Enbiyâ Suresi 90. Ayet
Nebiler · Mekke · Sure 21 · Ayet 90/112
فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَـٰشِعِينَ
Festecebna leh, ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh, innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed'unena regaben ve reheba, ve kanu lena haşiin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Enbiyâ Suresi 90. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahyayı verdik ve onun zevcesini ıslah eyledik, hakıkat bunlar hayratta müsaraat ve bize rağbet ve rehbetle dua ederlerdi ve bizim için haşı'lerdi
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz de duasını kabul ettik de kendisine Yahya'yı verdik ve onun için eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu bunlar hayırlı işlerde yarışır, Bize umut ve korkuyla dua ederlerdi. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Biz onu (n) da (bu duasını) kabul ve kendisine Yahyayi ihsan etdik. Eşini (doğurmıya) saalih kıldık. Hakıykat (bütün) bunlar (bu peygamberler) hayır işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize düa ederlerdi. Onlar bizim için derin saygı gösterenlerdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onun du'asını da kabul buyurduk ve ona Yahya'yı armağan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa elverişli bir hale getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize du'a ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onun da duasını kabul buyurduk. Ona Yahya'yı armağan ettik. Bunun için de eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar hayırlı işlere koşuşur, iyilikte yarışır, hem ümit, hem endişe içinde Bize yakarırlardı. Gerçekten Bize derin bir saygı gösterirlerdi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve bunun üzerine o(nun bu yakarışı)na da karşılık verdik ve karısını onun için çocuk doğurabilecek hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettik; doğrusu bu üç kişi iyi ve yararlı işlerde birbiriyle yarışır ve Bize korku ve umutla yakarırlar; Bize karşı her zaman saygı ve duyarlık gösterirlerdi.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahya'yı bağışlamış, eşini de doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece saygılı idiler.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah[1] ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.
Tefsir / dipnot (1)
Doğum yapmaya engel olan durumunu iyileştirdik.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve karısını çocuk doğurabilecek duruma getirerek, Yahya'yı, Ona armağan ettik. Gerçekten de Onlar, iyi edimlerde yarışırlar; korku ve umutla, Bize yakarışlarda bulunurlardı. Çünkü Bize, derin saygı duyarlardı.
İbni Kesir
Biz de ona icabet ederek Yahya'yı ihsan etmiş, eşini doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Doğrusu onlar; hayırlı şeylerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı
Gültekin Onan
Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı. Umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.
Rowad Tercüme Merkezi
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.
Şaban Piriş
Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahya’yı bağışlamış, eşini de (doğum yapabilmeye) elverişli bir hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece huşû içinde olurlardı.
Ali Özek ve diğerleri
Onun da duasını kabul etmiştik. Ona Yahya'yı vermiş, eşini de kendisi için ıslâh etmiştik. Hayırlı iş yapmakta biribirleriyle yarışırlar, (rahmetimizi) ümid ederek ve (azabımızdan da) korkarak bize duâ ederlerdi. Bize karşı son derece saygılı idiler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onun duasına icabet ettik ve ona erkek çocuk olarak Yahya'yı verdik. Hanımını elverişli kıldık. Hanımı doğurgan değilken onu doğurgan kıldık. Zekeriya, hanımı ve oğlu hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlardı. Bizim katımızdakini ümit ederek bize dua eder ve katımızdaki azaptan da korkarlardı. Bize karşı itaat eden kimselerdi.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَٱسْتَجَبْنَا | جوب | استجابة الله للعباد: قبول دعائهم. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| وَوَهَبْنَا | وهب | ومنحنا وأنعمنا. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| يَحْيَىٰ | يحيى | يحيى: هو نبي الله يحيى بن زكريا - عليهما السلام، علمه الله الكتاب والحكمة وهو صغير في حال صباه. | |||
| وَأَصْلَحْنَا | صلح | أصلحنا له زوجه: جعلناها زوجتة صالحة في أخلاقها وصالحة للحمل والولادة بعد أن كانت عاقرا. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| زَوْجَهُ | زوج | امرأته. | |||
| إِنَّهُمْ | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يُسَٰرِعُونَ | سرع | يمضون ويبادرون. | |||
| فِي | في | حرف جر بمعنى "إلى". | |||
| ٱلْخَيْرَٰتِ | خير | الخيرات: الأعمال الصالحة أو الأمور الفاضلة التي فيها نفع وصلاح. | |||
| وَيَدْعُونَنَا | دعو | ويسألوننا. | |||
| رَغَبًا | رغب | رجاء في الثواب. | |||
| وَرَهَبًا | رهب | وخوفا وخشية من العقاب. | |||
| وَكَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَنَا | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| خَٰشِعِينَ | خشع | متواضعين لله بقلوبهم وجوارحهم. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{لَهُ} و {زَوْجَهُ} فيهما صلة صغرى، وفي باء {وَوَهَبْنَا} قلقلة في الباء
{إِنَّهُم} فيها غنة في النون المشددة {رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا} في التنوين
مع الواو إدغام بغنة في الموضعين، و {خَاشِعِينَ} مد عارض للسكون وقفًا. وكذلك بقية
رؤوس الآي عند الوقف عليها، ويلاحظ القارئ إتمام حركة الفتح والكسر والضم، فلا
يفتح فمه بحيث يجعل حركة الفتح نحو التقليل أو الإمالة، ولا يجعل الكسرة أو الضمة
تشبه الفتحة، فلا ينطق بكسر خالص ولا بضم خالص وهكذا.