Secde Suresi 25. Ayet
Secde · Mekke · Sure 32 · Ayet 25/30
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyameti fima kanu fihi yahtelifun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şimdi ihtilaf edib durdukları şeylerde hiç şübhesiz ki rabbın Kıyamet günü beyinlerini fasledecektir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi ihtilaf edip durdukları şeylerde şüphesiz ki, Rabbin kıyamet günü aralarında ayrıca hükmü verecektir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İhtilaf etmekde oldukları şeyler hakkında muhakkak ki Rabbin, (evet) O, kıyamet günü onların aralarında hükmedecekdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ayrılığa düştükleri konularda onların aralarında hükmedecektir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Senin Rabbin kıyametteki büyük duruşma günü ihtilaf ettikleri hususlarda onlar arasında kesin hükmü elbet verecektir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şüphesiz, senin Rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında 'hükmünü verip ayıracaktır'.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Şüphe yok ki Allah, ihtilaf ettikleri bütün konularda Kıyamet Günü insanlar arasında bir hüküm verecektir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Senin Rabb'in; kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasını ayırır.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunda kesin hükmünü verecek.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, Efendin; O, uyuşmazlığa düştükleri konularda, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aralarında yargı verecektir.
İbni Kesir
Ayrılığa düştükleri şeylerde; Rabbın, muhakkak ki kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
Gültekin Onan
Şüphesiz, senin rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında 'hükmünü verip ayıracaktır'.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Şüphesiz Rabbin, dünyada iken onların ihtilaf ettikleri hususlarda kıyamet günü hüküm verecek, hak ve batıl olanı açıklayacaktır. Herkese hak ettiğinin karşılığını verecektir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ayrılığa düştükleri şeylerde; Rabbın, muhakkak ki kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
23- Andolsun ki Biz Musa’ya da kitap verdik -o nedenle sen ona kavuşmaktan şüphe etme- ve onu İsrailoğulları için rehber kıldık. 24- Onlardan sabrettikleri zaman emrimiz uyarınca hidâyete ileten önderler çıkardık. Onlar âyetlerimize kesin olarak inanıyorlardı. 25- Şüphesiz Rabbin anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında Kıyamet günü aralarında bizzat hüküm verecektir.
23. Yüce Allah, kullarına kendisi ile öğüt vermiş olduğu âyetleri yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiği Kur’ân-ı Kerîm’i söz konusu ettikten sonra bu Kur’ân-ı Kerîm’in daha önceleri benzeri olmayan bir kitap, onu getirenin de kendisinden önce benzeri gelmedik bir peygamber olmadığını hatırlatmaktadır:“Andolsun ki Biz Musa’ya da kitap verdik.” Bu ise Kur’ân-ı Kerîm’i tasdik eden Tevrat’tır. Kur’ân da onu tasdik etmiştir. O bakımdan her ikisinin ihtiva ettiği hak hususlar birbirine mutabıktır, her ikisinin delilleri de kesindir. “O nedenle sen ona kavuşmaktan şüphe etme.” Çünkü hakkın delilleri ile apaçık belgeleri ardı arkasına gelmiştir. Dolayısı ile şüphe ve terettüde yer kalmamıştır. “Ve onu” yani Musa’ya vermiş olduğumuz kitabı “İsrailoğulları için” dinlerinin gerek itikat gerek fürua ait hususlarında hidâyet bulacakları bir “rehber kıldık.” Onun şer’î hükümleri, İsrailoğulları arasında o zamana uygun idi. Bu Kur’ân-ı Kerîm’i ise Allah, bütün insanlar için bir rehber kılmıştır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, Kıyamet gününe kadar gelecek bütün insanların din ve dünyalarında hidâyet yolunun göstericisidir. Bu ise Kur’ân-ı Kerîm’in mükemmelliği ve yüceliği dolayısıyladır:“Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta çok yücedir, çok hakimdir (pek büyük hikmetlerle doludur.)”(ez-Zuhruf, 43/4)
24. “Onlardan” İsrailoğullarından “sabrettikleri zaman emrimiz uyarınca hidâyete ileten önderler çıkardık.” Yani şeriatın hidâyet yollarını bilen, hem kendileri hidâyet üzere bulunan, hem de bu hidâyet ile başkalarını hidâyete ileten kimseler çıkardık. Üzerlerine indirilen kitap, hidâyetin kendisidir. Aralarından bu kitaba iman edenler de iki kısım idiler: Bir kısmı, Allah’ın emri ile hidâyete ileten önderlerdi, diğer kısmı ise onlar vasıtası ile hidâyet bulan ve onlara uyan kimselerdi. Birinci kısım nübüvvet ve risalet derecesinden sonra en üstün derecededir. Bu da sıddîklar derecesidir. Onlar, bu üstün dereceye ancak “sabrettikleri zaman” ulaşabilmişlerdir. Yani öğrenmeye, öğretmeye, Allah yoluna davete, O’nun yolunda eziyetlere katlanmaya devam edip nefislerini masiyetlere ve şehvetlere dalmaktan dizginledikleri için layık olabilmişlerdir. Bir de “onlar âyetlerimize kesin olarak inanıyorlardı.” Allah’ın âyetlerine imanları, yakîn derecesine ulaşmıştı. Yakîn ise ameli gerektiren hal ve eksiksiz ilim demektir. Onlar, yakîn derecesine ancak sağlıklı bir bilgi sahibi oldukları için ve öğrendikleri meselelerin yakîn ifade eden delillerine dayanarak öğrendikleri için ulaşabilmişlerdir. Bu nedenle meseleleri öğrenmeye ve pek çok delillerle onları delillendirmeye devam ettiler ta ki bu dereceye ulaştılar. O halde dinde önderlik makamına sabır ve yakîn ile nail olunur.
25. Diğer taraftan İsrailoğullarının hakkında anlaşmazlığa düştükleri birtakım meseleler de vardır. Onlardan kimisi bu hususlarda hakkı bulmuş, kimisi de yanılarak ya da kasten haktan sapmış ve hataya düşmüştür. Yüce Allah bu hususta da şöyle buyurmaktadır:“Anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında bizzat hüküm verecek” olan Allah’tır. Bu Kur’ân, İsrailoğullarına hakkında anlaşmazlığa düştükleri bazı hususları anlatmaktadır. Aralarında meydana gelen her bir ihtilaftaki iki görüşten doğru olanı, Kur’ân-ı Kerîm’de doğru olduğu belirtilendir. Bunun dışında kalıp da ona muhalif olan ise batıldır.