Furkân Suresi 38. Ayet
Ayırıcı · Mekke · Sure 25 · Ayet 38/77
وَعَادًا وَثَمُودَا۟ وَأَصْحَـٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونًۢا بَيْنَ ذَٰلِكَ كَثِيرًا
Ve aden ve semuda ve ashaber ressi ve kurunen beyne zalike kesira.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Adi de, Semudu da, Eshabı ressi de bunların arasında daha bir çok kurunu da
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ad'ı, Semüd'u, Ress halkını ve bunlar arasında (gelip geçen) birçok nesilleri de (helak ettik).
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Aad" i de, "Semuud" u da, "Ress ashaabı" nı da ve bunların arasında (geçen) bir çok (nesilleri) de (helak etdik).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ad'ı, Semud'u, Res halkını ve bu arada daha birçok nesilleri (inkarları yüzünden helak ettik).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ad'ı, Semud'u, Ress halkını, bu arada daha birçok nesilleri de inkarda ısrarları sebebiyle helak ettik.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve 'Ad toplumunu, Semud toplumunu, Ress halkını ve bunların arasında (gelip geçen) daha nice (günahkar) nesilleri (topluca cezalandırdık);
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ad'ı da, Semud'u da, Ress halkını da, bunların arasında daha bir çok nesilleri de...
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ad'ı, Semud'u, Ress yandaşlarını ve bunlar arasında yaşayan daha birçok nesilleri de;
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Âd, Semud ve Ress yoldaşlarını ve bunların arasında birçok kuşakları da.
İbni Kesir
Ad ve Semud'u da, Ress ashabını ve bunların arasında bir çok nesilleri de
Gültekin Onan
Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında bir çok nesilleri yok ettik.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Hûd'un kavmi Âd'ı, Salih'in kavmi Semûd'u, kuyu sahiplerini ve bu üçünün arasında daha birçok nesilleri de (şirklerinden ötürü) helak ettik.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ad ve Semud´u da, Ress ashabını ve bunların arasında bir çok nesilleri de
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
35- Andolsun ki biz Mûsâ’ya Kitabı verdik. Onunla beraber kardeşi Hârûn’u da (ona) yardımcı yaptık. 36- (İkisine:)“Âyetlerimizi yalanlayan o kavme gidin” dedik. Sonunda onları tümden helâk ettik. 37- Nûh kavmini de peygamberleri yalanlayınca suda boğduk ve onları insanlar için bir ibret kıldık. Biz zalimler için can yakıcı bir azap hazırlamışızdır. 38- Âd, Semûd, Ashab-ı Res ve bunlar arsında daha çok kavimleri (de helâk ettik). 39- Her birine misaller verdik ve hepsini tümüyle helâk ettik. 40- Andolsun ki bunlar feci bir yağmura tutulan o şehre uğradılar. Peki, orayı görmediler mi? Elbette (gördüler; ama) onlar, dirilmeyi ummamaktadırlar.
35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi:“Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?”(el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.