Nahl Suresi 35. Ayet
Arı · Mekke · Sure 16 · Ayet 35/128
وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ ۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ
Ve kalellezine eşreku lev şaallahu ma abedna min dunihi min şey'in nahnu ve la abauna ve la harremna min dunihi min şey', kezalike fe alellezine min kablihim, fe hel aler rusuli illel belagul mubin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nahl Suresi 35. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bir de müşrikler dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız ondan başka hiç bir şey'e tapmazdık ve onsuz hiç bir şey tahrim etmezdik, bunlardan evvelkiler de böyle yaptılar, buna karşı peygamberin vazifesi ancak açık bir tebliğden ibarettir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de müşrikler Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız, O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nun emri olmadan hiçbir şeyi yasaklamazdık! dediler. Bunlardan öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberin görevi, açık bir tebliğden başka birşey değildir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Allaha) eş tutanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız kendisinden başka hiç bir şey'e tapmaz, Onsuz (Onun emri olmaksızın) hiç bir şey'i (nefsimize) haram kılmazdık". Kendilerinden evvelkiler de böyle yapdı. Peygamberlerin, üzerinde apaçık tebliğden başka (bir vazife) var mıdır?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Allah'a) ortak koşanlar, "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık!" dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Elçilere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bir de müşrikler dediler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız, Kendisinden başkasına ibadet etmez. Onun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık."Bunlardan öncekiler de böyle söylemiş, böyle yapmışlardı. O halde, peygamberlere açık bir tebliğden başka bir vazife düşer mi?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah'tan başkalarına tanrısal nitelikler yakıştıran kimseler: "Eğer Allah dileseydi," diyorlar, "ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmez, O'nun buyruğu hilafına hiçbir şeyi yasaklamazdık." Onlardan önce gelip geçen (inkarcılar) da tıpkı böyle demişlerdi; peki, bu durumda elçilere, (kendilerine indirilen mesajı) açık açık bildirmekten başka ne düşer?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şirk koşanlar, "Allah dilemiş olsaydı, O'ndan başka hiç bir şeye ne biz ne de atalarımız kulluk etmezdik. Onun izni olmadan bir şeyi haram kılmazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçiye düşen açıkça duyurmaktan başka bir şey midir?
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz onun yanı sıra başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık.[1]" dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda Resullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.
Tefsir / dipnot (1)
Bu ayetten de anlaşılyor ki: Dinde haram kılma hakkı yalnızca Allah'a aittir. Bu hakkı başkasında görmek şirktir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ortaklar koşanlar, şöyle dediler: "Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir de ayrıca, diğer şeylere hizmet etmezdik. O'nun bildirdiğinden başka hiçbir şeyi de yasaklamazdık!" Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Artık, elçilerin görevi, yalnızca apaçık bildirmek değil mi?
İbni Kesir
Şirk koşanlar dediler ki: Allah dileseydi; ne biz ne de babalarımız O' ndan başka bir şeye tapınırdık. O'nun emri dışında hiç bir şeyi haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de şöyle yapmışlardı. Peygambere apaçık tebliğden başka ne düşer?
Gültekin Onan
Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Tanrı dileseydi O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?
Rowad Tercüme Merkezi
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmezdik, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
Şaban Piriş
Şirk koşanlar, “Allah dileseydi, O’ndan başkasına ne biz ne de atalarımız ibadet ederdik. Onsuz hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Rasûllere düşen açıkça duyurmaktan başka bir şey midir?
Ali Özek ve diğerleri
Ortak koşanlar dediler ki: «Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.» Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi!
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah’tan başkasına ibadet ederek O'na ortak koşanlar ibadetleri için şöyle dediler: "Eğer Allah, bir tek O'na ibadet etmemizi ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamamızı dileseydi, ne biz, ne de bizden önce gelen atalarımız O'ndan başkasına asla ibadet etmezdik. Eğer bizden hiçbir şeyi haram kılmamamızı isteseydi, onları haram kılmazdık.” Geçmiş kâfirler de bunlar gibi batıl kanıtlar ileri sürdüler. Oysa peygamberlerin tek sorumluluğu kendisine tebliğ edilmesi emredilen şeyleri apaçık tebliğ etmektir. Nitekim onlar da kesinlikle tebliğ görevlerini kusursuz olarak yerine getirdiler. Allah onlara isteme ve seçim hakkı verdikten ve onlara peygamberler gönderdikten sonra, kâfirlerin kaderi mazeret/bahane olarak sunmaları yersizdir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَقَالَ | قول | وتكلم. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| أَشْرَكُوا | شرك | أشركوا بالله: جعلوا غيره شريكا له في ملكه. | |||
| لَوْ | لو | أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية. | |||
| شَاءَ | شيأ | المشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| مَا | ما | نافية غير عاملة. | |||
| عَبَدْنَا | عبد | عبادة الطاغوت: الخضوع له. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| دُونِهِ | دون | من دونه: غيره. | |||
| مِن | مِن | من التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا. | |||
| شَيْءٍ | شيأ | الشيء: لفظ عام يدل على كل موجود؛ لأن كل موجود يسمى شيئاً. | |||
| نَّحْنُ | نحن | ضمير المتكلمين مثنى وجمعا، ذكورا وإناثا. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| ءَابَاؤُنَا | أبو | والدينا أو أجدادنا. والآباء بالمد: الوالدون الذكور، وعلى هذا يدخل فيها الأجداد. جمع أب وهو الوالد. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| حَرَّمْنَا | حرم | ولا حرمنا الشيء: ولا جعلناه حراما أي ممنوعا بحكم شرعي. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| دُونِهِ | دون | من دونه: غيره. | |||
| مِن | مِن | من التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا. | |||
| شَيْءٍ | شيأ | الشيء: لفظ عام يدل على كل موجود؛ لأن كل موجود يسمى شيئاً. | |||
| كَذَٰلِكَ | ذا | أي مثل ذلك. وذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد. | |||
| فَعَلَ | فعل | عمل. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| قَبْلِهِمْ | قبل | قبل: ظرف للزمان، ويضاف لفظا أو تقديرا، وهو نقيض بعد. | |||
| فَهَلْ | هل | هل: حرف للاستفهام عن مضمون الجملة، والاستفهام هنا إنكاري. | |||
| عَلَى | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| ٱلرُّسُلِ | رسل | الرسل: جمع رسول، والرسول من الناس: إنسان أوحي إليه بشرع وأمر بتبليغه، فإن لم يؤمر فنبي فقط. والرسول من الملائكة: هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| ٱلْبَلَٰغُ | بلغ | التبليغ. | |||
| ٱلْمُبِينُ | بين | الواضح أو الموضح. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{شَاءَ} مد متصل {عَبَدْنَا} قلقلة في الدال {مِنْ دُونِهِ} إخفاء
حقيقي للنون في الدال. وفي الهاء صلة صغرى وصلًا {مِنْ شَيْءٍ نَحْنُ} إخفاء حقيقي
للنون مع الشين، وإدغام بغنة للتنوين مع النون. وفي الوقف على {شَيْءٍ} مد لين.
{وَلَا آبَاؤُنَا} مد منفصل، يليه مد بدل، ثم مد متصل {شَيْءٍ كَذَلِكَ} إخفاء
حقيقي في التنوين مع الكاف. ومثله {مِنْ قَبْلِهِمْ} في النون مع القاف.