Zümer Suresi 18. Ayet
Yığınlar · Mekke · Sure 39 · Ayet 18/75
ٱلَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُۥٓ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمْ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ
Ellezine yestemiunel kavle fe yettebiune ahseneh, ulaikellezine hedahumullahu ve ulaike hum ulul elbab.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar ki sözü dinlerler, sonra da en güzelini tatbık ederler, işte onlar Allahın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve işte onlardır o temiz akıllılar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
onlara ki, sözü dinler, sonra da en güzelini uygularlar. İşte onlar Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir, işte temiz akıllılar da onlardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(O kullarım ki) onlar söze (dikkatle) kulak verirler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlar Allahın kendilerine hidayet etdiği kimselerdir, işte bunlar temiz akıl saahibleri olanların ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(17-18) Tağuta ibadet etmekten kaçınıp gönülden Allah'a yönelenlere müjdeler var! O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele! İşte onlardır Allah'ın hidayetine mazhar olanlar ve işte onlardır akl-ı selim sahibi olanlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(şu) söylenen her sözü (dikkatle) dinleyen ve onların en güzeline uyan (kullarım)a: (çünkü) Allah'ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar (gerçek) akıl iz'an sahipleridir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar, sözü dinleyip en güzeline uyarlar. Onlar, Allah'ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimselerdir. Onlar, sağduyu sahibi olanlar onlardır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sözü duyarlar ve en güzeline bağlı kalırlar. Allah'ın doğru yola eriştirdikleri, işte onlardır. Sağduyulu olanlar da işte onlardır.
İbni Kesir
Onlar ki; sözü dinlerler de, en güzeline uyarlar. İşte bunlar; Allah'ın kendilerini hidayete eriştirdiği kimselerdir. Ve işte bunlar; akıl sahiblerinin kendileridir.
Gültekin Onan
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Tanrı'nın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sözü dinleyip de sözün en güzel olanı ile kötü olanını birbirinden ayıran ve içinde bulundurduğu faydalardan dolayı en güzeline uyanlar var ya, işte onlar güzel özellikler ile vasıflanan ve Yüce Allah'ın hidayetine muvaffak olan kimselerdir. Aynı zamanda onlar aklıselim kimselerdir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Onlar ki; sözü dinlerler de, en güzeline uyarlar. İşte bunlar; Allah´ın kendilerini hidayete eriştirdiği kimselerdir. Ve işte bunlar; akıl sahiblerinin kendileridir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
17- Tâğûta ibadet etmekten sakınan ve Allah’a yönelenler var ya işte onlara müjde vardır. O halde sen de müjde ver o kullarıma ki; 18- Onlar sözü dinleyip en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini doğru yola ulaştırdığı kimselerdir. İşte olgun akıl sahibi olanlar da onlardır.
17. Yüce Allah suçlü günahkarların cezasından bahsettikten sonra kendisine yönelenlerin halini ve mükâfatlarını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Tâğût’a ibadet etmekten sakınan...” buyruğunda geçen “tâğût”tan kasıt, Allah’tan başkasına ibadet etmektir. Yani tâğûta ibadet etmekten uzak durun, denmektedir. Bu ifade hikmeti sonsuz, her şeyi bilen Yüce Allah tarafından kullanılmış en güzel belirleyici ifadelerden birisidir. Çünkü buradaki övgü ancak tâğûta ibadet etmekten uzak duranları kapsamaktadır. Ayrıca “Allah’a” ibadet etmek ve dini yalnızca O’na halis kılmak sureti ile “yönelenler” ve böylelikle putlara ibadetten yüz çevirerek her şeyi bilen mutlak hakim Allah’a ibadete, şirk ve masiyetlerden tevhid ve itaate dönenlere “işte onlara” ölçüsünü ancak kendilerine bunu ikram edenin tespit edebileceği, vasıflarını da ancak O’nun bilebileceği çapta bir “müjde vardır.” Bu müjde, dünya hayatında güzel övgü, salih rüya, Allah tarafından Rabbani inâyete mazhar olmak gibi hususları da kapsar ki bu Rabbani inâyetin içerisine O’nun dünyada ve âhirette kendilerine ikramda bulunmayı irade buyurması da dahildir. Yine ölüm esnasında, kabirde ve kıyamet gününde de onlara müjde vardır. Bu müjdenin sonu ise Kerim olan Rabbin, cennette onlara lütfedeceği rızasının, iyilik, ihsan ve güvenin kendilerini sonsuza kadar kapsayacağına dair onlara vereceği müjdedir. Yüce Allah, onlar için bir müjde bulunduğu haberini verdikten sonra, peygamberine onlara bu müjdeyi vermesini de emretmekte, ayrıca hangi sıfatları ile bu müjdeye layık olduklarını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
18. “Onlar sözü dinleyip en güzeline uyarlar.” Burada söz, her türlü sözü kapsayacak şekilde cins/tür anlamındadır. Yani onlar, tercih edilmesi gerekenle kendisinden sakınılması gerekeni birbirinden ayırt etmek için sözü dinlerler. Doğruluktaki kararlılıklarının ve akıllılıklarının bir sonucu olarak da sözün en güzeline tâbi olurlar. Kayıtsız ve şartsız olarak sözlerin en güzeli de Allah’ın ve Rasûlünün kelâmıdır. Nitekim Yüce Allah bu sûrede şöyle buyurmaktadır:“Allah, sözün en güzelini, müteşabih, tekrar edilen bir kitap halinde indirmiştir...”(ez-Zümer, 39/23) Bu âyet-i kerimede bir incelik vardır ki o da şudur: Bu övülmeye değer kimselerin sözü dinleyip en güzeline tâbi oldukları haber verilince sanki şöyle bir soru sorulmuştur: Olgun akıl sahibi kimselerin sıfatlarını taşımamız için ve bir kimsenin onu tercih ettiği için olgun akıl sahiplerinden olduğunu bilebilmemiz için sözün en güzelini bilmenin bir yolu var mıdır?” Buna cevap olarak da şöyle denilmiş gibidir: Evet, sözün en güzeli Yüce Allah’ın şu buyruğu ile işaret ettiği sözdür:“Allah, sözün en güzelini, müteşabih, tekrar edilen bir kitap halinde indirmiştir.”“İşte onlar, Allah’ın kendilerini doğru yola” ahlâk ve amellerin en güzeline “ulaştırdığı kimselerdir. İşte olgun” temiz “akıl sahibi olanlar da onlardır.” Akıllarının ve güzel kararlılıklarının bir neticesi olarak onlar, güzel olanı da olmayanı da bilirler ve tercih edilmesi gerekeni başkasına tercih ederler. İşte aklın alâmeti budur, hatta aklın bunun dışında bir alâmeti de yoktur. Güzeli ile çirkini ile sözleri birbirinden ayırt edemeyen bir kimse, olgun akıl sahibi kimselerden olamaz. Yahut ayırt etmekle birlikte arzuları aklına galip geldiğinden dolayı, aklı arzusuna tâbi olup en güzel olanı tercih etmeyen bir kimsenin aklı da eksiktir.