Yûsuf Suresi 81. Ayet
Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 81/111
ٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيكُمْ فَقُولُوا۟ يَـٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَـٰفِظِينَ
Irciu ila ebikum fe kulu ya ebana innebneke serak, ve ma şehidna illa bima alimna ve ma kunna lil gaybi hafizin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yûsuf Suresi 81. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Siz dönün babanıza da deyin ki ey bizim babamız, inan oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şehadet ediyoruz yoksa gaybin hafızları değiliz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Siz dönün de babanıza deyin ki: "Ey babamız, inan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz, yoksa gaybın bekçileri değiliz.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Siz dönün, babanıza da deyin ki: — Ey pederimiz, oğlun, inan ki, (zaahiri emre nazaran) hırsızlık etdi. Biz bildiğimizden başkasına şahidlik yapmadık. Gaybın bekçileri de değildik".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Babanıza dönün, deyin ki: "Ey babamız, oğlun hırsızlık etti! Biz ancak bildiğimize şahidlik ettik (tasın, onun yükünden çıktığını gördük, ötesini bilmiyoruz), Biz gizliyi bilenler değiliz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Siz dönün, babanıza deyin ki: "Sevgili babamız, bizler farkına varmadan oğlun inan ki hırsızlık etmiş. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. (Söz verdiğimiz zaman, bu durumun ortaya çıkacağını nereden bilebilirdik?)Gayb bize emanet edilmiş değil ki!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Dönün babanıza ve deyin ki: '-Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Size gelince) siz babanıza dönüp gidin ve ona "Ey babamız!" deyin, "Oğlun hırsızlık yaptı; fakat biz bildiğimizden, gördüğümüzden başkasına şahit değiliz; ve (sana söz vermiş olsak da onu) bizim göremeyeceğimiz (gizli) (tehlikelere) karşı da koruyamazdık.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: -Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Babanıza dönün ve şunu söyleyin: ‘Ey babamız! Aslında, oğlun hırsızlık yaptı. Oysa biz, yalnızca bildiğimiz kadarına tanıklık ettik. Gizli yapılan bir şeyi önleyemezdik!' "
İbni Kesir
Siz, babanıza dönün de deyin ki: Ey babamız; doğrusu oğlun hırsızlık etti. Ve biz bildiğimizden başka bir şey görmedik. Hem biz gaybın bekçileri de değildik.
Gültekin Onan
"Dönün babanıza ve deyin ki: "Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz."
Rowad Tercüme Merkezi
“Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.
Şaban Piriş
Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bildiğimizden başka bir şey görmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz.
Ali Özek ve diğerleri
Babanıza dönün ve deyin ki:«Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
En büyük kardeşleri şöyle dedi: Babanıza dönün ve deyin ki: Oğlun hırsızlık yaptı ve bu hırsızlığının cezası olarak Mısır'ın Aziz'i onu köle edindi. Biz ancak yükü arasında çıkan kabı gördüğümüze şahitlik edip onu haber verdik. Biz onun hırsızlık yapacağını bilmiyorduk. Eğer bunu bilseydik onu geri getirmek için sana söz vermezdik.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ٱرْجِعُوا | رجع | عودوا. | |||
| إِلَىٰ | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| أَبِيكُمْ | أبو | والدكم. | |||
| فَقُولُوا | قول | فتكلموا. والقول: معناه النطق بالكلام واللفظ به، فالمقول هو المنطوق والملفوظ به. وإن كان القول أعم من ذلك. | |||
| يَٰأَبَانَا | — | يا والدنا. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱبْنَكَ | بنو | ولدك. | |||
| سَرَقَ | سرق | سرق الشيء: أخذه في خفية دون أن يكون له حق فيه. | |||
| وَمَا | ما | ما: نافية غير عاملة. | |||
| شَهِدْنَا | شهد | أخبرنا خبرا مقرين ومعترفين به. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| عَلِمْنَا | علم | عرفنا وتيقنا. | |||
| وَمَا | ما | ما: نافية غير عاملة. | |||
| كُنَّا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لِلْغَيْبِ | غيب | الغيب: ما خفي واستتر ولم يستطع الناس إدراكه بحواسهم. | |||
| حَٰفِظِينَ | حفظ | ما كنا للغيب حافظين: ما كنا مطلعين عليه ولا عالمين به. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{ارْجِعُوا إِلَى أَبِيكُمْ فَقُولُوا} تكسر همزة الوصل من {ارْجِعُوا} عند
البدء بها؛ لأن ثالث الفعل مكسور، وفيها مد منفصل مرتين، وفي الميم مع الفاء إظهار
شفوي {يَاأَبَانَا إِنَّ} مد منفصل مرتين، يليهما حرف غنة مشدد، وباء {ابْنَكَ}
مقلقلة {وَمَا شَهِدْنَا إِلَّا} قلقلة في الدال، يليها مد منفصل {كُنَّا} غنة،
وحرف مد طبيعي.