütünü ile kendisinin yaratmış olduğunu ve kendisinin her şeye vekil olduğunu haber vermektedir. Vekilin, üzerinde vekil olduğu şeyleri tam anlamı ile bilmesi ve O’nun her türlü tafsilatı ile ilgili hususları kuşatması, eksiksiz bir vekillik için şarttır. Aynı şekilde vekil olduğu şey üzerinde de tam bir kudrete sahip olmalıdır ki onda tasarruf edebilme imkânını bulsun. Yine üzerinde vekil olduğu şeyi koruyabilmelidir de. Aynı şekilde tasarruf şekillerini tam anlamı ile bilmesi ve bütün bu tasarruflarında hikmetli olması da gerekir ki en uygun şekilde tasarrufta bulunsun ve onların işlerini idare etsin. Bütün bunlar olmaksızın tam bir vekillik söz konusu olamaz. Bunlardan ne kadarı eksik olursa, bu da vekillikte o kadar eksiklik var demektir. Açıkça bilinen gerçek şudur ki; Yüce Allah, bütün sıfatlarında herhangi bir eksiklikten münezzehtir. Kendisinin her şeye vekil olduğunu haber vermesi de bilgisinin her şeyi kuşattığını, kudretinin -bütün yaratıkları idaresi yönünde- kemal derecesinde olduğunu, tedbirinin de hikmetinin de kemal derecesinde olduğunu göstermektedir ki O, bu hikmeti gereğince her bir şeyi yerli yerince koyar.
63. “Göklerin ve yerin” bilgisinin ve idaresinin “anahtarları yalnız O’nundur.”“Allah'ın insanlara göndereceği herhangi bir rahmeti engelleyebilecek yoktur, O’nun engellediğini de salıverecek yoktur. O, Azîzdir, Hakîmdir.”(Fâtır, 35/2) Yüce Allah, kalpleri kendisine karşı tazim ile doldurmayı gerektirecek şekilde azametini açıkladıktan sonra, meseleyi tersyüz ederek Yüce Allah’ı hakkıyla takdir edemeyenlerin halini de dile getirip şöyle buyurmaktadır:“Allah’ın” kesin hakkı ve dosdoğru yolu gösteren “âyetlerini inkâr edenlere gelince onlar, zarara uğrayanların ta kendileridir.” Çünkü onlar, kalplerin kendileri ile salâh bulacağı Allah’ın ulûhiyetini kabul edip yalnız O’na ihlâsla yönelmeyi; dillerin kendisi ile salâh bulacağı Allah’ı zikirle meşgul olmayı, azaların kendileri ile salâh bulacağı Allah’a itaati yitirmiş, bunun yerine kalpleri ve bedenleri bozan her bir şeye yönelmiş, nimet dolu cennetleri yitirip onun yerine can yakıcı azabı tercih etmiş kimselerdir.