Bakara Suresi 55. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 55/286
وَإِذْ قُلْتُمْ يَـٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
Ve iz kultum ya musa len nu'mine leke hatta nerallahe cehreten fe ehazetkumus saikatu ve entum tenzurun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 55. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve bir vakit "ya Musa, dediniz: Biz Allahı aşikare görmedikçe senin sözünle asla inanmıyacağız" bunun üzerine sizi o saıka yakalayıverdi bakınıp duruyordunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve bir vakit: "Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe, senin sözüne kesinlikle inanmayacağız." dediniz. Bunun üzerine sizi o yıldırım yakalayıverdi; siz de bakakalmıştınız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Bir de hatırlayın o zamanı ki siz (Musa ile birlikde Allaha karşı özür dilemek, onun emirlerini dinlemek üzere çıkdığınız vakit) "Ey Musa, biz Allahı apaşikar görünceye kadar sana kat'iyyen iman etmeyiz" demişdiniz de gözünüz bakıb dururken sizi o yıldırım (sayha) çarpmışdı.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bir zaman da: "Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız," demiştiniz de derhal sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı; siz de bunu görüyordunuz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bir zaman da: "Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız!" dediniz. Bunun üzerine derhal sizi yıldırım çarptı, siz de bakakaldınız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve (hatırlayın) (hani), "Ey Musa, doğrusu Allah'ı kendi gözümüzle görmedikçe sana asla inanmayacağız!" dediğinizde, (işte o an) siz daha (ne oluyor diye) çevrenize bakıp dururken ceza yıldırımı sizi yakalamıştı.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Ey Musa, Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız, demiştiniz de, gözünüz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Hani siz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız." demiştiniz de o an, bakıp dururken, sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Üstelik şöyle demiştiniz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe, sana asla inanmayız!" Bunun üzerine, sizi yıldırım çarptı; bakakaldınız.
İbni Kesir
Bir de, hani siz: Ey Musa, biz Allah'ı apaşikar görünceye kadar sana inanmayacağız, demiştiniz de, bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Gültekin Onan
Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Tanrı'yı apaçık (cehreten) görmedikçe sana inanmayız". Bunun üzerine yıldırım sizi almıştı / yakalamıştı / çarpmıştı (kümüssaıkatü). Ve siz bakıp duruyordunuz / bakıyordunuz (tenzurun).
Rowad Tercüme Merkezi
"Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız." demiştiniz de, bunun üzerine bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı
Şaban Piriş
Ey Musa, Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız, demiştiniz de, gözünüz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Ali Özek ve diğerleri
(Bir zamanlar:) Siz Ey Musâ! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Musa -aleyhisselam-'la babalarınızın cüretle konuşup, ona söylediklerini hatırlayın. Onlar şöyle demişlerdi: "Bizden gizli olmadan aleni olarak Allah'ı görene kadar sana iman etmeyeceğiz". Bunun akabinde yakıcı ateş sizi alıverdi. Sizden bazısı diğerlerine bakıverirken sizi öldürdü.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذْ | إذ | إذ: ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي. | |||
| قُلْتُمْ | قول | تكلمتم. وأصل القول: الكلام والنطق، وقد يرد بمعنى الفعل. | |||
| يَٰمُوسَىٰ | — | موسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور. | |||
| لَن | لن | لن: حرف نفي ونصب واستقبال، يدخل على المضارع فينصبه، وينفي معناه، ويُحَوِّله من الحاضر إلى المستقبل، وقد يكون نفي الفعل على سبيل التأبيد. | |||
| نُّؤْمِنَ | أمن | نصدِّق ونذعن. والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية. | |||
| لَكَ | ل | اللام: حرف جر بمعنى "الباء". | |||
| حَتَّىٰ | حتى | حرف جر بمعنى "إلى أن". | |||
| نَرَى | رأي | نبصر. | |||
| ٱللَّهَ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| جَهْرَةً | جهر | عياناً بالبصر. والجهر: ضد السرِّ والإخفاء. | |||
| فَأَخَذَتْكُمُ | أخذ | فأهلكتكم؛ من الأخذ، وهو تناول الشيء بجملته بنوع بطش وقوة. وأصل الأخذ: القبض باليد. | |||
| ٱلصَّٰعِقَةُ | صعق | نارٌ تسقط من شدِّة البرق، تُحرق ما أصابته، وتستعمل أيضاً في الأمر الشديد المهلك. | |||
| وَأَنتُمْ | أنتم | أنتم: ضمير رفع منفصل لجماعة المخاطبين. | |||
| تَنظُرُونَ | نظر | تبصرون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
حرف المد قبل الميم من {يَامُوسَى} محذوف في الرسم العثماني، والألف الصغيرة
تدل عليه. وفي نونيْ {لَنْ نُؤْمِنَ} إدغام بغنة من باب إدغام التماثل الصغير،
فيطلق عليه هذا أو ذاك. وراء {نَرَى} مفخمة، وفي {جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ} إخفاء
حقيقي. وفي النون مع التاء من {وَأَنْتُمْ} وفي النون مع الظاء من {تَنْظُرُونَ}
فيهما إخفاء حقيقي.