Enbiyâ Suresi 22. Ayet
Nebiler · Mekke · Sure 21 · Ayet 22/112
لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ
Lev kane fihima alihetun illallahu le fesedeta, fe subhanallahi rabbil arşi amma yasıfun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Enbiyâ Suresi 22. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yerde Gökte Allahtan başka ilahlar olsa idi ikisi de fasid olmuş gitmişti, rabbın o arşın rabbı Allah münezzeh sübhandır onların isnad ettikleri vasıflardan
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı bunların ikisi de mahvolup gitmişti. O Arş'ın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzehtir, beridir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Eğer her ikisinde Allahdan başka Tanrılar olsaydı onların ikisi de muhakkak ki harab olup gitmişdi. Demek, arşın Rabbi olan Allah, onların vasf (ve isnad) edegeldikleri şeylerden yücedir, münezzehdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) bozulup gitmişti. Arş'ın sahibi Allah, onların nitelendirmelerinden yüce(münezzeh)dir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Halbuki gökte ve yerde, Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı oraların nizamı bozulurdu. Demek ki o yüce arş ve hükümranlığın sahibi Allah, onların zanlarından, onların Allah'a reva gördükleri vasıflardan münezzehtir, yücedir!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
oysa, (anlamıyorlar ki,) göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı, bu iki alem de kargaşalık içinde yıkılıp giderdi! Bunun içindir ki, O mutlak hükümranlık tahtının Efendisi, O sınırsız kudret ve yücelik sahibi Allah, insanların tanımlama ve tasvir yoluyla kendisine yakıştırdığı her şeyin ötesinde, her şeyin üstündedir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Oysa yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Hükümranlığın sahibi olan Allah, onların nitelemelerinden çok yücedir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Eğer ikisinde[1] de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın[2] Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.[3]
Tefsir / dipnot (3)
Göklerde ve yerde.
Egemenlik ve güç makamı.
Bkz. 19:35. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Eğer her ikisinde Allah'tan başka tanrılar da olsaydı, ikisinde de kesinlikle kargaşa çıkardı. Egemen Erkin Efendisi Allah, onların yakıştırmalarından ayrıktır.
İbni Kesir
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı; bunların ikisi de muhakkak bozulup gitmişti. Arş'ın Rabbı olan Allah; onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.
Gültekin Onan
Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Tanrı'nın dışında tanrılar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın rabbi olan Tanrı onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.
Rowad Tercüme Merkezi
Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzeh ve yücedir.
Şaban Piriş
Oysa yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzehtir.
Ali Özek ve diğerleri
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Şayet göklerde ve yerde Yüce Allah'tan başka birçok ilah olsaydı, mülk hakkında ilahların çekişmesinden dolayı gökler ve yer fesada uğrardı. Ancak gerçek bunun aksidir. Arş'ın Rabbi olan Yüce Allah müşriklerin yalan yere vasfettiği gibi ortakları olmasından münezzeh ve yücedir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| لَوْ | لو | أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية. | |||
| كَانَ | كون | فعل ماضٍ ناسخ ناقص | |||
| فِيهِمَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| ءَالِهَةٌ | أله | الآلهة: جمع إله والإله، معناه: المألوه، أي: المعبود؛ سواء بحق أو بغير حق. وكل من عبد شيئا فقد اتخذه إلها. والجمع: آلهة. والله عز وجل وحده هو الإله الحق. والإله: من أسماء الله سبحانه. | |||
| إِلَّا | إلا | غير. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| لَفَسَدَتَا | فسد | لاختل نظامهما وخربتا. | |||
| فَسُبْحَٰنَ | سبح | أصلُ التسبيح لله: التنزيه له من إضافة ما ليس من صفاته إليه، والتبرئة له من ذلك. "وسُبْحانَ الله"، معناه التنزيه لله. وهي كلمة تعجب وتعظيم للشيء. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| رَبِّ | ربب | الرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| ٱلْعَرْشِ | عرش | عرش الرحمن، أعظم المخلوقات وأشرفها على الإطلاق، وهو: كرسي عظيم، له قوائم، وله حملة من الملائكة يحملونه، ولا يعلم مدى عظمه وسعته إلا الله الذي خلقه. | |||
| عَمَّا | — | أي "عن ما" أي عن الذي. | |||
| يَصِفُونَ | وصف | يذكرون من الصفات التي لا تليق بالله سبحانه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فِيهِمَا آلِهَةٌ} مد منفصل، يليه مد بدل {فَسُبْحَانَ} قلقلة في الباء
{عَمَّا} غنة في النون المشددة.