Mâide Suresi 13. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 13/120
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَـٰقَهُمْ لَعَنَّـٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَـٰسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ ۙ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
Fe bima nakdihim misakahum leannahum ve cealna kulubehum kasiyet, yuharrifunel kelime an mevadııhi ve nesu hazzan mimma zukkiru bih, ve la tezalu tettaliu ala haınetin minhum illa kalilen minhum fa'fu anhum vasfah innallahe yuhıbbul muhsinin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mâide Suresi 13. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra bu misaklarını nakzettikleri içindir ki biz onları la'netledik ve kalblerini kas katı ettik, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, ıhtar edildikleri hakikatlerden hazz almayı unuttular, içlerinden pek azı müstesna olmak üzere onlardan daima bir hainliğe muttali' olur durursun, yine sen onlardan afvet ve aldırma, çünkü Allah ihsan edenleri sever
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra bu sözleşmelerini bozmaları yüzünden, Biz onları lanetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak değiştirirler, uyarıldıkları gerçeklerden paylarını almayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında, onlardan sürekli bir hainlik görürsün, yine de sen, onları affet ve aldırma! Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Buna rağmen) onlar (verdikleri) o kat'i te'minatı çözüb bozmuş oldukları içindir ki biz kendilerini rahmetimizden koğduk, kalblerini kaskatı yapdık. Onlar kelimeleri (Allah tarafından) konulan yerlerinden (kaldırıb) değişdirirler. Onlar nasıyhat ve ihtaar edildikleri şeylerden (hakıykatlerden) bir nasıyb almayı da unutdular. İçlerinden birazı müstesna olmak üzere sen, onlardan daima bir haainliğe muttali olub duracaksın. Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme. Şübhe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte o Yahudileri, verdikleri kesin sözü bozduklarındandır ki lanetledik, onların kalplerini katılaştırdık. Böylece onlar kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler. Kendilerine tebliğ edilen hususlardan pek çoğunu unuttular. Onların pek azı hariç olmak üzere, onlar tarafından devamlı olarak hainlik görürsün. Yine de sen onları affet, aldırma. Çünkü Allah iyilik edenleri sever.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Daha sonra, kesin taahhütlerinden caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık; (öyle ki, şimdi) onlar, (vahyedilmiş) sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; ve onlar, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlar; birkaçı dışında onların hepsinden daima ihanet göreceksin. Ama onları bağışla ve (yaptıklarına) katlan: şüphe yok ki Allah iyilik yapanları sever.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de onları bırak ve önemseme, Allah, iyilik yapanları sever.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Verdikleri sözü bozdukları için onları lanetledik ve yüreklerini katılaştırdık. Sözlerin anlamlarını saptırdılar ve kendilerine verilen öğretiden pay almayı unuttular. Çok azı dışında, onlardan sürekli alçaklık göreceksin. Yine de onları bağışla ve aldırış etme. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananları sever.
İbni Kesir
Ahidlerini bozmalarından ötürü onlara la'net ettik, kalblerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilenlerin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azı müstesna daima hainliklerini görürsün. Sen; onları affet ve geç. Muhakkak Allah; ihsan edenleri sever.
Gültekin Onan
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları affet, aldırış etme. Kuşkusuz Tanrı iyilik yapanları sever.
Rowad Tercüme Merkezi
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden tahrif edip,değiştirdiler. Kendilerine hatırlatılanlardan bir kısmını unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Allah, ihsan sahiplerini sever.
Şaban Piriş
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin kullanıldıkları anlamlarını tahrif ediyorlar, kendilerine hatırlatılandan bir pay çıkarmayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Allah, iyilik yapanları sever.
Ali Özek ve diğerleri
Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat’ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kendilerinden alınan kuvvetli sözü bozmaları sebebiyle (İsrailoğulları'nı) rahmetimizden kovduk. Kalplerini, hiçbir hayrın ulaşamayacağı ve hiçbir öğüdün fayda vermeyeceği şekilde kaskatı kıldık. Hevâlarına uyacak şekilde manalarını tevil ederek ve lafızlarını değiştirerek Allah'ın kelamının anlamını tahrif ediyorlar. Kendilerine emredilenlerle amel etmeyi terk ettiler. Ey resul! Hâlâ sen Allah'a ve Mümin kullarına karşı yaptıkları hainliklerini ortaya çıkarıyorsun. Ancak bunlardan azı hariç vermiş oldukları o sözü yerine getirmediler. Verdikleri söze uyanları affet ve azarlayıp paylama, bağışla. Bu ihsandandır. Şüphe yoktur ki Allah iyilik edenleri sever.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَبِمَا | ما | فبسبب. | |||
| نَقْضِهِم | نقض | نقضهم ميثاقهم: إبطالهم العمل بمقتضاه. | |||
| مِّيثَٰقَهُمْ | وثق | الميثاق: العهد المؤكد. | |||
| لَعَنَّٰهُمْ | لعن | سخطنا عليهم وطردناهم من رحمتنا. | |||
| وَجَعَلْنَا | جعل | وصيرنا. | |||
| قُلُوبَهُمْ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| قَٰسِيَةً | قسو | غليظة بعيدة عن الرحمة. | |||
| يُحَرِّفُونَ | حرف | يحرفون الكلم: يبدلونه ويصرفونه عن معناه. | |||
| ٱلْكَلِمَ | كلم | كلام الله. | |||
| عَن | عن | حرف جر بمعنى "بعد". | |||
| مَّوَاضِعِهِ | وضع | أماكنه والمراد ألفاظه ومعانيه. | |||
| وَنَسُوا | نسي | وتركوا وغفلوا. | |||
| حَظًّا | حظظ | نصيباً. | |||
| مِّمَّا | — | أصلها "من ما" المحتوية على: من التبيينية و ما الموصولة أو الموصوفة. | |||
| ذُكِّرُوا | ذكر | استحثوا على التذكر والتدبر والاتعاظ. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| تَزَالُ | زيل | لا تزال: تدل على الثبات والاستمرار. | |||
| تَطَّلِعُ | طلع | تكتشف وتجد منهم الخيانة والغدر. | |||
| عَلَىٰ | على | حَرْفُ جَرٍّ يُفيدُ مَعْنى الإستِعْلاءِ المَجازي ، ويأتي بمعنى: "فوق"، و"في". وله معان كثيرة. | |||
| خَائِنَةٍ | خون | خيانة لله ولعبادة المؤمنين. | |||
| مِّنْهُمْ | مِن | من: حرف جر، يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| إِلَّا | إلا | حرف استثناء، والاستثناء هنا متصل. | |||
| قَلِيلًا | قلل | عدداً محدوداً. والقلَّة: النقصان. والقلَّة: نقيض الكثرة، قل الشيء يقل قلة. | |||
| مِّنْهُمْ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| فَٱعْفُ | عفو | فتجاوز. | |||
| عَنْهُمْ | عن | عن: حرف جر، يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| وَٱصْفَحْ | صفح | الصفح: الإعراض عن المؤاخذة. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| يُحِبُّ | حبب | المحبة: نقيض الكره والبغض، وصفة المحبة ثابتة لله على ما يليق به سبحانه. | |||
| ٱلْمُحْسِنِينَ | حسن | الآتين بالفعل الحسن على وجه الإتقان وصنع الجميل. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
القاف مقلقلة في {نَقْضِهِمْ} وفي {لَعَنَّاهُمْ} غنة. ويراعى إظهار سكون
اللام من {وَجَعَلْنَا} حتى لا تختلط بالنون {قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ} إدغام بغنة،
حال وصل الكلمتين ببعضهما {عَنْ مَوَاضِعِهِ} إدغام بغنة، وفي الهاء صلة صغرى
{حَظًّا مِمَّا} إدغام بغنة، وفي الميم المشددة حرف غنة، وفي راء {ذُكِّرُوا}
التفخيم، وفي {بِهِ} صلة قصيرة {خَائِنَةٍ} مد متصل، وفي تنوين {خَائِنَةٍ} مع ميم
{مِنْهُمْ} إدغام بغنة، وكذا {قَلِيلًا مِنْهُمْ} وفي {عَنْهُمْ} إظهار حلقي
{إِنَّ} فيها غنة، وفي نهاية الآيات مد عارض للسكون عند الوقف يمد حركتين أو
أربعًا أو ستًا، ويلتزم القارئ بواحد منها في قراءته كلها.