Bakara Suresi 66. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 66/286
فَجَعَلْنَـٰهَا نَكَـٰلًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Fe cealnaha nekalen li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev'ızaten lil muttakin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 66. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
ve bu ukubeti önündekilere ve arkasındakilere bir dersi ibret ve korunacaklara bir va'z-u nasıhat olmak üzere yaptık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve bu cezayı önündekilere ve sonrakilere bir ibret dersi ve korunacaklara da bir öğüt ve nasihat yaptık.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Binaen'aleyh onu hem önündekilere (o zaman hazır olanlara), hem ardındakilere (sonradan geleceklere) ibret verici ceza ve (mü'minlerden) takvaaye erenler de bir öğüd yaptık.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve bunu, önündekilere ve ardından geleceklere ibret bir ceza, (Allah'ın azabından) korunanlara da bir öğüt yaptık.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bunu, hem bu hadiseye şahit olanlara, hem de sonradan gelecek olan nesillere bir ibret ve korunacaklara da bir öğüt kıldık.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve onları hem kendi zamanları, hem de bütün gelecek zamanlar için uyarıcı bir örnek kıldık, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara da ibret alınacak bir ders.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Böylece onların akıbetini hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve Allah'tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Biz bunu, onlara ve onlardan sonra gelecek kuşaklara ibret; muttakilere[1] de bir öğüt olarak yaptık.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 2:63. Ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Böylece, bunu, aynı dönemde yaşayanlara ve sonra gelecek olanlara uyarıcı bir örnek; sorumluluk bilinci taşıyanlara da bir öğüt yaptık.
İbni Kesir
Artık bunu hem önündekilere, hem de ardındakilere ibret verici bir ceza, hem de müttakilere bir öğüt kıldık.
Gültekin Onan
Bunu çağdaşlarına / yanında olanlara (lima beyne yedeyha) ve sonraki kuşaklara / gelecek olanlara (halfeha) bir ceza / azab / ibret verici ceza (nekalen) ve muttakiler için de bir öğüt / nasihat (mevızaten) yaptık.
Rowad Tercüme Merkezi
Böylece onların (maymunlara çevrilmiş insanların) akıbetini hem onu görenlere, hem de kendilerinden sonra geleceklere bir ibret ve Allah’tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Şaban Piriş
Böylece onların akıbetini hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve Allah’tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.
Ali Özek ve diğerleri
Biz bu (maymunlaşmış insanları) hadiseyi bizzat görenler ve sonradan gelenler için bir ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Biz bu köyü etrafındaki köylere ve onlardan sonra geleceklere ibret olarak kıldık. Öyle ki; o köy halkının yaptıklarını yapıp aynı cezayı hak etmesinler. Allah’ın azabından ve koyduğu sınırları aşmaktan korkan takva sahipleri için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَجَعَلْنَٰهَا | جعل | فصيرناها. | |||
| نَكَٰلًا | نكل | عقوبة شديدة. وأصلُّ النكال: العقوبة الشديدة الزاجرة، ولا يقال لكل عقوبة نكال حتى تكون زاجرة رادعة. | |||
| لِّمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| بَيْنَ | بين | ظرف مُبْهَم، لا يتبين معناه إلا بإضافته إِلى اثنين فصاعدًا، أو ما يقوم مقام ذلك. وقد تُزاد عليها الألف أو ما، فتصير "بينا"، و"بينما"، وتكون ظرف زمان بمعنى المفاجأَة. | |||
| يَدَيْهَا | يدي | أصل اليد: عضو من أعضاء الجَسَد، وهي من المنكب إلى أطراف الأصَابع. وقوله "لما بين يديها وما خلفها": أي لمن بحضرتها من القرى، يبلغهم خبرها وما حلَّ بها، وعبرة لمن يعمل بعدها مثل تلك الذنوب. | |||
| وَمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| خَلْفَهَا | خلف | وراءها. وأصل الخلف: الوراء. | |||
| وَمَوْعِظَةً | وعظ | النصيحة والتذكير بالعواقب. | |||
| لِّلْمُتَّقِينَ | وقي | لأصحاب التقوى بطاعة الله والبعد عن معصيته، والتقوى: أن يجعل العبد بينه وبين غضب الله وعقابه وقاية؛ بفعل أمره وترك معصيته. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
اللام والنون متقاربان في المخرج، وحتى لا يقع إدغام بينهما في
{فَجَعَلْنَاهَا} ينبغي إبراز سكون اللام لتتميز النون من اللام. وفي {نَكَالًا
لِمَا} وكذا {وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقِينَ} إدغام بغير غنة.