İnfitâr Suresi 16. Ayet
Yarılma · Mekke · Sure 82 · Ayet 16/19
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ
Ve ma hum anha bi gaibin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve ondan gaib olmıyacaklardır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ondan çıkacak da değillerdir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ve onlar bundan ayrılanlar da değildir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hem oradan hiç ayrılmazlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve ondan ayrılıp kaybolacak değildirler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve ondan kurtulmaları mümkün olmaz.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar, oradan kaybolacak değillerdir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onlar, onda yanıp bitecek değillerdir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Zaten ondan kurtulamazlar.
İbni Kesir
Ve orada kaybolacak değildirler.
Gültekin Onan
Ve ondan ayrılıp kaybolacak değildirler.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Oradan asla ayrılamayacak, bilakis sonsuza kadar kalacaklardır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ve orada kaybolacak değildirler.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
13- İyi ve itaatkar müminler, hiç şüphesiz nimetler içindedirler. 14- Kötü ve günahkarlar ise hiç şüphesiz cehennemdedirler. 15- Onlar, hesap günü oraya gireceklerdir. 16- Ve bir daha oradan ayrılmayacaklardır. 17- Hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 18- Evet; hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 19- O gün kimse kimseye en ufak bir fayda sağlama imkanına sahip değildir. O gün emir/hüküm yalnız Allah’ındır.
13. Burada “İyi ve itaatkar müminler”(ٱلۡأَبۡرَارَ )”dan kasıt, Allah’ın haklarını da kullarının haklarını da yerine getiren, kalbî amellerinde ve azalarının yaptıkları amellerde iyilikten ayrılmayanlardır. Bunların mükâfatı da hem dünya yurdunda, hem berzah/kabir aleminde, hem de ebedilik yurdunda kalbî, ruhî ve bedenî nimetlere nail olmaktır. 14. Allah’ın haklarını ve kullarının haklarını gereği gibi yerine getirmeyerek bu konuda kusurlu davranan “kötü ve günahkarlar”a gelince bunların kalpleri de kötüdür, amelleri de kötüdür ve bunlar “hiç şüphesiz cehennemdedirler.” Gerek dünya yurdunda, gerek berzah aleminde, gerekse de ebedilik yurdunda can yakıcı bir azap görürler. 15. “Onlar, hesap günü oraya gireceklerdir.” Yani amellerin karşılığının verileceği o günde, en çetin azaba uğratılmak üzere orayı boylayacaklardır. 16. “Ve bir daha oradan ayrılmayacaklardır.” Aksine sürekli orada kalacaklar, oradan başka bir yere çıkıp gidemeyeceklerdir. 17-18. “Hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? Evet; hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?” Bu ifadeler ile zihinleri alak bullak eden o pek çetin günün dehşeti ifade edilmektedir. 19. “O gün kimse kimseye en ufak bir fayda sağlama imkanına sahip değildir.” İsterse bu kişi, onun yakın bir akrabası, candan bir sevdiği olsun. Çünkü herkes, kendi nefsi ile uğraşacaktır. Kendi nefsinin kurtuluşundan başka bir şey düşünmeyecektir. "O gün emir/hüküm yalnız Allah’ındır.” Kulları arasında O hüküm verecektir. Mazlumun zalimdeki hakkını alıp sahibine verecektir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. İnfitâr Sûresinin tefsiri burada sona ermektedir.
***