En'âm Suresi 152. Ayet
Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 152/165
وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ ۖ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ ۖ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۖ وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ ۖ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ۚ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ve la takrebu malel yetimi illa billeti hiye ahsenu hatta yebluga eşuddeh, ve evful keyle vel mizane bil kıst, la nukellifu nefsen illa vus'aha ve iza kultum fa'dilu ve lev kane za kurba, ve bi ahdillahi evfu, zalikum vassakum bihi leallekum tezekkerun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
En'âm Suresi 152. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve yetim malına yaklaşmayın, ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel suretle başka, ölçeği tartıyı tam ve denk tutun, bir nefse ancak vüs'ünü teklif ederiz, söz sahibi olduğunuz vakit de hep adaleti gözetin velevse hısım olsun, Allahın ahdını yerine getirin, işittiniz a işte size o bunları ferman buyurdu, gerektir ki düşünür tutarsınız
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar en güzel şekilden başka türlü yaklaşmayın; ölçeği ve tartıyı tam ve denk tutun. Biz, hiçbir kimseye gücünün yettiğinden başkasını teklif etmeyiz. Söz sahibi olduğunuz zaman yakınlarınıza ait de olsa adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin. Duydunuz ya, O, düşünüp tutasınız diye bunları size emretti.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Yetimin malına, rüşdüne erişinceye kadar, o en güzel olanından başka bir suretle, yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı tam ve doğru tartın. Biz bir kimseye gücünün yetdiğinden başkasını teklif etmeyiz. Söz söylediğiniz vakit — (leh ve aleyhinde söyleyeceğiniz kimse) hısım dahi olsa — adaleti gözetin. Allahın ahdini (verdiğiniz sözü) yerine getirin. İşte (Allah) size, iyice düşünesiniz diye, bunları emretdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yetimin malına yaklaşmayın: yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (onun malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); ölçü ve tartıyı tam adaletle (dengeli) yapın. Biz, kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da akrabanız da olsa adalet yapın ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allah) size bunları tavsiye etti.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Rüşdüne erinceye kadar, yetimin malına en güzel şeklin dışında bir surette yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı tam ve doğru yapın. Biz hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz. Hakkında konuştuğunuz kimse, akrabanız bile olsa, yine doğruyu söyleyin!Allah'a verdiğiniz ahdi tutun. İşte düşünüp tutasınız diye Allah size bunları emretti.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve rüşd yaşına erişmeden önce yetimin mal varlığına -onun iyiliği için olmadıkça- dokunmayın". (Bütün alış verişlerinizde) ölçü ve tartıya tam olarak, adaletle uyun; (Biz) hiçbir insana taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklemeyiz; ve bir görüş belirttiğinizde, yakın akrabanıza (karşı) olsa da, adil olun. Allaha karşı taahhütlerinize (daima) riayet edin: bunu Allah size emretti ki ders alabilesiniz.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Yetimin malına, rüşt çağına ulaşıncaya kadar, en güzel tarzın dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücünün yettiği kadar mükellef tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye tavsiye ediyor.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz. Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Yetimin malına, kendisi erginlik çağına erişinceye değin, güzel bir amaç dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle yapın. Hiç kimseye, gücünün yeteceğinden aşırısını yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız bile olsa adaletli olun. Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin!" İşte, bunları size öğütlüyor; belki öğüt alırsınız diye.
İbni Kesir
Yetimin malına; erginlik çağına gelinceye kadar o en güzel olanından başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı da tam ve doğru yapın. Biz kimseye, gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman da -akraba dahi olsa-adil olun. Allah'ın ahdini de yerine getirin. İşte iyice düşünesiniz diye size bunları emretti.
Gültekin Onan
"Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Tanrı'nın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz."
Rowad Tercüme Merkezi
Bir de yetimin malına, rüştüne erinceye kadar en güzel olandan başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı dosdoğru yapın. Biz hiç kimseye gücünün üzerinde sorumluluk yüklemeyiz. Akraba bile olsa konuştuğunuz zaman adaletli olun ve Allah’a verdiğiniz sözünüzü yerine getirin! Umulur ki, düşünüp öğüt alırsınız diye size, işte bunları emrediyor.
Şaban Piriş
Yetimin malına, ancak rüşt/bulüğ çağına erinceye kadar, en güzel şekliyle yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye emrediyor.
Ali Özek ve diğerleri
Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yetimin malına -büluğ çağına erişmeden babasını kaybeden kimse- malının ıslahı, faydası ve arttırılması dışında, büluğ çağına erinceye ve reşit olduğu hissedilinceye kadar müdahale etmenizi de haram kılmıştır. Sizlere ölçü ve tartıda haksızlık etmeyi de haram kılmıştır. Bilakis alışveriş esnasında alırken veya verirken adil olmanız gerekir. Biz, her bir nefse ancak gücünün yettiği kadar sorumluluk yükleriz. Tartı ve bunun dışında kullanılan ölçülerde fazlalık veya noksanlık hususunda kaçınılması mümkün olmayan miktarda bir sorumluluk yoktur. Sizlere bir yakın yahut arkadaşın hatırını göz önünde bulundurarak doğru olmayan sözler söylemenizi ya da şahitlikte bulunmanızı da haram kıldı. Allah’a söz verdiğiniz veya Allah adına söz verdiğiniz zaman Allah’ın ahdini bozmanızı da haram kıldı. Bilakis sizin buna vefa göstermeniz gerekir. Bu zikredilenleri Yüce Allah sizlere, sonunuzu düşünüp, öğüt almanız için kesin bir emirle emretti.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَقْرَبُوا | قرب | لا تقربوا مال اليتيم: لا تدخلوا فيه ولا تستخدموه ولا تستقرضوا منه. | |||
| مَالَ | مول | المال: ما يمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| ٱلْيَتِيمِ | يتم | من فقد أباه قبل سن البلوغ. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| بِٱلَّتِي | التي | التي: اسم موصول يقع على كل أنثى. | |||
| هِيَ | هي | ضمير الغائبة. | |||
| أَحْسَنُ | حسن | إلا بالتي هي أحسن: إلا باستثمار يعود عليه بالربح والنماء. | |||
| حَتَّىٰ | حتى | حرف جر بمعنى "إلى أن". | |||
| يَبْلُغَ | بلغ | يبلغ أشده: يصل سن البلوغ وهو العمر الذي فيه استحكام قوته ورشده. | |||
| أَشُدَّهُ | شدد | الأشد: منتهى شبابه، وشدته، وقوته. | |||
| وَأَوْفُوا | وفي | أوفوا الكيل: أدّوه وافياً كاملاً. | |||
| ٱلْكَيْلَ | كيل | المكيال، أو التقدير به. | |||
| وَٱلْمِيزَانَ | وزن | الميزان: آلة الوزن، أو الوزن نفسه. | |||
| بِٱلْقِسْطِ | قسط | بالعدل. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| نُكَلِّفُ | كلف | لا نكلف نفسا: لا نحملها ولا نلزمها. | |||
| نَفْسًا | نفس | النفس: الذات والروح أيضا. ونفس كل شيء، ذاته. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر، ويُسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| وُسْعَهَا | وسع | جهدها وطاقتها وما تقدر عليه. | |||
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| قُلْتُمْ | قول | تكلمتم. | |||
| فَٱعْدِلُوا | عدل | فاحكموا بالحق والانصاف. | |||
| وَلَوْ | لو | لو: أداة للدلالة على الشرط وهي غير امتناعية. | |||
| كَانَ | كون | تأتي غالباً ناقصة للدّلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر، وتسمّى حينئذٍ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمّى حينئذِ تامة، وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تُزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدّل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار، وبمعنى: الاستقبال، وبمعنى الحال، وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل (وكان الله غفوراً رحيماً) لم يزل ذلك. | |||
| ذَا | ذو | ذا: بمعنى صاحب، وتستعمل في حال النصب. | |||
| قُرْبَىٰ | قرب | قرابة. | |||
| وَبِعَهْدِ | عهد | عهد الله: ما أمر به خلقه ليحفظوه ويرعوه. | |||
| ٱللَّهِ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| أَوْفُوا | وفي | بعهد الله أوفوا: التزموا بشريعته. | |||
| ذَٰلِكُمْ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد، يُخاطب به الجمع المذكر. | |||
| وَصَّىٰكُم | وصي | أمركم. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| لَعَلَّكُمْ | لعل | لعل: حرف نصب يحتمل معاني التعليل أو التوقع أو الترجي غالبا. | |||
| تَذَكَّرُونَ | ذكر | تستحضرون عاقبة أمركم وتتدبرون وتتعظون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{تَقْرَبُوا} قلقلة في القاف، وكذا الطاء في {بِالْقِسْطِ} عند
الوقف، والوقف على {أَشُدَّهُ} بسكون الهاء وبمد صلة قصيرة في حالة الوصل {نَفْسًا
إِلَّا} إظهار حلقي، وفي الوقف على التنوين المنصوب يبدل ألفا عوضًا عنه
{وَصَّاكُمْ بِهِ} إخفاء شفوي، ومد صلة صغرى، وراء {تَذَكَّرُونَ} مفخمة.