Neml Suresi 18. Ayet
Dişi Karınca · Mekke · Sure 27 · Ayet 18/93
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَـٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَـٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletun ya eyyuhen nemludhulu mesakinekum, la yahtımennekum suleymanu ve cunuduhu ve hum la yeş'urun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Neml Suresi 18. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: ey karıncalar, haydin meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu sizi farketmiyerek kırıp geçirmesin
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hatta karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Haydi, yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farketmeyerek sizi kırıp geçirmesin."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Hatta Karınca Vadisi üzerine geldikleri zaman (dişi) bir karınca dedi ki: "Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, sizi kırmasın"!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca: "Ey karıncalar" dedi, "yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Derken Karınca vadisine geldiklerinde, onları gören bir karınca: "Ey karıncalar, haydin yuvalarınıza girin. Süleyman ve orduları, sizi fark etmeyerek ezip çiğnemesinler!" diye seslendi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Nitekim,) karınca(larla dolu bir) vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri: "Ey karıncalar!" diye bağırdı, "Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi ezip geçmesin!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Karınca Vadisine geldikleri zaman, bir karınca: -Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Nihayet Neml[1] Vadisi'ne geldikleri zaman, dişi bir neml: "Ey nemller! Meskenlerinize[2] girin, Süleyman ve orduları istemeyerek sizi kırıp geçirmesin." dedi.
Tefsir / dipnot (2)
Karınca.
Yerlerinize, yuvanıza.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonunda, karınca vadisine geldiklerinde, bir Dişi Karınca, şöyle dedi: "Ey karıncalar; yuvalarınıza girin! Süleyman ve orduları, ayırdında olmadan sizi ezip geçmesinler!"[307]
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: Birbirinden ayrı toplumlar biçiminde yaşayan karıncaların büyük çoğunluğu dişilerden oluşur. Erkek karıncalar, aşılama görevlerini yaptıktan sonra ölürler. Karıncaların da arılar gibi kendilerine özgü çok gelişmiş bir sosyal düzenleri vardır. Yiyecek bulmak görevini üstlenen öncü karıncalar, yiyecek buldukları yeri yitirmemek için, arkalarında koku salgıları bırakırlar. Algılama yetileri çok gelişmiş olan duyargaları, değişik ögeler salgılayan gövdeleri ve çıkardıkları seslerle aralarında eksiksiz bir iletişim kurarlar. Bir karıncanın kafasında, yaklaşık beş yüz bin sinir hücresi vardır. Olağanüstü duyarlı varlıklar olan karıncaların evlerin içine girmesini önlemek için yapılan bir yönü açık kutu biçimindeki karıncasavarların üzerinde, "Yerinden oynatılırsa, karıncalar kutuya asla girmez!" uyarısı yazılıdır.
İbni Kesir
Nihayet karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir karınca dedi ki: Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Süleyman ve orduları farkına varmadan sakın sizi ezmesin.
Gültekin Onan
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin."
Rowad Tercüme Merkezi
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca; “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler.” dedi.
Şaban Piriş
Karınca Vadisi'ne geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi.
Ali Özek ve diğerleri
Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Nihayet karınca vadisine (Şam'da bir yer) geldikleri zaman, karıncalardan bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler. Zira sizi fark ederlerse üzerinize basmazlar."
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| حَتَّىٰ | حتى | حرف ابتداء غير عامل. | |||
| إِذَا | إذا | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| أَتَوْا | أتي | مروا. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر بمعنى "إلى". | |||
| وَادِ | ودي | وادي النمل: قيل إنه بالشام، وقيل بالطائف، والوادي هو المنفرج بين الجبال أو التلال. | |||
| ٱلنَّمْلِ | نمل | النمل: واحدته النملة، وهي: حشرة صغيرة ضئيلة الجسم تعيش في جماعة متعاونة. | |||
| قَالَتْ | قول | تكلمت مخاطبة. | |||
| نَمْلَةٌ | نمل | النملة: حشرة صغيرة ضئيلة الجسم تعيش في جماعة متعاونة. | |||
| يَٰأَيُّهَا | — | يا: للنداء، أيها: وصلة لنداء ما فيه"أل"من الذكور مع التنبيه. | |||
| ٱلنَّمْلُ | نمل | النمل: واحدته النملة، وهي: حشرة صغيرة ضئيلة الجسم تعيش في جماعة متعاونة. | |||
| ٱدْخُلُوا | دخل | دخول المكان: المرور عبر مدخله والوصول إلى داخله. | |||
| مَسَٰكِنَكُمْ | سكن | المساكن: أماكن السكنى والإقامة. | |||
| لَا | لا | حرف نهي. | |||
| يَحْطِمَنَّكُمْ | حطم | لا يحطمنكم سليمان وجنوده: لا تمكنوهم من إهلاككم. | |||
| سُلَيْمَٰنُ | سليمان | سليمان: هو نبي الله سليمان بن نبي الله داود - عليهما السلام، آتاه الله العلم والحكمة، وعلمه منطق الطير، وسخر له الريح والجن، وآتاه ملكا لم يؤته أحدا من بعده. | |||
| وَجُنُودُهُ | جند | الجنود: الجيش والأنصار والأعوان، ويجمع أيضا على أجناد. | |||
| وَهُمْ | هم | هم: ضمير الغائبين. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَشْعُرُونَ | شعر | لا يشعرون: يحسون ويعلمون. والشعور: الإحساس بالشيء المفضي إلى العلم به. ومشاعر الإنسان حواسه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{حَتَّى إِذَا} مد منفصل {النَّمْلِ} غنة في النون المشددة {قَالَتْ} همس في
التاء {نَمْلَةٌ يَاأَيُّهَا} إدغام بغنة. يليه من منفصل {النَّمْلُ} غنة
{ادْخُلُوا} قلقلة في الدال {يَحْطِمَنَّكُمْ} غنة في النون المشددة {وَجُنُودُهُ}
صلة قصيرة