Şûrâ Suresi 48. Ayet
Danışma · Mekke · Sure 42 · Ayet 48/53
فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا ۖ إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ۗ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ كَفُورٌ
Fe in a'redu fe ma erselnake aleyhim hafiza, in aleyke illel belagu, ve inna iza ezaknal insane minna rahmeten feriha biha, ve in tusibhum seyyietun bi ma kaddemet eydihim fe innel insane kefur.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Şûrâ Suresi 48. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yine aldırmıyorlarsa biz de seni üzerlerine mürakıb göndermedik a, sana düşen ancak tebliğdir fakat biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız vakıt onunla ferahlanır ise de kendi ellerinin takdim ettiği sebeblerle başlarına bir fenalık gelirse o vakıt insan hepsini unutan bir nankördür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yine de aldırmıyorlarsa Biz de seni üzerlerine gözcü göndermedik ya! Sana düşen sadece tebliğdir. Fakat Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman bununla sevinirse de; kendi ellerinin yaptıkları yüzünden başlarına bir fenalık gelirse o zaman da insan hepsini unutan bir nankör olur.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Eğer onlar (imandan) yine yüz çevirirlerse biz seni (zaten) onların üzerine bir bekçi göndermedik ya. Sana aid olan (vazife), tebliğden başkası değildir. Hakıykat biz insana tarafımızdan bir ni'met tatdırdığımız vakit o, bununla ferahlanır. Eğer onlara, kendi ellerinin öne sürdükleri (ihtiyarlariyle irtikab etdikleri) şeyler (günahlar) yüzünden, bir fenalık isaabet ederse o zaman da insan cidden bir nankördür.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, şımarır. Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık Biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör kesiliverir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ama onlar, (ey Peygamber, senden) yüz çevirip uzaklaşırlarsa (bil ki) Biz seni onların bekçisi olarak göndermedik. Sana düşen, yalnız (emanet edilen) mesajı iletmektir. Ve bakın, (Bizim mesajlarımıza yüz çevirmek, insan tabiatının zayıflığı ve kaypaklığından kaynaklanır; böylece,) Biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman onunla övünç duyar, ama kendi eliyle yaptıklarının sonucu olarak başına bir bela gelirse, o zaman, şükürden ne kadar uzak olduğunu gösterir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer sırt çevirirlerse, seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir[1] kesilir.
Tefsir / dipnot (1)
Nankör.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yine de yüz çevirirlerse, seni, onların üzerine gözetmen olarak göndermedik. Senin görevin, yalnızca bildirmektir. Aslında, insan, Bizden bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinir. Fakat kendi elleriyle yaptıklarının sonucu olarak bir kötülük dokunduğunda, insan, kesinlikle çok nankörleşir.
İbni Kesir
Eğer onlar yine yüz çevirirlerse; Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin vazifen, sadece tebliğdir. Gerçekten Biz, insana katımızdan bir rahmet tattırırsak; o bununla sevinir. Ama elleriyle işlediklerinden ötürü başlarına bir fenalık gelirse; işte o zaman insan, cidden pek nankördür.
Gültekin Onan
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan (pek) kafir kesiliverir.
Rowad Tercüme Merkezi
Eğer yüz çevirirlerse, seni onlar üzerine gözetleyici olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Eğer kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.
Şaban Piriş
Eğer sırt çevirirlerse, seni onlar üzerine gözetleyici olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.
Ali Özek ve diğerleri
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Rasul!- Eğer benim onlara emrettiklerime karşı yüz çevirirlerse bilesin ki biz, seni onların amellerini tutup denetleyen bir koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ yapmanı emrettiğim şeyleri tebliğ etmendir. Onların hesabı ise Allah'a aittir. Şurası muhakkak ki biz, insana kendimizden zenginlik, sıhhat gibi bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer beşerin başına yapmış olduğu günahlarının sebebi ile bir musibet ve bela geldiğinde şüphesiz o zaman insanın tabiatı Allah'ın nimetlerini inkâr edip şükretmemek ve Allah'ın hikmeti gereği takdir ettiğine hoşnutsuzluk duymaktır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَإِنْ | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| أَعْرَضُوا | عرض | الإعراض: الإبتعاد والتنحي والصدود. | |||
| فَمَا | ما | ما: نافية غير عاملة. | |||
| أَرْسَلْنَٰكَ | رسل | إرسال الرسول: تحميله الرسالة الإلهية للعمل بها ولتبليغها. | |||
| عَلَيْهِمْ | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| حَفِيظًا | حفظ | رقيبا مهيمنا. | |||
| إِنْ | إن | حرف نفي بمعنى "ما" النافية يعمل عمل "ليس". | |||
| عَلَيْكَ | على | "على": حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. "ك": ضمير مخاطب. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| ٱلْبَلَٰغُ | بلغ | التبليغ. | |||
| وَإِنَّا | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| إِذَا | إذا | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| أَذَقْنَا | ذوق | الإذاقة: الحمل على الذوق، والذوق: الإحساس العام الذي تشترك فيه جميع قوى الحس. | |||
| ٱلْإِنسَٰنَ | أنس | الذكر والأنثى من بني آدم. | |||
| مِنَّا | مِن | من: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| رَحْمَةً | رحم | الرحمة: نقيض العذاب. والرحمة صفة من صفات الله الثابتة له سبحانه وعلى الوجه الذي يليق به. وأصل الرحمة من المخلوق: رقة القلب والانعطاف ومنه الرحم لانعطافها على ما فيها. | |||
| فَرِحَ | فرح | سر وابتهج. | |||
| بِهَا | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء. | |||
| وَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| تُصِبْهُمْ | صوب | تنزل بهم. | |||
| سَيِّئَةٌ | سوأ | مصيبة أو مكروه. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| قَدَّمَتْ | قدم | قدمت: فعلت سابقا من معاصي واقترفت من آثام. | |||
| أَيْدِيهِمْ | يدي | جوارحهم، جمع يد. | |||
| فَإِنَّ | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱلْإِنسَٰنَ | أنس | الذكر والأنثى من بني آدم. | |||
| كَفُورٌ | كفر | ممعن في الكفر والجحود. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فَمَا أَرْسَلْنَاكَ} مد منفصل. وفي الوقف على {حَفِيظًا} يُبدل التنوين
ألفًا {وَإِنَّا إِذَا أَذَقْنَا} مد منفصل مرتين. وفي القاف قلقلة {الْإِنْسَانَ}
إخفاء حقيقي في النون مع السين {مِنَّا} غنة في النون المشددة {رَحْمَةً فَرِحَ}
إخفاء حقيقي في التنوين مع الفاء. وأيضا {وَإِنْ تُصِبْهُمْ} وفي {سَيِّئَةٌ
بِمَا} إقلاب {فَإِنَّ} غنة {الْإِنْسَانَ} إخفاء حقيقي.