Nasr Suresi 1. Ayet
Yardım · Medine · Sure 110 · Ayet 1/3
إِذَا جَآءَ نَصْرُ ٱللَّهِ وَٱلْفَتْحُ
İza cae nasrullahi vel feth.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Gelip de Allahın nusreti ve feth
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allahın nusreti ve fetih gelince,
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği,
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah'ın yardım ve zaferi geldiği zaman,
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman,
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah'ın yardımı/zaferi ve fetih geldiği zaman.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman,
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah'ın Yardımı ve utku geldiğinde.
İbni Kesir
Allah'ın nusreti ve fetih geldiğinde,
Gültekin Onan
Tanrı'nın yardımı ve fetih geldiği zaman,
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Dinin için Allah’ın yardımı geldiği ve onu galip kılarak Mekke'nin fethi gerçekleştiği zaman.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Allah´ın nusreti ve fetih geldiğinde,
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde, 2- Ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde; 3- Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile! Şüphesiz O, tevbeleri çokça kabul edendir.
(Medine’de inmiştir. 3 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah adı ile.
1-3. Bu değerli sûrede hem bir müjde, hem bu müjdenin gerçekleşmesi esnasında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e yönelik bir emir hem de buna bağlı olarak bir işaret ve bir uyarı vardır. Müjde şudur: Allah, Rasûlüne zafer ve yardım ihsan edecek ve o da Mekke’yi feth edecektir. İnsanlar da Allah’ın dinine bölük bölük girecekler hatta onların pek çoğu daha önceleri onun düşmanı iken onun yakınları ve yardımcıları olacaktır. Gerçekten de verilen bu müjde gerçekleşmiştir. Emre gelince: Bu, Yüce Allah’ın zafer ve fethin gerçekleşmesinden sonra Rasûlüne bundan ötürü şükretmesini, Rabbini hamd ile tesbih ederek O’ndan mağfiret dilemesi yönündeki emirdir. İşarete gelince: Burada iki işaret söz konusudur. Birincisi, Allah Rasûlünün Allah’a hamd ile tesbih edip O’ndan mağfiret dilemeyi gerçekleştirdiğinde bu, dine yardımın ve zaferin devam edeceğine işarettir. Çünkü bu, Allah’a şükretmenin bir neticesidir. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki eğer şükrederseniz şüphesiz ben de size (nimetimi) artırırım.”(İbrahim, 14/7) Bu da raşid halifeler döneminde ve onlardan sonraki dönemlerde bu ümmet arasında görülmüş bir husustur. Allah’ın yardımı sürekli devam etmiş öyle ki İslâm, hiçbir dininin ulaşamayacağı noktaya ulaşmıştır. Bu dine girenler başka dinlere girenlerden daha çok olmuştur. Bu hal, bu ümmet Allah’ın emirlerine muhalefet edinceye kadar böylece devam etti. Bu muhalefetler ortaya çıkınca birlikleri parçalandı, güçleri dağıldı ve herkesçe bilinen sonuçlar ortaya çıktı. Bununla birlikte Yüce Allah’ın hem bu ümmete olan lütuf ve rahmeti, hem de bu dine olan lütuf ve rahmeti akla hayale gelmeyecek kadar çoktur. İkinci işarete gelince: Bu da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ecelinin yaklaşmış olduğudur. Bunun izahı da şöyledir: Onun ömrü faziletli bir ömürdür ki Allah da onun hayatına yemin etmiştir. Faziletli işlerin de mağfiret ile sona erdirilmesi alışılagelen bir husustur. Namaz, hac ve diğerlerinde olduğu gibi. Buna göre Yüce Allah’ın, Rasûlüne böyle bir durumda hamd ve istiğfârda bulunmayı emretmiş olması, onun ecelinin sona ermek üzere olduğuna bir işarettir. O halde Rabbine kavuşmaya hazırlansın, ömrünü yapabileceği en faziletli amellerle sonuçlandırsın. -Allah’ın salât ve selâmları üzerine olsun- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’ân-ı Kerîm’in bu buyruğunun gereğini yerine getirerek bu sözleri namazında çokça söyler, rükû ve secdelerinde:“ سبحانك اللهم ربنا وبحمدك اللهم اغفر لي : Allah’ım, Rabbimiz seni her türlü eksiklikten tenzih ederiz, Seni hamd ile anarız. Allah’ım, günahlarımı bağışla” derdi. Nasr Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***