Kehf Suresi 26. Ayet
Mağara · Mekke · Sure 18 · Ayet 26/110
قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ ۖ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًا
Kulillahu a'lemu bima lebisu, lehu gaybus semavati vel ard, ebsır bihi ve esmı', ma lehum min dunihi min veliyyin ve la yuşriku fi hukmihi ehada.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Kehf Suresi 26. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, de: ne kadar durduklarını daha iyi bilir, Göklerin Yerin gaybi onundur, o, öyle güzel görür öyle güzel işitir ki!... Bütün onlara ondan başka velayet eden yoktur, o, kimseyi hukmünde teşrik de etmez
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir!" Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O Öyle güzel görür, öyle güzel işitir ki, onlara O'ndan başka yardımcı yoktur; O hiçbir kimseyi hükmünde ortak kabul etmez!"
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
De ki: "Allah, ne kadar eğlendiklerini daha iyi bilendir. Göklerin ve yerin ğaybı (nı bilmek) Ona haasdır. O, ne güzel görendir! Ne güzel işidendir! (Bütün) bunların Ondan başka hiçbir yardımcısı yokdur. O, hiçbir (kimseyi, hiçbir şey'i) hükmüne ortak da yapmaz.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel görendir, ne güzel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sen şöyle söyle: "Ne kadar kaldıklarını asıl Allah bilir. Zira göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na mahsustur. O öyle güzel görür, öyle güzel işitir ki!Oysa onların O'ndan başka hamileri yoktur. O, kendi hükmüne kimseyi ortak yapmaz." de.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
De ki: "Onların (orada) ne kadar kaldığını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gizli gerçekleri (yalnızca) O'nun elindedir; O ne eşsiz bir görücü, ne eşsiz bir işiticidir! Onların O'ndan başka koruyucusu, kayırıcısı yoktur; çünkü O hükmünde kimseyi kendine ortak tutmaz!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
De ki: "Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. O ne güzel gören ve işitendir. Onların Allah'tan başka bir velisi yoktur. Otoritesine hiç kimseyi ortak etmez."
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir." Göklerin ve yerin bilinmezi yalnızca O'na aittir. En iyi gören ve en iyi işiten O'dur! Onlar için O'ndan başka veli[1] yoktur. O, hükümranlığına2 kimseyi ortak etmez.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 11:113. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
De ki: "Ne kadar kaldıklarını, Allah bilir. Göklerin ve yeryüzünün gizli gerçekleri, yalnızca O'na özgüdür. O, onu eksiksiz görür ve eksiksiz duyar!" Onlar için, O'ndan başka bir de ayrıca dostlar yoktur. Yargısına da kimseyi ortak etmez.
İbni Kesir
Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir, de. Göklerin ve yerin bilinmezlikleri O'na aittir. O ne güzel görendir. O ne güzel işitendir. Bunların O'ndan başka yardımcısı yoktur. O, hiç kimseyi hükmüne ortak yapmaz.
Gültekin Onan
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Tanrı daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz."
Rowad Tercüme Merkezi
De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”
Şaban Piriş
De ki: Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O ne güzel gören ve işitendir. Onların Allah’tan başka bir velisi yoktur. Hükmünde hiç kimseyi ortak etmez.
Ali Özek ve diğerleri
(Ey Muhammedi) De ki: "Allah, kaldıkları süreyi daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na mahsustur. Allah ne güzel görendir ve ne güzel işitendir. İnsanlar için O'ndan başka hiçbir yardımcı yoktur. Ve O, hükmünde hiç kimseyi ortak etmez".
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- De ki: Ashâb-ı Kehf'in mağaralarında ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Yüce Allah bizlere mağarada kaldıkları müddeti bildirdi. Bundan sonra bunun hakkında hiçbir kimse Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın söylediklerinin üzerine herhangi bir söz söyleme hakkına sahip değildir. Çünkü göklerde ve yerde gayb aleminde bulunanların yaratılması ve bilgisi O'na aittir. O ne güzel görür ve her şeyi görmektedir. Ne güzel işitir ve her şeyi işitmektedir. İnsanlar için O'ndan başka yakın bir dost ve yardımcı da yoktur. O hükmünde hiçbir kimseyi ortak etmez. O hükmünde tek başına münferittir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قُلِ | قول | تكلم مخاطبا. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| أَعْلَمُ | علم | أكثر علما وإحاطة. والعلم: من صفات الله عز وجل. | |||
| بِمَا | ما | ما: حرف مصدري يؤول مع ما بعده بمصدر. | |||
| لَبِثُوا | لبث | أقاموا. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| غَيْبُ | غيب | الغيب: ما خفي واستتر ولم يستطع الناس إدراكه بحواسهم. | |||
| ٱلسَّمَٰوَٰتِ | سمو | جمع: السماء، مصدر سما، وهي: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، وله أبواب تُفَتَّح. | |||
| وَٱلْأَرْضِ | أرض | الأرض: الكرة التي عليها الحيوان والنبات. وتطلق الكلمة على قسم منها كبير أو صغير. والجمع: أرْضون وأرَضون وأراضٍ. | |||
| أَبْصِرْ | بصر | أبصر به: ما أشد إبصاره. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر للتوكيد أو التعجب. | |||
| وَأَسْمِعْ | سمع | أسمع به: صيغة تعجب، والعبارة بالنسبة لله تفيد: ما أدق علمه بما يسمع. | |||
| مَا | ما | نافية تعمل عمل "ليس". | |||
| لَهُم | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| مِّن | مِن | من: حرف جر يفيد اختيار أو أخذ شيء بدل شيء آخر. | |||
| دُونِهِ | دون | من دونه: غيره. | |||
| مِن | مِن | من التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا. | |||
| وَلِيٍّ | ولي | الولي: الذي يكون إلى جانبك في مجلسك والمراد الأقرب والأولى في مناصرتك والدفاع عنك أو المتولي لأمرك والقيم عليه الذي ينبغي أن يجلب لك المنفعة ويصرف عنك السوء. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| يُشْرِكُ | شرك | لا يشرك في حكمه أحدا: لا يجعل غيره شريكا له في قضائه. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| حُكْمِهِ | حكم | قضائه وفصله. | |||
| أَحَدًا | أحد | أحد: اسم لكل من يصلح أن يخاطب. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{لَهُ} مد صلة صغرى {أَبْصِرْ} قلقلة {بِهِ} صلة {مَا لَهُمْ مِنْ دُونِهِ}
في الميمين إدغام تماثل صغير، يليه إخفاء حقيقي في النون مع الدال. ثم صلة هاء
الضمير {مِنْ وَلِيٍّ وَلَا} إدغام بغنة للنون والتنوين في الواو فيهما {حُكْمِهِ
أَحَدًا} صلة كبرى. يليها مد عوض وقفًا.