Bakara Suresi 71. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 71/286

قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُولٌ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيهَا ۚ قَالُوا۟ ٱلْـَٔـٰنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ ۚ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ

Kale innehu yekulu inneha bakaratun la zelulun tusirul arda ve la teskıl hars, musellemetun la şiyete fiha kalul'ane ci'te bil hakk, fe zebehuha ve ma kadu yef'alun.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Rabbim, dedi: Şöyle buyuruyor: Bir bakare ki ne koşulur arazi sürer ne de ekin sular, salma, hiç alacası yok, işte dediler, şimdi hak ile geldin, bunun üzerine o bakareyı boğazladılar, ki az kaldı yapmıyacaklardı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: O, ne koşulup toprağı süren, ne de ekin sulayan, salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır." dedi. Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Bunun üzerine o sığırı (bulup) boğazladılar. Neredeyse yapmayacaklardı.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(Musa şöyle dedi: "Rabbim buyuruyor ki: O, ne boyunduruğa koşulub arazi sürecek, ne ekin sulayacak bir inek değildir. Salmadır (yahud ayıbdan salimdir). Hiçbir alacası da yokdur". Onlar: "İşte şimdi hakikati getirdin (vasfını tastamam bildirdin)" dediler. Bunun üzerine o ineği (bulub) boğazladılar ki az kaldı (bunu) yapmayacaklardı.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Dedi: "O şöyle diyor: O, henüz boyundurluk altına alınmamış bir inektir. Yeri sürmez, ekin sulamaz. Salma, (çifte koşulmamış) hiç alacası yok." "İşte şimdi gerçeği getirdin" deyip ineği boğazladılar; az daha yapmayacaklardı.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Musa: "Rabbim şöyle diyor: O inek, ne toprağı sürmek için çifte koşulmuş, ne de ekin sulamada çalıştırılmış olmayan, salma ve her kusurdan uzak, hiç alacası bulunmayan bir inek olacaktır." Onlar: "İşte şimdi gerçeği tam anlayacağımız tarzda bildirdin" diyerek nihayet sığırı kestiler ki az kaldı yapmayacaklardı.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

(Bunun üzerine Musa, "Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin" dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

(Musa'nın) cevabı şu oldu: "O, kurbanın ekinleri sulamak veya toprağı sürmek için hiç koşulmamış, kusursuz, alacasız bir sığır olmasını istiyor." Onlar: "İşte, sonunda gerçeği bildirdin!" dediler; ve hemen (onu) kurban ettiler, halbuki neredeyse hiçbir şey yapmadan kalacaklardı.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Musa: -Rabbim, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir inek olduğunu söylüyor, dedi. -Şimdi gerçeği bildirdin, deyip ineği kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Tefsir / dipnot (1)

71. ayetlerinden anlaşılması gereken şudur: Eğer "Sığır kesin." buyruğu yeterli görülerk herhangi bir sığır kesilseydi, Allah'ın buyruğu yerine getirilmiş olunacaktı. Ama sorularla iş detaylandırılınca kesilecek sığırın özellikleri de artmış oldu. Oysaki dinde esas olan şey ayrıntıya girerek değil, bir buyruk en yalın hali ile nasıl anlaşılmışsa onu öylece yapmaktır. Detaylandırmak çoğaltmak demektir, dolayısı ile zorlaştırmaktır. Bu ayetin bize mesajı, Allah'ın buyurduğu bir şeyi detaylandırmanın doğru olmadığıdır.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Dedi ki: "Kuşkusuz, O, diyor ki: ‘Toprağı sürmemiş, ekini sulamamış, boyunduruk vurulmamış, alacasız, salma bir inek!' " Dediler ki: "Şimdi gerçeği getirdin!" Sonunda onu kestiler. Ama neredeyse yapmayacaklardı.

İbni Kesir

Dedik ki: Rabbım, o, ne boyunduruğa koşulup arazi sürecek, ne de ekin sulayacak bir inektir, zillete uğramamıştır. Bütün kusurlardan uzaktır. Onun alacası da yoktur, buyuruyor. Onlar: İşte şimdi gerçeği ortaya koydun, dediler. Hemen onu boğazladılar ki az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Gültekin Onan

(Musa) Dedi ki: "O diyor ki, o sığır yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığırdır." "İşte şimdi gerçeği (hakk) getirdin" diyerek sonunda sığırı boğazladılar / kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Bunun üzerine Musa onlara: Allah diyor ki; "Bu ineğin özelliği, tarla sürmek veya ekin sulamak için boyunduruk altına alınmamış, kusursuz, sarı renginden başka bir rengi olmayan inektir" dedi. O zaman; "İşte, şimdi tam olarak ineğin ayırt edici özelliğini bildirdin" dediler. Nihayet o ineği kestiler. Tartışma ve inatları sebebiyle az kalsın kesmeyeceklerdi.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
قَالَقولتكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا.
إِنَّهُإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
يَقُولُقوليتكلم. والقول معناه: الكلام. والقول والكلام ثابت لله على ما يليق به.
إِنَّهَاإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
بَقَرَةٌبقرالبقرة: حيوان مستأنس ذو أظلاف مشقوقة ويستخدم في الحرث ويتخذ للبن واللحم.
لَّالانافية تعمل عمل "ليس".
ذَلُولٌذللغير مذللة للعمل في الحراثة، وليست هيِّنة ولا سهلة الإنقياد.
تُثِيرُثورتشُقها، وتقلبها للزراعة.
ٱلْأَرْضَأرضالكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
تَسْقِيسقيتروي.
ٱلْحَرْثَحرثالزرَّع أو الأرض المهيأة له.
مُسَلَّمَةٌسلمخالية من العيوب، مطهَّرة من الحرام.
لَّالانافية للجنس. و"لا": حرف نفي، وحرف نهي.
شِيَةَوشي‌الشية: ‌العلامة، من وشى الثوب يشيه إذا زينه بخطوط مختلفة الألوان. والمراد: لا لون فيها يخالف لون الصفار الفاقع للجسم كله.
فِيهَافيفي: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية.
قَالُواقولتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك.
ٱلْءَٰنَأونظرف للوقت الحاضر؛ يقال: حضرت الآن.
جِئْتَجيأأتيت.
بِٱلْحَقِّحققالحق هو: الصِّدق، والأمرُ الثابت الذي لا يعتريه شك. وقيل: الصدق: الحجة. ومعنى "بالحقِّ" هنا: بالوصف البين الواضح.
فَذَبَحُوهَاذبحالذبح: قطع الحلق، وإزهاق روح المذبوح.
وَمَاماما: نافية غير عاملة.
كَادُواكودقاربوا وأوشكوا.
يَفْعَلُونَفعليعملون. والعمل: الفعل.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

من المدود الطبيعية في الآية {قَالَ} {إِنَّهُ} {يَقُولُ} {إِنَّهَا} {لَا

ذَلُولٌ} {تُثِيرُ} {وَلَا} {لَا شِيَةَ} {فِيهَا} {قَالُوا} {فَذَبَحُوهَا}

{وَمَا كَادُوا} ومن الغنة {إِنَّهُ} و {إِنَّهَا} وفِي {مُسَلَّمَةٌ لَا} إدغام

بغير غنة، وتحذف الياء من {وَلَا تَسْقِي الْحَرْثَ} وصلًا لالتقاء الساكنين،

وتثبت وقفًا.