Fecr Suresi 18. Ayet
Tan Vakti · Mekke · Sure 89 · Ayet 18/30
وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Ve la tehaddune ala taamil miskin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve birbirinizi miskini ıt'ame teşvık eylemiyorsunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Yoksula yedirmek için birbirinizi kandırmazsınız.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Muhtaçları doyurmaya teşvik etmezsiniz.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
muhtaçları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Düşkünü doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Yoksulu yedirmede birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yoksulu doyurmak için birbirinizi özendirmiyorsunuz.
İbni Kesir
Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmezsiniz.
Gültekin Onan
Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Birbirinizi, yiyecek bir şey bulamayan fakirleri doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmezsiniz.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
15- İnsan, Rabbi kendisini sınayıp da ona ikramda bulunur ve nimetler verirse:“Rabbim, bana değer verdi” der. 16- Fakat onu sınayıp da rızkını kısarsa bu seferde o:“Rabbim beni zelil etti” der. 17- Asla! Doğrusu siz, yetime ikram etmiyorsunuz. 18- Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 19- Mirası (başkalarının hakkını gözetmeden) toptan yiyorsunuz. 20- Malı da çok aşırı seviyorsunuz.
15. Yüce Allah, insanın mahiyeti itibari ile nasıl bir tabiata sahip olduğunu, akıbetleri bilmeyen, cahil ve zalim bir varlık olduğunu haber vermektedir. O, karşı karşıya bulunduğu halin, sonu gelmemek üzere devam edip gideceğini sanır. Yüce Allah’ın dünya hayatındaki lütuflarını ve ona nimet ihsan etmesini, kendisinin O’nun katında değerli ve O’na pek yakın olduğunu gösterdiğini zanneder. 16. Buna karşılık O “rızkını kısarsa” gıdası kendisine yetecek kadar olup ondan bir şey artırmayacak olursa, bu yolla Allah’ın kendisini hakir ve zelil kıldığını zanneder. Yüce Allah, onun bu kanaate sahip oluşunu reddederek şöyle buyurmaktadır: 17. “Asla!” yani dünyada kendisine nimet verdiğim herkes benim nezdimde üstün ve değerli demek değildir. Rızkını daraltıp kıstığım herkes de benim nezdimde hakir ve zelil demek değildir. Zenginlik ve fakirlik, bolluk ve darlık, Allah’ın bir imtihanıdır. Allah, bununla kullarını dener. Kimin kendisine şükrettiğini, kimlerin sabrettiğini ortaya çıkartır ve bu kimselere pek büyük mükâfatlar ihsan eder. Böyle olmayanları ise ağır bir azaba duçar eder. Diğer taraftan kulun, sadece kendi nefsinin isteklerini yerine getirmek için çalışıp durması ve o noktadan ileriye gitmemesi gayretinin azlığından, idealinin küçüklüğünden kaynaklanır. Bundan dolayı Allah, böylelerini muhtaç kullarının durumlarına önem vermediklerinden dolayı kınayarak şöyle buyurmaktadır: "Doğrusu siz” babasını yitirmiş, ihtiyacını karşılayacak kimsesi olmayan, gönlü hoşnut edilmeye ve iyiliğe muhtaç hale gelmiş “yetime ikram etmiyorsunuz.” Ona ikramda bulunmak yerine onu küçük görürsünüz. Bu ise kalplerinizde rahmet bulunmadığına ve hayır isteğinizin olmadığına delildir. 18. “Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” Birbirinizi, fakir ve yoksul muhtaçları yemek yedirmeye teşvik etmiyorsunuz. Buna sebep ise dünyalığa olan tutkunuz, cimriliğiniz ve dünyalık sevgisinin kalbinizde iyice yer etmiş olmasıdır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır: 19. “Mirası” yani ölüden geriye kalan malı “toptan yiyorsunuz.” Ondan geriye hiçbir şey bırakmazsınız. 20. “Malı da çok aşırı seviyorsunuz.” Bu da Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Oysa siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Halbuki âhiret, hem daha hayırlı hem de daha kalıcıdır.”(el-A’lâ, 87/16-17); “Hayır, hayır siz hemen elde edilen (dünyayı) seviyorsunuz ve âhireti bir kenara atıyorsunuz.”(el-Kıyâme, 75/20)