En'âm Suresi 90. Ayet
Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 90/165
أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ ۖ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقْتَدِهْ ۗ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَـٰلَمِينَ
Ulaikellezine hedallahu, fe bi hudayuhumuktedih, kul la es'elukum aleyhi ecra, in huve illa zikra lil alemin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte, o peygamberler, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: "Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), bütün alemler için ancak bir uyarıdır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte o Peygamberler Allahın hidayetine iriştirdiği kimseler, sen de onların gittiği yoldan yürü, ben, de: Buna karşı sizden bir ecr istemem, o mahza alemini irşad için ilahi bir yadigardır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte o peygamberler, Allah'ın kendilerini doğrudan yola eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların gittiği yoldan yürü! De ki: "Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O Kur'an sadece alemleri irşad için ilahi bir hatıradır."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlar (o peygamberler) Allahın hidayet etdiği kimselerdir. O halde sen de onların gitdiği doğru yolu tutub ona uy. De ki: "Ben buna karşı (bu risalet vazifesini ifa etmeme mukaabil) sizden hiç bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemler için öğüdden başka bir şey değildir".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte onlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Onların yoluna uy ve de ki: "Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece alemlere bir öğüttür."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte onlar Allah'ın hidayet verdiği kimselerdir. Sen de onların yolundan yürü ve de ki: "Ben risaleti tebliğden dolayı sizden bir ücret beklemiyorum. O, bütün milletler için bir öğütten, irşaddan ibarettir."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allahın doğru yola ulaştırdığı insanlara. Öyleyse onların rehberliğine uy (ve) de ki: "Sizden bu (hakikat bilgisi) için hiçbir karşılık istemiyorum. Unutmayın ki o bütün insanlığa bir öğütten ibarettir!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Bu nedenle sen de onların yoluna tabi ol ve "Ben, sizden bir ücret istemiyorum" de, "bu sadece, toplumlar için bir uyarı/öğüttür."
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
İşte bunlar, Allah'ın hidayet ettikleridir. Onların yoluna uy. De ki: "Ben, buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu ancak, alemler için bir öğüttür."
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İşte Onlar, Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir. Artık, sen de Onların yolunu izle. De ki: "Bunun için, sizden bir karşılık istemiyorum. O, evrenler için yalnızca bir öğretidir!"
İbni Kesir
İşte bunlar; Allah'ın hidayet ettikleridir. Öyleyse sen de onların hidayetine uy. De ki: Ben bunlara karşı sizden hiçbir ücret istemem. Bu, ancak alemler için bir öğüttür.
Gültekin Onan
İşte Tanrı'nın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kuran), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir."
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İşte bu peygamberler ve onlarla birlikte zikredilen babaları, çocukları ve kardeşleri gerçekten hidayet ehlidir. Onları örnek al ve tabi ol. -Ey Resul!- Kavmine de ki: Bu Kur'an'ı tebliğ etmeme karşılık sizden bir şey istemiyorum. Kur'an ancak insan ve cinler alemini dosdoğru yola götürmek için öğütten başka bir şey değildir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
İşte bunlar; Allah´ın hidayet ettikleridir. Öyleyse sen de onların hidayetine uy. De ki: Ben bunlara karşı sizden hiçbir ücret istemem. Bu, ancak alemler için bir öğüttür.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
84- Biz ona İshak ile Yakub’u bağışladık. Her birine hidâyet verdik, daha önce de Nûh’a hidâyet vermiştik. Onun zürriyetinden olan Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Mûsâ’ya ve Harun’a da. İşte biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. 85- Zekeriya’ya, Yahya’ya, İsa’ya ve İlyas’a da (hidâyet verdik); hepsi de salihlerdendi. 86- İsmail’e, Elyesa’ya, Yunus’a ve Lut’a da (hidâyet verdik); her birini alemlere üstün kıldık. 87- Onların babalarından, zürriyetlerinden ve kardeşlerinden bazılarına da (hidâyet verdik); onları seçtik ve dosdoğru bir yola ilettik. 88- Bu, Allah’ın hidâyetidir ki O, onunla kullarından dilediğini hidâyete erdirir. Eğer onlar da şirk koşsalardı yaptıkları her şey boşa giderdi. 89- Onlar kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiğimiz kimselerdir. Şimdi bunlar, onları inkâr ederlerse (bilsinler ki) biz onları inkâr etmeyen bir topluluğu onlara vekil kılmışızdır. 90- İşte bunlar, Allah’ın hidâyet ettiği kimselerdir. O halde sen de onların hidâyetlerine uy! De ki:“Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece alemler için bir öğüttür.”
84. “Biz ona İshak ile” onun oğlu olan ve İsrail diye anılan Allah’ın alemlere üstün kıldığı kavmin atası “Yakub’u bağışladık.” Bunların “her birine hidâyet verdik” yani ilim ve amelde dosdoğru yola ilettik. “Daha önce de Nuh’a hidâyet vermiştik” Onun hidâyete iletilmesi ise alemler arasında ancak bazı kişilere nasib olmuş özel hidâyet türlerinin en üstün şekillerindendir. Bu özel hidayetin nasip olduğu kişiler ise Nuh’un da aralarında olduğu “ulu’l-azm” diye bilinen peygamberlerdir. “Onun zürriyetinden” buyruğundaki zamirin Nuh’a ait olma ihtimali vardır. Zamirin raci olacağı daha önce geçmiş en yakın isim odur. Çünkü Yüce Allah’ın zikrettiği kimseler arasında Lut da vardır. Lut ise Nuh’un zürriyetindendir, İbrahim’in zürriyetinden değildir. Çünkü O İbrahim’in kardeşinin oğludur. Bununla birlikte zamirin İbrahim’e ait olma ihtimali de vardır. Çünkü bu buyruklar onu övmek ve onu methetmek ile alakalıdır. Lut ise -onun zürriyetinden olmasa dahi- İbrahim’e iman eden kimselerdendir. Böylelikle İbrahim el Halil’in bu üstünlük ve fazileti Lut’un onun sadece oğlu olmasından daha ileri derecede bir üstünlük ve fazilettir. “Davud’a” ve Davud’un oğlu “Süleyman’a, Eyyub’a”; Yakub’un oğlu “Yusuf’a” İmran’ın oğulları “Mûsâ’ya ve Hârûn’a da” hidâyet verdik. “İşte biz ihsan sahiplerini böyle mükâfaatlandırırız.” İbrahim el-Halil Rabbine ihsan ile ibadet ettiğinden, aynı şekilde diğer insanlara da ihsanlarda bulunup güzel bir şekilde davrandığından, onun zürriyetini de salih kıldık. İhsan sahiplerini biz, doğru ve güzel övgüler ile ve salih bir zürriyet nasib ederek mükâfaatlandırırız.
85. “Zekeriya’ya” ve onun oğlu olan “Yahya’ya” Meryem’in oğlu “İsa’ya, İlyas’a da” hidâyet verdik. Bunların “hepsi” ahlâklarında, amellerinde ve ilimlerinde “salihlerdendi”; hatta bunlar salihlerin efendileri, önderleri ve liderleridirler.
86. Milletlerin en üstünü olan Arap kavminin atası, Ademoğlunun efendisi Muhammed’in babası ve İbrahim’in oğlu “İsmail’e, Elyesa’ya”; Metta oğlu “Yunus’a ve” İbrahim’in kardeşi Haran’ın oğlu “Lut’a da” hidâyet verdik. İşte bu peygamber ve rasûllerin “her birini alemlere üstün kıldık.” Fazilet ve üstünlük dereceleri dört tanedir. Bunları da Yüce Allah şu buyruğunda söz konusu etmektedir:“Kim Allah’a ve Rasûle itaat ederse işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle birliktedirler.”(en-Nisa, 4/69) İşte üstün dereceler bunlardır. Hatta burada sözü edilen peygamberler, kayıtsız ve şartsız olarak rasûllerin en faziletlileridirler. Zira Yüce Allah’ın Kitab-ı Kerim’inde kıssalarını anlattığı rasûller, hiç şüphesiz bize haberlerini anlatmadıklarından daha faziletlidirler.
87. “Onların babalarından” yani sözü geçenlerin babalarından “zürriyetlerinden ve kardeşlerinden bazılarına da” yani bu sözü geçenlerin zürriyetlerinden ve kardeşlerinden bazılarını da hidâyete erdirdik. “Onları seçtik ve dosdoğru bir yola ilettik.”
88. “Bu” sözü geçen hidâyet, hidâyetinden başka doğru yol bulunmayan “Allah’ın hidâyetidir ki O, onunla kullarından dilediğini hidâyete erdirir.” O halde siz de ondan hidâyet isteyin. Çünkü O, sizi hidâyete iletmeyecek olursa O’ndan başka sizi hidâyete erdirecek kimse bulunmaz. İşte bu anılanlar da Allah’ın hidâyete iletmeyi dilediği kimseler arasındadır. Faraza “eğer onlar da şirk koşsalardı yaptıkları her şey boşa giderdi.” Çünkü şirk koşmak amelleri boşa çıkartır ve cehennemde ebedi kalmayı gerektirir. Bu seçkin ve en hayırlı kimseler bile -hâşâ- şirk koşacak olsalar, amelleri boşa çıkacağına göre başkalarının bu durumda olması daha öncelikle söz konusudur. [89. “Onlar kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiğimiz kimselerdir.” Yani kendilerine hidayet ve nübüvvet nimeti verdiğimiz peygamberler var ya işte biz kitabı onlara verdik. Mesela İbrahim’in sahifeleri, Musa’nın Tevrat’ı, Davud’un Zebur’u ve İsa’nın İncil’i gibi. Onlara bu kitapları anlama nimetini de verdik ve onları vahyimizi tebliğ için seçtik. “Şimdi bunlar, onları inkâr ederlerse (bilsinler ki) biz onları inkâr etmeyen bir topluluğu onlara vekil kılmışızdır.” Ey Rasul, şimdi senin kavminin kafirleri bu Kur'ân’ın ayetlerini inkar ederlerse şüphe yok ki biz, başka bir topluluğu, yani muhacirleri, ensarı ve kıyamete kadar onlara tabi olanları o ayetler için vekil kılmışızdır. Onlar bu ayetleri inkar etmezler, aksine ona iman ederler ve gösterdiği şeylerle de amle ederler.][3]
90. “İşte bunlar” sözü edilen kimseler “Allah’ın hidâyet ettiği kimselerdir. O halde sen de onların hidâyetlerine uy!” Yani ey şerefli Rasûl, sen de bu hayırlı peygamberlerin ardından git ve onların dinlerine tâbi ol. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de bu emre uymuştur. Kendisinden önceki peygamberlerin hidâyetleri ile yol bulmuş ve onlardaki bütün kemal özelliklerini kendisinde toplamıştır. Böylelikle o, öyle bir takım fazilet ve özelliklere sahip olmuştur ki, bunlarla bütün alemlere üstün gelmiştir. Bütün rasûllerin efendisi, muttakilerin önderi olmuştur. Allah’ın salat ve selamı ona ve bütün peygamberlere olsun. İşte bu mülahaza ile ashab-ı kiramdan bazıları Allah rasûlünün bütün rasûllerden daha faziletli olduğuna bu ayeti delil göstermişlerdir. Senin çağrından yüz çeviren kimselere de “de ki: Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum.” Sizden benim risaletimi tebliğimin ve davetimin karşılığında herhangi bir mal ve herhangi bir ücret istemiyorum. Öyle bir şey isteyecek olsam bu, sizin bu çağrımı kabul etmeyişinizin sebepleri arasında yer alır. Benim mükâfaatımı vermek Allah’a aittir. “O sadece alemler için bir öğüttür.” Kendilerine fayda verecek şeyleri öğrenip gereğini yaparlar, zararlı olacak şeyleri de öğrenip onları terk ederler. Onunla öğüt alır, Rab’lerini, isimlerini, sıfatlarını öğrenirler. Onunla güzel ahlâkı, güzel ahlâka götüren yolları, kötü ahlâkı ve kötü ahlâka ulaştıran yolları öğrenirler. O hem bütün alemlere bir öğüt hem de Allah’ın alemlere ihsan ettiği en büyük nimet olduğuna göre onların bu nimeti kabul etmeleri ve bundan dolayı Allah’a şükretmeleri gerekir.