Nisâ Suresi 131. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 131/176
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَنِيًّا حَمِيدًا
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve lekad vassaynallezine utul kitabe min kablikum ve iyyakum enittekullah. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu ganiyyen hamida.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de "Allah'a karşı gelmekten sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkar ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, zengindir, övülmeye layıktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allahındır bütün göklerdeki, yerdeki, celalim hakkı için sizden evvel kitab verilenlere de tavsıye ettik size de ki Allahdan korkun ve eğer tanımamazlık ederseniz haberiniz olsun ki Allahındır bütün göklerdeki ve yerdeki ve Allah bir ganiy, hamid bulunuyor.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ındır göklerde ve yerde ne varsa. Andolsun ki, sizden önce kitap verilenlere de, size de: "Allah'tan korkun!" diye tavsiye etmiştik. Bununla birlikte inkar ederseniz biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah her şeyden müstağni ve övülmeye layıktır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır. Andolsun ki biz sizden evvel kendilerine kitab verilenlere de, size de, "Allahdan korkun" diye tavsiye etmişizdir. Eğer tanımayıb küfrederseniz şübhesiz ki göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır. Allah, her şeyden müstağnidir, asıl hamd-ü sena da Onadır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Sizden önce Kitap verilenlere de, size de "Allah'tan korkun!" diye tavsiye ettik. Eğer inkar ederseniz, (bilin ki) göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah, zengindir, övgüye layıktır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ın mülküdür. Biz gerçekten, hem sizden önce Ehl-i kitaba, hem de size, Allah'a karşı gelmekten sakınmanızı emrettik. Eğer inkara sapıp nankörlük ederseniz bilesiniz ki göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah ganidir, hamiddir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, bütün övgülere layık olan O'dur).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamd'e layık olandır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve göklerde ve yerde olan her şey Allaha aittir. Biz, hem sizden önce vahiy verilenlere, hem de size Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olmanızı emretmişizdir. Eğer Onu inkar ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olan her şey Allaha aittir ve Allah kendi kendine yeterlidir, övülmeye layık olandır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. Eğer küfrederseniz bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir. Hamde layık olandır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Ant olsun, sizden önce Kitap verilenlere ve size Allah'a karşı takvalı olun diye tavsiyede bulunduk. Eğer kafirlik ederseniz, göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan, Övgüye Değer Yegane Varlık yalnızca Allah'tır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Gerçek şu ki, sizden önce kitap verilenlere ve size şu öğüdü verdik: "Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Nankörlük ederseniz, kuşkusuz, göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Çünkü Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır!"
İbni Kesir
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Andolsun ki; senden önce kendilerine kitab verilenlere de size de hep; Allah'dan korkun, diye tavsiye ettik. Küfür ederseniz; muhakkak ki göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Allah; Gani ve Hamid olandır.
Gültekin Onan
Göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Tanrı'dan korkup sakının" diye tavsiye ettik. Eğer küfrederseniz, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Tanrı, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamda layık olandır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Göklerde, yerde ve ikisinin arasında her ne varsa hepsinin mülkü yalnızca Allah’a aittir. Yahudi ve Hristiyan olan ehlikitap'tan ve sizlerden de Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınacağınıza dair söz aldık. Bu sözünüzü inkâr ederseniz kendinizden başkasına bir zarar veremezsiniz. Allah’ın sizin ibadetlerinize ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nun mülküdür. O'nun hiçbir mahlukatına ihtiyacı yoktur. O bütün sıfatları ve fiilleriyle övülmüştür.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah´ındır. Andolsun ki; senden önce kendilerine kitab verilenlere de size de hep; Allah´dan korkun, diye tavsiye ettik. Küfür ederseniz; muhakkak ki göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah´ındır. Allah; Gani ve Hamid olandır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
131- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Andolsun ki sizden evvel kendilerine kitap verilenlere de size de: Allah’a karşı takvalı olun, diye emrettik. Eğer nankörlük ederseniz/küfre saparsanız şüphesiz göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah Ganîdir, Hamîddir. 132- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.
131. Yüce Allah geniş, kapsamlı ve azametli mülkünden haber vermektedir. Bu mülk, O’nun her türüyle yönetim ve idare sahibi olmasını, kaderî ve şer’î her türlü tasarrufta bulunmasını gerektirir. Öncekilere de sonrakilere de, ilk gelen kitap ehline de sonra kendilerine kitap verdiği kimselere de emir ve yasakları ihtiva eden ve bunlara riayeti gerektiren takvâ emrini vermesi de O’nun şer’î tasarrufunun bir tecellisidir. Ahkâmı teşri etmesi, bu emrin gereğini yerine getirenleri mükâfatlandırması, onu ihmal edip riâyet etmeyenleri de can yakıcı bir azapla cezalandırması da bu tasarrufun kapsamı içerisindedir. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Eğer” Allah’a karşı takvâyı terk etmek sureti ile “nankörlük ederseniz/küfre saparsanız” ve Allah’a, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşarsanız şüphesiz siz böyle yapmakla ancak kendinize zarar vermiş olursunuz. Allah’a hiçbir zarar veremeyeceğiniz gibi O’nun mülkünü eksiltmiş de olamazsınız. O’nun sizden daha hayırlı, daha üstün ve daha çok kulları vardır. Hepsi de O’na itaat ederler, O’nun emrine boyun eğerler. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer küfre saparsanız/nankörlük ederseniz şüphesiz göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah Ganîdir” Yani harcamanın eksiltmediği, infakın azaltmadığı, gece ve gündüz bol bol ihsanda bulunduğu rahmetinin hazinelerinden sadır olan kuşatıcı, kapsamlı ve kamil bir cömertlik ve ihsan sahibidir. Eğer göklerde ve yerde bulunan herkes başından sonuna kadar bir araya gelip de onların her birisi isteyebildiği her şeyi istese ve Allah da onların isteklerini verse bu bile O’nun mülkünü eksiltmez. Çünkü O Cevad’dır, Vâcid’dir, Mâcid’dir (cömertir, ihsanı bol olandır, en üstün şerefli olandır). O’nun ihsan ve bağışı da bir kelimedir, azabı da bir kelimedir. Zira O bir şeyi diledi mi ona sadece:“Ol” der, o da oluverir. Bütün sıfatlarının kâmil olması da O’nun Ğanî (hiçbir şeye muhtaç olmayan, zengin) oluşunun bir gereğidir. Çünkü eğer O, herhangi bir bakımdan eksik olmuş olsaydı O’nda o eksikliği tamamlamaya yönelik bir çeşit muhtaçlık söz konusu olurdu. Aksine O, her türlü kemal sıfatına sahiptir. Bu sıfatın da kemaline sahiptir. O’nun Ğanî oluşunun kemal derecede olmasının bir tecellisi de eş ve çocuk edinmemesi, mülkünde ortağının, yardımcısının bulunmaması, mülkünün idaresinin hiçbir alanında bir yardımcıya muhtaç olmamasıdır. Ulvi ve sufli alemin bütün hal ve durumlarında Allah’a muhtaç olmaları, küçük büyük bütün ihtiyaçlarını O’ndan istemeleri de O’nun Ğanî oluşunun kemal derecesinde olmasından dolayıdır. İşte bu sıfatının bir tecellisi olarak O, bütün bu istekleri, dilek ve ihtiyaçları yerine getirmiş, onları varlıklı kılmış, ihtiyaçtan kurtarmış, lütfu ile onlara ihsanda bulunmuş ve onları hidayete iletmiştir. “Hamîddir” Bu da şanı Yüce Allah’ın üstün ve şerefli isimlerinden birisi olup O’nun, her türlü hamde, sevgiye, övgü ve ikrama layık ve hak sahibi olduğunu ifade etmektedir. Çünkü cemal ve celâl sıfatlarını ihtiva eden hamd sıfatları ile muttasıf olmasından ve bütün yaratıklarına uçsuz bucaksız nimetleri ihsan etmiş olmasından ötürü O, her durumda hamde ve övgüye layık olandır. “Ğanî ve Hamîd” şerefli isimlerinin yanyana gelmesi ne kadar da güzeldir! O, hiçbir şeye muhtaç olmayan Ğani’dir ve her türlü övgüye layık olan ve övülen Hamid’dir. O, hem Ğanî olma yönünden kemal derecesindedir, hem de Hamîd olma yönünden kemal derecesindedir. Bu iki ismin bir arada bulunması da ayrı bir kemal derecesini ifade eder. 132. Daha sonra Yüce Allah yine mülkünün, göklerde ve yerde bulunan her şeyi kuşattığını ve kendinsin her şeyin “vekil”i olduğunu tekrarlamaktadır. Yani O, her şeyin idaresini bilen ve bunu hikmete uygun bir şekilde gerçekleştirendir. Bu da “vekil” oluşun kemal derecesidir. Çünkü bir şeye vekil olmak, hem üzerinde vekil olunan şeyi bilmeyi, hem de onu yerine getirme ve idare etme kudretine sahip olmayı gerektirir. Ayrıca bu idarenin, hikmet ve maslahata uygun olması da gerekir. Bunlardan herhangi birisi eksik olursa bu, “vekil”in eksikliğini gösterir. Allah ise her türlü eksiklikten münezzehtir. Yani O, kâmil kudrete sahip ve üzerinizde etkin iradeye sahip, Ğanî ve Hamîd olandır.