Rûm Suresi 48. Ayet
Roma · Mekke · Sure 30 · Ayet 48/60
ٱللَّهُ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرِّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُۥ فِى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ يَشَآءُ وَيَجْعَلُهُۥ كِسَفًا فَتَرَى ٱلْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَـٰلِهِۦ ۖ فَإِذَآ أَصَابَ بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦٓ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ
Allahullezi yursilur riyaha fe tusiru sehaben fe yebsutuhu fis semai keyfe yeşau ve yec'aluhu kisefen fe terel vedka yahrucu min hılalih, fe iza esabe bihi men yeşau min ibadihi iza hum yestebşirun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Rûm Suresi 48. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah odur ki rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar, derken onu Semada nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder, derken yağmuru görürsün aralarından çıkar, derken onu kullarından kimlere dileyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri gülüverir,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allah Odur ki rüzgarları gönderir de onlar bir bulut kaldırırlar), derken (Allah) bunu gökde nasıl dilerse öylece serer. Onu parça parça da eder. Nihayet görürsün ki aralarından yağmur çıkıb durmakdadır. Artık onu kullarından kimi dilerse onlara nasıyb eder de onlar da hemen sevinirler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, rüzgarları gönderir, bulutu kaldırır; sonra onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; arasından yağmurun çıktığını görürsün. Derken, onu kullarından dilediğine uğratınca hemen sevinirler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah o azamet sahibidir ki rüzgarları gönderir, rüzgarlar bulutları kaldırır. Sonra o bulutları gökte dilediği gibi yayar ve parça parça dağıtır. Bir de bakarsın ki aralarından yağmur akıp duruyor! Derken onu kullarından dilediklerine ulaştırınca, derhal yüzleri gülüverir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bulutları yükseğe kaldırsın diye (umut) rüzgarlarını estiren O'dur! O, bulutları göklerin üzerine dilediği gibi yayar ve onları yarıp parçalar, böylece bulutların içinden yağmurların boşaldığını görürsün ve kullarından dilediğinin üzerine yağdırıp onları sevince boğar,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Rüzgarları gönderip, bulutları hareket ettiren, onu gökte istediği gibi yayan ve küme küme eden Allah'tır. Sonunda sen aralarından yağmurun çıktığını görürsün; kullarından dilediğine yağmuru indirdiği zaman onlar hemen sevinirler.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Allah, rüzgarı göndererek bulutları hareket ettirir. Sonra onu gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sonra onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Böylece kullarından dilediğine onu isabet ettirdiği zaman onlar sevinirler.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah, rüzgarları gönderir; böylece, bulutlara devinim yaptırır. Sonra, dilediği gibi onları gökte yayar ve parçalara ayırır. Ardından, onların arasından yağmurun çıktığını görürsün. Sonunda, dilediği kuluna ulaştırdığında, onları sevindirir.[341]
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: Rüzgarlar, yağmur bulutlarını aşılarlar. Denizlerin ve tüm suların üzerinde oluşan hava kabarcıkları rüzgarlar aracılığıyla yükselirler ve gökyüzündeki su buharı ile birleşerek yağmur bulutlarını oluştururlar. Rüzgarlar hava kabarcıklarını su buharı ile aşılamasaydı yağmur oluşamazdı.
İbni Kesir
Allah, O'dur ki; rüzgarları gönderip bulutları yürütür ve onları dilediği gibi gökte yayar ve kısım kısım yığar. Nihayet sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla onlar hemen seviniverirler.
Gültekin Onan
Tanrı, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.
Şaban Piriş
Rüzgarları gönderip, bulutları hareket ettiren, onu gökte istediği gibi yayan ve küme küme eden Allah’tır. Sonunda sen aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Kullarından dilediğine yağmuru indirdiği zaman onlar hemen sevinirler.
Ali Özek ve diğerleri
Allah O’dur ki, rüzgârları gönderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Rüzgârları yollayıp gönderen Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'dır. Bu rüzgârlar bulutları hareket ettirir ve gökyüzünde az ya da çok olarak dilediği gibi yayar ve parça parça kılar. -Ey İnsan!- Yağmurun bulutların arasından çıktığını görürsün. Kullarından dilediğine yağmuru indirdiği zaman, kendileri ve hayvanları için ihtiyaç duydukları şeylerin yağmurun akabinde yeryüzünde filizlenmesi ile Allah'ın kendilerine bahşettiği bu rahmeti ile sevinirler.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| ٱلَّذِي | الذي | الذي: اسم موصول للمفرد المذكر، عاقلا كان أو غير عاقل. | |||
| يُرْسِلُ | رسل | يبعث. | |||
| ٱلرِّيَٰحَ | روح | جمع ريح، وهو الهواء المتحرك في الطبقات المحيطة بالأرض. | |||
| فَتُثِيرُ | ثور | تثير سحابا: تهيجه وتحركه. | |||
| سَحَابًا | سحب | السحاب: غيوم أمطرت أم لم تمطر. | |||
| فَيَبْسُطُهُ | بسط | فيوسعه. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلسَّمَاءِ | سمو | السماء، مصدر سما، وهي: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، وله أبواب تُفَتَّح. | |||
| كَيْفَ | كيف | شرطية غير جازمة بمعنى "كما". | |||
| يَشَاءُ | شيأ | من المشيئة، وهي: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| وَيَجْعَلُهُ | جعل | ويصيره. | |||
| كِسَفًا | كسف | قطعا، جمع كسفة. | |||
| فَتَرَى | رأي | فتبصر وتشاهد. | |||
| ٱلْوَدْقَ | ودق | المطر. | |||
| يَخْرُجُ | خرج | يظهر. | |||
| مِنْ | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| خِلَٰلِهِ | خلل | يخرج من خلاله: من فتوقه ومخارجه. | |||
| فَإِذَا | إذا | إذا: ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| أَصَابَ | صوب | أصاب به: منحه وأعطاه. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| مَن | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| يَشَاءُ | شيأ | من المشيئة، وهي: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| مِنْ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| عِبَادِهِ | عبد | خلقه. | |||
| إِذَا | إذا | ظرف زمان يتضمن معنى الشرط. | |||
| هُمْ | هم | ضمير الغائبين. | |||
| يَسْتَبْشِرُونَ | بشر | ينتظرون الخير. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ} إخفاء حقيقي في التنوينن مع الفاء. وقلقلة في الباء.
وفيها صلة الهاء {السَّمَاءِ} مد متصل، وكذا {يَشَاءُ} {وَيَجْعَلُهُ} فيها صلة
الهاء {كِسَفًا فَتَرَى} إخفاء حقيقي في التنوين مع الفاء {الْوَدْقَ} قلقلة في
الدال {خِلَالِهِ} صلة قصيرة {فَإِذَا أَصَابَ} مد منفصل {بِهِ} صلة قصيرة {مَنْ
يَشَاءُ} إدغام بغنة في النون مع الياء، ومد متصل {مِنْ عِبَادِهِ إِذَا هُمْ}
إظهار حلقي، يليه صلة كبرى وصلًا وتحذف وقفًا.