Mâide Suresi 85. Ayet
Ziyafet · Medine · Sure 5 · Ayet 85/120
فَأَثَـٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُوا۟ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ
Fe esabehumullahu bima kalu cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve zalike cezaul muhsinin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Böyle demelerine mukabil Allah da kendilerine sevab olarak altından ırmaklar akan Cennetleri verdi, içlerinde muhalled kalmak üzere onlar ki işte muhsinlere mükafat odur
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böyle demelerine karşılık Allah da kendilerine mükafat olarak altlarından ırmaklar akan cennetleri içlerinde ebedi kalmak üzere verdi. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İşte Allahın onların (bu) söylediklerinden dolayı altından ırmaklar akan cennetleri — kendileri için ebedi kalıcı olmak üzere — onlara mükafat olarak ihsan etdi. Bu, iyi hareket edenlerin mükafatıdır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bu sözlerinden dolayı Allah onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler verdi. Güzel davrananların mükafatı işte budur!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Böyle demelerine mukabil, Allah onları, içinden ırmaklar akan ve ebedi kalacakları cennetlerle ödüllendirdi. İşte iyi hareket edenlerin mükafatı böyle olur!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve bu inançları karşılığı Allah onları, mesken edinecekleri, içinden ırmaklar akan hasbahçelerle ödüllendirecektir: bu, iyilik yapanların ödülüdür;
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Bu sözlerine karşılık olarak Allah, onlara içinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu iyi kimselerin mükafatıdır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Böyle söylemelerinden dolayı Allah da karşılık olarak içinden ırmaklar akan Cennetlerle ödüllendirdi. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. İşte muhsinlere[1] verilen karşılık budur.
Tefsir / dipnot (1)
İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Böylece, Allah, söylediklerinden dolayı, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetler verdi. Güzel davrananların karşılığı, işte budur.
İbni Kesir
Allah da onları dediklerinden dolayı; altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırdı. Orada temelli kalacaklardır. İşte ihsan edenlerin mükafatı budur.
Gültekin Onan
Böylelikle Tanrı, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah, iman etmeleri ve hakkı itiraf etmelerinden dolayı onları, köşklerinin ve ağaçlarının altından nehirler akan ve daimî kalacakları cennetlerle mükâfatlandırmıştır. İşte kayıtsız, şartsız hakka tabi olup, ona boyun eğen ihsan sahiplerinin mükâfatı budur.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Allah da onları dediklerinden dolayı; altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırdı. Orada temelli kalacaklardır. İşte ihsan edenlerin mükafatı budur.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
82- Andolsun insanlar arasında iman edenlere düşmanlıkta en şiddetli olanların yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin. İman edenlere sevgi bakımından en yakınlarının ise:“Biz hıristiyanlarız” diyenlerin olduğunu göreceksin. Bu, aralarında keşişlerin ve rahiplerin olmasından ve onların büyüklük taslamamalarındandır. 83- Peygambere indirileni işittiklerinde aşina oldukları haktan ötürü gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki:“Rabbimiz, iman ettik; artık bizi şahid olanlarla beraber yaz.” 84- “Rabbimizden bizi de salihler topluluğu ile birlikte kılmasını ümit edip dururken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim?” 85- Allah da söylediklerinden dolayı altlarından nehirler akan cennetleri, orada ebedi kalmak üzere onlara mükâfat olarak ihsan etmiştir. İşte ihsan sahiplerinin mükâfatı budur. 86- Kâfir olup âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, o çılgın ateşin ehlidirler.
82. Yüce Allah müslümanları dost edinmeye ve onları sevmeye daha yakın olan ve bu hususta daha uzak olan iki kesimi açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır:“Andolsun insanlar arasında iman edenlere düşmanlıkta en şiddetli olanların yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin.” Kayıtsız ve şartsız olarak bu iki kesim, insanlar arasında İslâm’a ve müslümanlara en büyük çapta düşmanlık besleyen, onlara zarar vermek için en büyük gayret ve çabaları ortaya koyan kimselerdir. Buna sebep ise kıskançlıklarından, inat ve küfürlerinden ötürü müslümanlara besledikleri ileri derecedeki öfkedir. “İman edenlere sevgi bakımından en yakınlarının ise: “Biz hıristiyanlarız” diyenlerin olduğunu göreceksin.” Yüce Allah, bunun çeşitli sebeplerini de söz konusu etmektedir: Bunlardan birisi: “Aralarında keşişlerin ve rahiplerin” bulunmasıdır. Yani kendilerini zühde veren ilim adamları ile manastırlarda ibadete çekilen abidlerin bulunmasıdır. İlim ile birlikte zühd ve aynı şekilde ibadet, kalbe incelik ve yumuşaklık veren, kalbin katılığını gideren hususlar arasındadır. Onlarda yahudilerin kabalıkları ile müşriklerin katılığı bulunmaz. Diğer bir sebep “onların büyüklük taslamamaları”dır. Yani bunlarda hakka bağlanıp itaat etmeye karşı bir büyüklük ve bir dikkafalılık yoktur. Bu da onların müslümanlara yakın olmalarını ve onları sevmelerini gerektirir. Çünkü alçak gönüllü bir kimse büyüklük taslayana göre hayra daha yakındır.
83. Bir diğer sebep de onların:“Peygambere indirileni işittiklerinde” yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirileni işittiklerinde bunun kalplerini etkilemesi ve bundan dolayı kalplerinin yumuşaması, gözlerinin de -kesin doğru olduğuna inandıkları hakkı işittiklerine uygun olarak- yaşla dolup taşmasıdır. Bundan dolayı onlar, hakka iman etmiş, onu ikrar etmiş ve:“Rabbimiz iman ettik, artık bizi şahit olanlarla beraber yaz” diye dua etmişlerdir. Burada sözü geçen “şahit olanlar” ise Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetidir. Allah’ın vahdaniyetine, peygamberlerinin risaletine ve getirdiklerinin doğruluğuna şahitlik ettikleri gibi önceki ümmetlerin tasdiklerine ve yalanlamalarına da şahitlik ederler. Bunlar adaletli kimselerdir ve onların şahitlikleri makbuldür. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık. Bütün insanlara karşı şahitler olasınız, bu peygamber de size karşı şahit olsun diye...”(el-Bakara, 2/143)
84. Anlaşıldığı kadarı ile bu Hıristiyanlar iman etmeleri ve bu hususta ellerini çabuk tutmaları dolayısı ile birieri tarafından kınanmış olduklarından şöyle demişlerdir:“Rabbimizden bizi de salihler topluluğu ile birlikte kılmasını ümit edip dururken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim?” Yani bizi Allah’a iman etmekten alıkoyan nedir ki? Çünkü en ufak bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı hak, Rabbimizden bize gelmiş bulunuyor. Biz iman edip hakka uyacak olursak Allah’ın bizleri salihler ile birlikte cennete sokacağını ümid ederiz. O halde iman etmekten bizi alıkoyan nedir? Durumun böyle olması imana koşmayı, ona sıkı sıkı bağlanmayı ve ondan geri kalmamayı gerektirmiyor mu?
85. Bu sözleri üzerine Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah da söylediklerinden dolayı” yani dile getirdikleri iman ve açıkça hakkı tasdiklerinden ötürü “altlarından nehirler akan cennetleri, orada ebedi kalmak üzere onlara mükâfat olmak üzere ihsan etti. İşte ihsan sahiplerinin mükâfatı budur.” Bu âyet-i kerimeler Necaşi vb. hıristiyanlar arasından Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman eden kimseler hakkında inmiştir. Aynı şekilde hâlâ daha aralarından İslâm dinini seçen ve izledikleri yolun batıl olduğunu açıkça görebilen kimseler bulunagelmektedir. Bunlar, gerçekten de İslâm dinine yahudilerden de müşriklerden de daha yakındır.
86. Yüce Allah ihsanda bulunanların mükâfatını söz konusu ettikten sonra kötü hareket edenlerin cezasını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kâfir olup âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, o çılgın ateşin ehlidirler.” Çünkü onlar, Allah’ı inkar etmiş ve hakkı açıkça ortaya koyan âyetlerini yalanlamış kimselerdir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: