Mâide Suresi 63. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 63/120
لَوْلَا يَنْهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ عَن قَوْلِهِمُ ٱلْإِثْمَ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ ۚ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ
Lev la yenhahumur rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimul isme ve eklihimus suht lebi'se ma kanu yasneun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bari Rabbaniyyun ve Ahbar bunları günah söylemekten ve haram yemekten nehyetseler! Ne fena san'ate alışmışlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bari Allah dostları ve bilginleri, onları yalan söylemekten ve haram yemekten alıkoysaydılar. Ne kötü bir sanata alışmışlar!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Bari bilginleri, fakıyhleri onları günah söylemelerinden ve haram yemelerinden vaz geçirmiye çalışsalardı ya. Her halde yapmakda oldukları bu (san'at) ne kadar kötü!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Rabbanilerin ve hahamların, onları günah söz söylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmezmiydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bari, onların mürşitleri ve fakihleri onların günah olan şeyler söylemelerini ve haram yemelerini önleselerdi ya! Ama heyhat! Bunların yaptıkları da, ayrıca bir çirkin!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Neden onların din adamları ve hahamları onları günahkarca iddialardan ve her türlü kötülüğü boğazlarına indirmekten alıkoymadılar? Ortaya koydukları şey ne kadar kötüdür!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Rabbanilerin[1] ve ahbarın;[2] günah söz söylemekten ve suht[3] yemekten sakındırmaları gerekmez miydi? Yaltaklanmaları ne kötüdür.
Tefsir / dipnot (3)
Ruhban. Rabb'e kul olan. (Hıristiyan din adamı.) Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir.
Haham. (Yahudi din adamı.)
Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kendisini Efendisine adamış olanlar ve dini uğraş edinenler, suç olan şeyler söylemekten ve açgözlülükle yutmaktan, onları neden alıkoymadılar; ne kötü davranıyorlar.
İbni Kesir
Rabb'a kul olanlar ve bilginler; onları günah söylemelerinden ve haram yemelerinden vazgeçirmeye çalışmalı değiller miydi? Yapmakta oldukları şey gerçekten ne kötü.
Gültekin Onan
Bilgin-yöneticileri (rabbaniyun) ve yüksek-bilginleri (ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onların dini liderleri ve âlimlerinin onları yalan söylemekten, yalan şahitlikten, haksız yere insanların malını yemekten nehyetmeleri gerekmez mi? Onları kötülük yapmaktan engellemeyen dini liderlerinin ve âlimlerinin yapmış olduğu bu davranışları ne kötüdür.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Rabb´a kul olanlar ve bilginler; onları günah söylemelerinden ve haram yemelerinden vazgeçirmeye çalışmalı değiller miydi? Yapmakta oldukları şey gerçekten ne kötü.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
59- De ki:“Ey ehl-i kitap! Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” 60- De ki:“Allah nezdinde ceza bakımından bundan daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte yerleri daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar bunlardır.” 61- Size geldikleri zaman “İman ettik” derler. Halbuki küfürle girerler ve yine küfürle çıkarlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 62- Onlardan pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. İşledikleri amel ne kadar da kötüdür! 63- Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya! Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!
59. Ey Peygamber, Kitab ehlini susturmak üzere “de ki: Ey ehl-i kitap” şüphesiz İslâm dini gerçek dindir. O nedenle onların bu dine dil uzatmaları ve onu kınamaları, ancak övülmesi gereken bir sebep dolayısıyladır. “Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” Yani sizin bize olan şu kininizin, bizim Allah’a iman edişimizden, önceki ve sonraki kitaplarına inanmamızdan, önceki ve sonraki peygamberlere iman etmemizden ve bizim bu şekilde iman etmeyen kimsenin yoldan çıkmış bir kâfir olduğunu kesin olarak bilip ortaya koymamızdan başka bir sebebi var mı? Aslında bütün mükelleflerin en birinci görevi olan bu tutumun dışında bizi kınamanızın başka bir sebebi var mı? Bununla birlikte onların çoğu fasıktırlar. Yani Allah’a itaat sınırlarının dışına çıkıp O’na isyan fiillerini işleme cesaretini gösteren kimselerdir. O halde ey fasıklar, sizin için susmak daha uygundur. Eğer sizler fasıklıktan uzak olmakla birlikte -ki bu oldukça uzak bir ihtimaldir- bizi kınamış olsaydınız; bu kusurunuz fasık olmakla birlikte bizi tenkit edip ayıplama halinizden kötülük itibariyle daha hafif olurdu.
60. Mü’minlere dil uzatıp onları kınamaları, mü’minlerin kötülük üzere olduklarına dair bir kanaate sahip olmalarını gerektirdiğinden dolayı Allah, kendilerinin üzerinde bulundukları halin ne kadar kötü olduğunu haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah nezdinde ceza bakımından bundan” yani -sizin dediğinizi doğru farzedecek olursak- sizin kendisi dolayısı ile bizi kınadığınız husustan “daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği” rahmetinden uzaklaştırdığı “gazabına uğrattığı” ve dünyada da âhirette de cezalandırdığı “içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta” yani şeytana “tapanlar çıkardığı kimselerdir.” Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir şey tağuttur. “İşte yerleri” mü’minlere göre “daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” bu çirkin niteliklere sahip olan bu kimselerdir. Müminlere gelince Allah’ın rahmeti onlara yakındır, Allah kendilerinden razı olmuş, dünyada ve âhirette onları mükâfatlandırmıştır. Çünkü onlar, dinlerini yanlızca O’na halis kılmışlardır. “doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” Yani bunlar doğru ve orta yoldan çokça uzaklaşmışlardır. Buradaki “daha fena” ve “daha çok sapmış” şeklindeki ifadeler, gerçek anlamından başka maksatla kullanılan tafdil kiplerindendir. (Yani bu ifadelerden “müminler de sapmıştır, ama onlar daha çok sapmıştır” gibi bir anlam kastedilmemektedir.)
61. “Size geldikleri zaman” münafıklık ederek ve size karşı hilekarlık kastı ile “İman ettik, derler. Halbuki küfürle” içli dışlı oldukları halde “girerler ve yine küfürle çıkarlar.” Onların girişleri de çıkışları da küfür iledir. Bununla birlikte mü’min olduklarını iddia etmektedirler. Bunlardan daha kötü kim olabilir? Bunlardan daha çirkin hal kimin hali olabilir? “Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir.” O nedenle hayrı ile şerri ile amellerinin karşılığını verecektir.
62. Daha sonra Allah Teala, mü’min kullarına dil uzatmaları ve onları kınamlarına karşılık mü’minlere yardımcı olmak üzere böylelerinin kusurlarını saymaya devam ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlardan” yahudilerden “pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün.” Yani bunlar gerek Yaratıcı ile ilgili masiyetlerde gerekse de yaratılmışlara karşı haksızlık ve düşmanlıkta hırs içinde yarışırlar. Haram yemekten de geri durmazlar. Yüce Allah onların bu işleri yaptıklarını haber vermekle yetinmeyip bir de bu konuda birbirleri ile yarıştıklarını haber vermektedir ki bu, onların kötülüklerine, murdarlıklarına, nefislerinin mayasında masiyet ve zulüm sevgisinin bulunduğuna delildir. Böyle olmasına rağmen bir de kendilerinin oldukça yüce ve üstün makamlara sahip olduklarını iddia etmektedirler. “İşledikleri amel ne kadar da kötüdür!” Bu, onları ileri derecede yermek ve onları tenkit edip ayıplamak anlamını taşımaktadır.
63. “Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya!” Allah’ın kendilerine ilim ve hikmet lütfettiği kimseler olan ve insanlara faydalı olmak için ortaya çıkan ilim adamları, işlemekte oldukları masiyetlerden neden onları alıkoymuyor? Onları bu masiyetlerden alıkoymalı değiller mi? Ta ki cahilliklerinden kurtulabilsinler ve Allah’ın bunlara karşı delili de ortaya konmuş olsun. Çünkü ilim adamları, insanlara ilâhi emir ve yasakları bildirmekle, onlara şer’î yolu açıklayıp hayır işlemeye teşvik etmekle, kötülüklerden de sakındırıp uzaklaştırmakla yükümlüdürler. “Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!”