Yûnus Suresi 11. Ayet
Yunus · Mekke · Sure 10 · Ayet 11/109
۞ وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ ۖ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَـٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
Ve lev yuaccilullahu lin nasiş şerresti'calehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezine la yercune likaena fi tugyanihim ya'mehun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yûnus Suresi 11. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer Allah, insanlara şerri onların hayır ivercesine ivdikleri gibi ivecek olsa idi ecellerini kendilerine yetiriverir idi fakat likamızı arzu etmiyenleri bırakırız tuğyanlarında körkörüne giderler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer Allah, insanlara şerri, hayrın gelmesini istemekte acele ettikleri gibi, çabuklaştırsaydı, ecellerini kendilerine getiriverirdi. Fakat Bize kavuşmayı arzu etmeyenleri bırakırız, azgınlıkları içinde körü körüne giderler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de alel'acele verseydi elbette onlara ecelleri hükmedilir, (hepsi helak olub gider) di. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları böyle azgınlıkları içinde serseri serseri dolaşmalarına meydan veriyoruz.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İnsanların, hayrı acele istemeleri gibi, Allah da onlara şerri acele verseydi, süreleri hemen bitirilmiş olurdu. Ama biz, bizimle buluşmayı ummayanları bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Eğer Allah insanların faydalarına olan şeyleri çabucak elde etmek istemelerinde verdiği gibi, müstehak oldukları şerri de çarçabuk verseydi derhal sonları gelir, helak edilirlerdi. Fakat Biz, huzurumuza çıkmayı arzu edip ummayanları, kendi hallerine bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Eğer Allah, onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları gibi, insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. İşte bize kavuşmayı ummayanları biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(İmdi), eğer, onların iyilik (olarak gördükleri şeyin kendilerine) ulaşmasını aceleyle istedikleri gibi, Allah da insanlara (günahları yüzünden hak ettikleri) şerri tezelden verseydi, onların sonu çarçabuk gelmiş olurdu! Ama Biz, Bizimle ergeç karşılaşacaklarına inanmayanları o kurumlu azgınlıkları içinde körcesine bocalayıp dururlarken kendi hallerine bırakırız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de çarçabuk verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah, insanların iyiliği ivedi olarak istedikleri gibi, kötülüğü de ivedi olarak verseydi, süreleri sona erdirilmiş olurdu. Bize kavuşacaklarını düşünmeyenleri, azgınlıkları içinde şaşkın bırakırız.
İbni Kesir
Eğer Allah insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de süratle verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. İşte Biz, Bize kavuşmayı ummayanları böyle azgınlıkları içinde bocalamaya terkederiz.
Gültekin Onan
Eğer Tanrı, onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları gibi, insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. İşte bize kavuşmayı ummayanları biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.
Rowad Tercüme Merkezi
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acilen verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi. (Helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Şaban Piriş
Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acilen verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Ali Özek ve diğerleri
Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde (kendi başlarına) bırakırız.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Eğer Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, insanların kızgınlık anında kendi nefislerine, evlatlarına ve malları aleyhine yaptıkları dualarını (beddualarını) kabul etmekte onların hayrı istedikleri dualarını kabul etmesinde acele ettiği gibi acele etseydi onlar helak olurlardı. Fakat yüce Allah, onlara mühlet verir ve O'na kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakır. Çünkü onlar Allah'ın cezalandırmasından korkmazlar ve O'nun vereceği sevabı da ummazlar. İşte yüce Allah, onları hesap günü kararsızlar, şaşırmışlar ve şüpheciler olarak (bırakıp) terk eder.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَوْ | لو | لو: أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية. | |||
| يُعَجِّلُ | عجل | يسرع. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| لِلنَّاسِ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه. وقد يطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| ٱلشَّرَّ | شرر | الأذى والسوء والفساد. | |||
| ٱسْتِعْجَالَهُم | عجل | تعجلهم في الأمر وطلبه على وجه السرعة. | |||
| بِٱلْخَيْرِ | خير | الخير: ما منه نفع وصلاح. | |||
| لَقُضِيَ | قضي | لأنهي. | |||
| إِلَيْهِمْ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| أَجَلُهُمْ | أجل | هلاكهم أو عقابهم المحدد وقته. | |||
| فَنَذَرُ | وذر | فنترك. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَرْجُونَ | رجو | لا يرجون لقاءنا: لا يخافون الحساب، ولا يرجون الثواب، ولا يؤمنون بيوم البعث والنشور. | |||
| لِقَاءَنَا | لقي | مثولهم لدينا. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى التعليل. | |||
| طُغْيَٰنِهِمْ | طغو | كفرهم. | |||
| يَعْمَهُونَ | عمه | يتحيرون، ويتخبطون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{لِلنَّاسِ} غنة في النون {اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ} إخفاء شفوي للميم
عند الباء {فَنَذَرُ} الراء مفخمة وما قبلها مرقق {لِقَاءَنَا} مد متصل
{يَعْمَهُونَ} مد عارض للسكون، وكذلك بقية الآيات في نهايتها عند الوقف.