Zuhruf Suresi 20. Ayet
Gösteriş · Mekke · Sure 43 · Ayet 20/89
وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَـٰنُ مَا عَبَدْنَـٰهُم ۗ مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ
Ve kalu lev şaer rahmanu ma abednahum, ma lehum bi zalike min ilmin in hum illa yahrusun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Zuhruf Suresi 20. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bir de dediler ki Rahman dilese idi biz onlara tapmazdık, bu babda onların bir ılimleri yoktur sade atıyorlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de dediler ki: "Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık." Bu hususta onların bir bilgileri yoktur, sadece atıyorlar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Dediler ki: "Eğer o çok esirgeyici (Allah) dileseydi biz bunlara tapmazdık". Onların buna dair hiçbir bilgisi yokdur. Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve dediler ki: "Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık." Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalıyorlar.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bir de dediler ki: "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık." Aslında onların ciddi bir bilgileri yoktur. Onlar sırf kafadan atıyorlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." Onların bundan yana hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar.'
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onlar hala: "Rahman dilemiş ol(ma)saydı biz onlara asla tapmazdık!" diyorlar. (Ama) onlar (Rahman'ın) böyle bir şey (istediği) hakkında bilgi sahibi değiller. Onlar sadece zannediyorlar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara kulluk etmezdik, dediler. Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
"Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Dediler ki: "Bağışlayan dileseydi, onlara hizmet etmezdik!" Oysa bu konuda bilgileri yoktur; yalnızca yakıştırıyorlar.
İbni Kesir
Ve derler ki: Eğer Rahman dilemiş olsaydı; biz, onlara ibadet etmezdik. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnız yalan söyleyip dururlar.
Gültekin Onan
Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." Onların bundan yana hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar'.
Rowad Tercüme Merkezi
"Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." dediler. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.
Şaban Piriş
Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik, dediler. Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.
Ali Özek ve diğerleri
Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlar kaderi bahane ederek şöyle derler: "Eğer Allah, bizim meleklere ibadet etmememizi isteseydi, biz onlara ibadet etmezdik. O'nun bizden meleklere ibadet etmemizi istemesi O'nun rızasına delildir." Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَقَالُوا | قول | وتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك. | |||
| لَوْ | لو | أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية. | |||
| شَاءَ | شيأ | من المشيئة، وهي: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| ٱلرَّحْمَٰنُ | رحم | الذي وسعت رحمته جميع الخلق؛ برهم وفاجرهم مؤمنهم وكافرهم، وهو من أسماء الله الحسنى الخاصة به سبحانه. | |||
| مَا | ما | نافية غير عاملة. | |||
| عَبَدْنَٰهُم | عبد | عبادة الطاغوت: الخضوع له. | |||
| مَّا | ما | نافية تعمل عمل "ليس". | |||
| لَهُم | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| بِذَٰلِكَ | ذا | ذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد المذكر. | |||
| مِنْ | مِن | من التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا. | |||
| عِلْمٍ | علم | علم: حجة أو دليل أو إثبات. | |||
| إِنْ | إن | حرف نفي بمعنى "ما" النافية يعمل عمل "ليس". | |||
| هُمْ | هم | ضمير الغائبين. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| يَخْرُصُونَ | خرص | يلقون القول عن ظن وتخمين لا عن علم ويقين. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{شَاءَ} مد متصل {عَبَدْنَاهُمْ} قلقلة في الدال {مَا لَهُمْ بِذَلِكَ} إخفاء
شفوي {مِنْ عِلْمٍ} {إِنْ هُمْ} فيهما إظهار حلقي في النون مع العين.