Secde Suresi 21. Ayet
Secde · Mekke · Sure 32 · Ayet 21/30
وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Ve le nuzikannehum minel azabil edna dunel azabil ekberi leallehum yerciun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Secde Suresi 21. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azabdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Biz, o en büyük azabdan önce de onlara mutlakaa yakın azabdan tatdıracağız. Taki ric'et etsinler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O kafirlerin dönüş yapmaları ümidiyle, onlara en büyük azaptan önce, dünyada açlık, musibet, esaret, ölüm gibi peşin bir azap tattıracağız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Fakat o şiddetli azab(a onları mahkum etme)den önce belki (pişman olup) yollarını düzeltirler diye hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Onlara, büyük azaptan[1] önce, daha yakın[2] olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.[3]
Tefsir / dipnot (3)
Ahiret.
Dünya.
Belki akıllarını başlarına alırlar, gerçeği kavrarlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Büyük cezadan önce, yakın cezayı kesinlikle tattıracağız; belki dönerler diye.
İbni Kesir
Belki dönerler diye andolsun ki onlara büyük azabdan önce de mutlaka yakın azabdan tattıracağız.
Gültekin Onan
Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da tattıracağız.
Rowad Tercüme Merkezi
Andolsun ki biz onlara –belki dönerler diye- en büyük azaptan önce yakın azaptan mutlaka tattıracağız.
Şaban Piriş
Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın (dünyada) bir azap tattıracağız.
Ali Özek ve diğerleri
En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Rablerine itaatsizlik eden bu yalancılar eğer tövbe etmezlerse; ahirette kendileri için hazırlanmış büyük azaptan önce dünyada, onlara sıkıntı ve belalar veririz. Umulur ki Rablerine itaat etmeye dönerler.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَنُذِيقَنَّهُم | ذوق | الإذاقة: الحمل على الذوق، والذوق: الإحساس العام الذي تشترك فيه جميع قوى الحس. | |||
| مِّنَ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| ٱلْعَذَابِ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| ٱلْأَدْنَىٰ | دنو | العذاب الأدنى: البلاء والمحن والمصائب الدنيوية. | |||
| دُونَ | دون | قبل. | |||
| ٱلْعَذَابِ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| ٱلْأَكْبَرِ | كبر | العذاب الأكبر: عذاب الآخرة. | |||
| لَعَلَّهُمْ | لعل | لعل: حرف نصب يحتمل معاني التعليل أو التوقع أو الترجي غالبا. | |||
| يَرْجِعُونَ | رجع | يعودون ويتوبون من ذنوبهم. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ} غنة في النون المشددة، يليها إدغام تماثل
صغير في الميمين. وفي دال {الْأَدْنَى} قلقلة.