Hûd Suresi 115. Ayet
Hud · Mekke · Sure 11 · Ayet 115/123
وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ
Vasbir fe innallahe la yudiu ecrel muhsinin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve sabr et zira Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmez
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve sabret, çünkü Allah iyi davrananların mükafatını ziyan etmez.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sabr-u sebat et. Zira Allah iyi hareket edenlerin mükafatını zaayi etmez.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sabret, çünkü Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sabret, zira Allah iyi davrananların mükafatını zayi etmez.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve sabret, sonuna kadar dayan: çünkü Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız bırakmaz.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve dirençli ol. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları ödülsüz bırakmaz.
İbni Kesir
Sabret, çünkü Allah ihsan edenlerin ücretini zayi etmez.
Gültekin Onan
Ve sabret. Gerçekten Tanrı, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
(Ey Muhammed!) Dosdoğru olmak ve diğer hayırlı işleri emrolunduğun şekilde yapmak, zulmetmek ve zalimlere meyletmek gibi yasaklandığın şeyleri terk etmek hususunda sebat edip, sabırlı ol! Şüphesiz Allah, iyilik yapanların karşılığını boşa çıkarmaz. Aksine onların yaptıkları iyi işleri en güzel şekilde kabul eder ve bunun karşılığını en güzel şekilde verir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sabret, çünkü Allah ihsan edenlerin ücretini zayi etmez.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
114- Gündüzün iki tarafında, gecenin de (gündüze) yakın saatlerinde namazı dosdoğru kıl. Çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alacaklar için bir öğüttür. 115- Sabret, çünkü Allah ihsan sahiplerinin ecrini zayi etmez.
114. Yüce Allah “gündüzün iki tarafında” yani başında ve sonunda namazın dosdoğru kılınmasını emretmektedir. Bunun kapsamına sabah namazı ile öğle ve ikindi namazları girmektedir. “Gecenin de (gündüze) yakın saatlerinde” ifadesine de akşam ve yatsı namazları girer. Aynı zamanda bu, gece namazını da kapsar. Çünkü gece namazı, kulun Yüce Allah’a yakınlaştığı önemli ibadetler arasında yer alır. “Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.” Yani bu beş vakit namaz ile bunlara katılan diğer nafile namazlar, iyiliklerin en büyükleri arasında yer alır. İyilikler de kişiyi Allah’a yakınlaştırmanın ve mükâfat sağlamanın yanı sıra kötülükleri de giderip silerler. Bu kötülüklerden kasıt ise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den gelmiş sahih hadislerin de kayıtladığı gibi küçük günahlardır. Nitekim şu hadis bu kabildendir:“Beş vakit namaz, cumadan cumaya (kılınan cuma namazı), ramazandan ramazana (tutulan oruç), -büyük günahlardan uzak kalınması şartı ile- aralarında işlenen günahlara keffarettir.”[31] Hatta Nisa sûresindeki âyet-i kerime de bu kaydı ifade etmektedir ki o da Yüce Allah’ın şu buyruğudur:“Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız sizin (küçük) günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir mekâna sokarız.”(en-Nisâ, 4/31)“Bu” buradaki işaretin daha önce sözü geçen dosdoğru yol üzere istikameti sürdürmek, onu aşmamak, sınırlarını çiğneyip geçmemek, zalimlere meyletmemek, namazı dosdoğru kılmak ve iyiliklerin kötülükleri gidermesi hakkında daha önce geçen bütün açıklamaları kapsaması muhtemeldir. İşte bütün bunlar, “öğüt alacaklar için bir öğüttür.” Bu yolla onlar, Allah’ın kendilerine vermiş olduğu emirleri ve yasakları kavrarlar. Hayırlı sonuçlar veren, türlü şer ve kötülükleri önleyen bu güzel emirlere uyarlar. Ancak bu emirlere uymak için nefse karşı mücadele vermeye ve bunlara riâyet hususunda sabır göstermeye ihtiyaç vardır. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:
115. “Sabret” yani nefsini Allah’a itaat üzere tut, O’na isyan etmekten alıkoy, bu yola bağlılığını sürdür ve bundan usanıp sıkılma. “Çünkü Allah, ihsan sahiplerinin ecrini zayi etmez.” Aksine Allah, yaptıklarının en güzellerini kabul eder ve onların mükâfatını da bu en güzellere göre verir. Bu da zayıf olan nefsi, gevşediği ve gaflete düştüğü her seferinde Yüce Allah’ın mükâfatlarına teşvik etmek suretiyle sabırdan ayrılmamasını sağlamak için büyük bir teşvik içermektedir.