Hadîd Suresi 12. Ayet
Demir · Medine · Sure 57 · Ayet 12/29
يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَـٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Yevme terel mu'minine vel mu'minati yes'a nuruhum beyne eydihim ve bi eymanihim buşrakumul yevme cennatun tecri min tahtihel enharu halidine fih, zalike huvel fevzul azim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Hadîd Suresi 12. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir." İşte bu büyük başarıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gün ki göreceksin o mü'minleri ve mü'mineleri, önlerinde ve sağlarında nurları koşuyor, müjde size diye bu gün o Cennetler ki altlarından ırmaklar akıyor, içlerinde muhalled kalacaksınız, işte fevz-i azim odur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün mümin erkeklerle, mümin kadınları önlerinden ve sağ taraflarından nurları koşarken göreceksin: "Bu gün müjdeniz altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. İçlerinde ebedi olarak kalacaksınız." (denir). İşte büyük kurtuluş budur!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O günde ki erkek mü'minlerle kadın mü'minleri — nuurları önlerinden ve sağlarından koşar bir halde görürsün. (Melekler onlara) "Bugün sizin müjdeniz, içlerinde ebedi kalacağınız, altlarından ırmaklar akan cennetlerdir" (diyeceklerdir). İşte bu, büyük muraada ermenin ta kendisidir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları; ışıkları, önlerinde ve sağlarında koşar durumda görürsün. (Kendilerine): "Bugün müjdeniz, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir). İşte büyük başarı budur!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Gün gelir, mümin erkekleri ve mümin kadınları, önlerinde ve sağ taraflarındaki nurlarıyla, koşarcasına cennete doğru ilerlediklerini görürsün. Kendilerine: "Bugün size müjdeler olsun! Buyurun, içinden ırmaklar akan cennetlere, ebedi kalmak üzere girin!" denilir. İşte en büyük başarı ve mutluluk budur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları önlerinde ve sağ taraflarında hızla yayılan ışık dalgalarıyla göreceğin Gün, (o Gün onlar şu hitapla karşılanacaklar:) "Bugün size bir müjde (var); içinden ırmaklar akan, mesken edineceğiniz bahçeler! Bu, en büyük mazhariyettir!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
O gün, mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün. -Müjde, bugün, alt tarafından ırmaklar akan ve içinde daimi kalacağınız cennetler sizindir. İşte O, en büyük kurtuluştur.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
O Gün, Mü'min erkekleri ve Mü'min kadınları, nurları[1] önlerinde ve sağlarında[2] olduğu halde koşarlarken göreceksin. "Bugün müjdeniz; içinde sürekli kalacağınız, içinden ırmaklar akan Cennetlerdir. İşte bu büyük kurtuluştur."
Tefsir / dipnot (2)
Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. Dünyada "iman eden ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.
"Sağ; deyim olarak, bereketli, yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref" anlamına gelmektedir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
O gün, inanan erkekleri ve inanan kadınları, önlerinde ve sağ yanlarında aydınlıklarıyla koşarken görürsünüz. "Bugün, sevinçli haberiniz, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacağınız cennetlerdir. En büyük başarı, işte budur!"
İbni Kesir
O gün; mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurları önlerinden ve sağlarından koşarken görürsün. Müjde, bugün altlarından ırmaklar akan ve içinde ebediyyen kalacağınız cennetler sizindir, denilir. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.
Gültekin Onan
O gün, inançlı (erkek)ler ile inançlı (kadın)ları nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
Rowad Tercüme Merkezi
O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.
Şaban Piriş
O gün, mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün. Bugün müjdeniz, altından ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir, denilir. İşte O, en büyük kurtuluştur.
Ali Özek ve diğerleri
Mümin erkeklerle mümin kadınları, önlerinden ve sağlarından, (amellerinin) nurları aydınlatıp giderken gördüğün günde, (onlara): «Müjdeniz, zemininden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacağınız cennetlerdir.» denilir. İşte büyük kurtuluş budur.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
O gün, Mümin erkekler ile Mümin kadınların nurlarını önlerinde ve sağlarında giderken görürsün. O gün onlara: "Bugün sizin müjdeniz saray ve ağaçlarının altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur." denilir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| يَوْمَ | يوم | المراد يوم الصراط. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. | |||
| تَرَى | رأي | تبصر وتشاهد. | |||
| ٱلْمُؤْمِنِينَ | أمن | الذين يقرون بوحدانية الله وبصدق رسله وينقادون لله بالطاعة وللرسول بالاتباع. | |||
| وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ | أمن | والمذعنات المصدقات. | |||
| يَسْعَىٰ | سعي | يمضي ويضيء. | |||
| نُورُهُم | نور | إشراق هدايتهم. | |||
| بَيْنَ | بين | بين أيديهم: أمامهم. | |||
| أَيْدِيهِمْ | يدي | أُنظر ما قبلها. | |||
| وَبِأَيْمَٰنِهِم | يمن | بأيمانهم: جهة اليمين لهم. | |||
| بُشْرَىٰكُمُ | بشر | أبشروا بالجنة: افرحوا بأنها جزاؤكم عند الله. | |||
| ٱلْيَوْمَ | يوم | هذا اليوم والمراد يوم الصراط. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. | |||
| جَنَّٰتٌ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| تَجْرِي | جري | تجري الأنهار: تندفع مياهها مسرعة. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| تَحْتِهَا | تحت | تحت: ظرف مكان، مقابل: فوق. | |||
| ٱلْأَنْهَٰرُ | نهر | جمع نهر، وهو: الأخدود الواسع المستطيل في الأرض يجري فيه الماء، والماء الجاري. | |||
| خَٰلِدِينَ | خلد | باقين على الدوام. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد. | |||
| هُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| ٱلْفَوْزُ | فوز | الظفر والفلاح ونوال غاية ما يطلب والنجاة من كل مكروه. | |||
| ٱلْعَظِيمُ | عظم | العظيم: كلمة استعيرت لكل كبير، محسوسا كان أو معقولا، عينا كان أو معنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{نُورُهُمْ بَيْنَ} إخفاء شفوي للميم مع الباء، {وَبِأَيْمَانِهِمْ
بُشْرَاكُمُ} إخفاء شفوى بين الميم والباء {جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا} غنة
في النون، يليها إخفاء حقيقي مرتين