En'âm Suresi 104. Ayet

Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 104/165

قَدْ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ عَمِىَ فَعَلَيْهَا ۚ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ

Kad caekum basairu min rabbikum fe men ebsara fe li nefsih ve men amiye fe aleyha, ve ma ene aleykum bi hafiz.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

En'âm Suresi 104. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

7. cüz · PDF sayfası 20

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Hakıkat Rabbınızdan size bir çok basıretler geldi artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de körlük ederse kendi aleyhinedir ve o halde ben size karşı muhafız değilim

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten Rabbinizden size birçok deliller geldi, artık kim gözünü açarak onları görürse kendi lehine, kim de körlük ederse, kendi aleyhinedir. Ve o durumda ben sizin bekçiniz değilim.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Size Rabbinizden muhakkak basıyretler gelmişdir. Artık kim (onlarla hakkı) görür (ve iman eder) se kendi lehine, kim (ondan) kör kalırsa o da kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde bir bekci değilim.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Doğrusu size Rabbinizden basiretler geldi. Artık kim (gerçeği) görürse yararı kendisine, kim de (gerçeğe karşı) kör olursa zararı kendisinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir. Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir. (Sen de ki:) "Ben sizin üzerinizde bekçi değilim."

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Gerçek şu ki size Rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde gözetleyici değilim.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Şimdi Rabbinizden size (bu ilahi kelam yoluyla) anlama ve kavrama araçları verilmiştir. O halde, kim görmek isterse kendi lehine, ve kim de körlüğü tercih ederse kendi aleyhine davranmış olur. Ve (kalbi katılaşmış olanlara de ki): "Ben sizin bekçiniz değilim!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Her kim bunları görürse kendisi içindir. Kim de körlük ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin üzerinizde bir bekçi değilim.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Rabb'inizden size basiret[1] verilmiştir. Kim gerçeği görürse[2] kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse[3] kendi aleyhinedir. "Ben üzerinize bekçi değilim."

Tefsir / dipnot (3)

Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

İdrak ederse, kavrarsa.

İdrak etmezse, kavramazsa.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Gerçek şu ki, Efendinizden, size aydınlanma kaynağı gelmiştir. Artık, kim görmek isterse, kendi yararına; kim körlük ederse, kendi yitimine yönelik olacaktır. Ben, sizin üzerinize gözetmen değilim!"

İbni Kesir

Doğrusu size, Rabbınızdan basiretler gelmiştir. Kim, onları görürse; kendi lehine, kim de körlük ederse; kendi aleyhinedir. Ve ben, sizin üzerinize bir bekçi değilim.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki size rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize gözetleyici değilim.

Rowad Tercüme Merkezi

Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Artık kim görürse kendi lehine; kim de (hakkı) görmezse kendi aleyhinedir. Ben başınızda bekçi değilim.

Şaban Piriş

Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Kim bunları görürse kendisi içindir. Kim de körlük ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin üzerinizde bir gözetici değilim.

Ali Özek ve diğerleri

Size Rabbinizden basiretler (apaçık deliller) gelmiştir; her kim bunlarla (hakkı) görürse, kendi lehine, kim de kör olur görmezse, kendi aleyhinedir; yoksa ben üzerinize bekçi değilim.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey insanlar!- Kesinlikle size Rabbinizden apaçık delil ve hüccetler gelmiştir. Her kim bunları idrak edip hakkı anlarsa, faydası kendi lehine döner, kim de kör olup idrak etmez ve itaat etmezse onun zararı yalnız kendisinedir. Ben sizin amellerinizin hesabını tutan başınızda bir gözetleyici değilim. Ancak ben Rabbim tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Sizin gözeticiniz olan O'dur.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
قَدْقدأداة تفيد التحقيق.
جَاءَكُمجيأأتاكم ووصل إليكم.
بَصَائِرُبصرحجج بينة وبراهين نيرة تبصر القلوب للحق.
مِنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
رَّبِّكُمْرببإلهكم المعبود. والرب، معناه: ‌الإله ‌المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: ‌اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة.
فَمَنْمَنمن: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل.
أَبْصَرَبصرالإبصار: الرؤية، والمراد إدراك الحق.
فَلِنَفْسِهِنفسفلذاته، والنفس: الذات، ونفس كل شيء ذاته. والنفس: الروح والجسد معا.
وَمَنْمَنمن: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل.
عَمِيَعميذهبت بصيرته.
فَعَلَيْهَاعلىعلى: حرف جر، يُفيد معنى الإستعلاء المجازي.
وَمَاماما: نافية تعمل عمل "ليس".
أَنَاأناضمير رفع منفصل للمتكلم أو المتكلمة.
عَلَيْكُمعلىعلى: حرف جر، يُفيد معنى الإستعلاء المجازي.
بِحَفِيظٍحفظبرقيب أحصي أعمالكم لمجازاتكم.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

قلقلة في دال {قَدْ} وفي {جَاءَكُمْ} و {بَصَائِرُ} كلاهما مد متصل

{جَاءَكُمْ بَصَائِر} إخفاء شفوي {مِنْ رَبِّكُمْ} إدغام بغير غنة، {فَمَنْ

أَبْصَرَ} إظهار حلقي للهمزة بعد النون الساكنة {وَمَا أَنَا} مد منفصل، وألف

{أَنَا} ثابتة وقفًا، محذوفة وصلًا {عَلَيْكُمْ بِحَفِيظٍ} إخفاء شفوي.