Bakara Suresi 214. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 214/286
أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم ۖ مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ ۗ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ
Em hasibtum en tedhulul cennete ve lemma ye'tikum meselullezine halev min kablikum messethumul be'sau ved darrau ve zulzilu hatta yekuler resulu vellezine amenu meahu meta nasrullah, e la inne nasrallahi karib.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 214. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı pek yakındır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yoksa siz kendinizden evvel geçenlerin mesel olmuş halleri hiç başınıza gelmeksizin Cennete girivereceksiniz mi sandınız? Onlara öyle ezici mihnetler, kımıldatmaz zaruretler dokundu ve öyle sarsıldılar ki hatta Peygamber ve maiyetinde iman edenler "ne zaman Allah'ın nusratı?" diyeceklerdi. Bak işte Allahın nursatı yakın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yoksa siz, sizden önce geçenlerin örnek olmuş durumları hiç başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onların başına öyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zaruretler geldi ve öylesine sarsıldılar ki, peygamber ve beraberindeki iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyeceklerdi. Bak işte, Allah'ın yardımı yakındır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Ey mü'minler) yoksa siz, sizden evvel geçenlerin haali başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk (lar), ve sıkıntı (lar) gelib çatdı ve (çeşidli belalarla) sarsıldılar ki, hatta peygamber (leri) maiyyetindeki mü'minlerle birlikde: "Allahın yardımı ne zaman?" diyordu. Gözünüzü açın: Allahın yardımı yakındır muhakkak.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, nihayet peygamber ve onunla birlikte inananlar: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek olmuşlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara maruz kalmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara duçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki müminler bile "Allah'ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek?" diyecek duruma geldiler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sizden önce gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Ama), sizden önce gelip geçen (mümin)ler gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Onların başına öyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar geldi ki ve öylesine sarsıldılar ki, müminlerle birlikte Elçi de: "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?" diye feryat ediyordu. Gözünüzü açın, Allah'ın yardımı (daima) yakındır!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sizden önce gelenlerin durumu, sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve onun yanındaki mü'minler bile: -Allah'ın yardımı ne zaman? diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Sizden öncekilerin çektikleri gibi sıkıntı ve zorluklar çekmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Onlara[1] dokunan sıkıntı ve zorluklarla öylesine sarsıldılar ki Resul ve onunla birlikte olan Mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" dediler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.
Tefsir / dipnot (1)
Sizden öncekilere.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden, cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar, öyle yoksulluklar ve zorluklara uğradılar ve öyle sarsıldılar ki, elçi ve Onunla birlikte inananlar, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyorlardı. İyi bilin ki, kuşkusuz, Allah'ın yardımı çok yakındır.
İbni Kesir
Yoksa siz; sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk, öyle sıkıntı gelmiş ve sarsıntıya uğramışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki mü'minler: Allah'ın yardımı ne zaman? diyordu. Bilesiniz ki, Allah'ın yardımı pek yakındır.
Gültekin Onan
Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar zorluk ve sıkıntıya uğradılar ve öylesine sarsıldılar ki elçi ve beraberindeki inananlar "Tanrı'nın yardımı ne zaman?" dediler. Dikkat edin, kuşkusuz Tanrı'nın yardımı yakındır.
Rowad Tercüme Merkezi
(Ey Müminler) sizden önce gelenlerin durumu, sizin başınıza gelmeden Cennet'e gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve öyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber ve beraberindeki Müminler; "Allah'ın yardımı ne zaman?" dediler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.
Şaban Piriş
Sizden önce gelenlerin durumu, sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve öyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber ve beraberindeki müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman!" dediler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.
Ali Özek ve diğerleri
(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ey Müminler! Sizden öncekilerin başlarına gelen belalar gibi bir bela size isabet etmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Çünkü onlara fakirlik ve hastalıkların zorluğu isabet etti, korkular onları titretti. Sonunda imtihanları, Allah'ın yardımını acilen istemelerine sebep olacak seviyeye ulaştı. Peygamber ve onunla beraber olan Müminler şöyle dediler: "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?" İyi bilin ki, Allah’ın yardımı kendisine iman ve tevekkül edenlere çok yakındır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أَمْ | أم | حرف عطف منقطع يفيد معنى الإستفهام والإضراب. | |||
| حَسِبْتُمْ | حسب | ظننتم. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| تَدْخُلُوا | دخل | دخول المكان: المرور عبر مدخله والوصول إلى داخله. | |||
| ٱلْجَنَّةَ | جنن | الجنة: هي في الأصل البستان ذو الشجر الساتر بأشجاره الأرض. وقد يُطلق على الأشجار نفسها جنّة، والمراد: الجنة التي غرسها الله بيده، والتي يرحم بها من يشاء، والتي بها ما لا عين رأت ولا أذن سمعت، ولا خطر على قلب بشر.والجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| وَلَمَّا | لما | لما: أداة نفي وجزم وقلب، ويستمر النفي من الماضي للحاضر. | |||
| يَأْتِكُم | أتي | يجئكم. | |||
| مَّثَلُ | مثل | مثل الشخص: حاله، وتستعمل لتشبيه حال بنظيرتها. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| خَلَوْا | خلو | مضوا. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| قَبْلِكُم | قبل | قبل: ظرف للزمان، ويضاف لفظا أو تقديرا، وهو نقيض بعد. | |||
| مَّسَّتْهُمُ | مسس | أصابتهم. | |||
| ٱلْبَأْسَاءُ | بأس | شدة الحاجة. | |||
| وَٱلضَّرَّاءُ | ضرر | الضراء: الشدة كالفقر والسقم والألم. | |||
| وَزُلْزِلُوا | زلزل | اضطربوا وأزعجوا. | |||
| حَتَّىٰ | حتى | حرف جر بمعنى "إلى أن". | |||
| يَقُولَ | قول | يتكلم. | |||
| ٱلرَّسُولُ | رسل | من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| وَٱلَّذِينَ | الذي | الذين: اسم موصول لجماعة الذكور. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية. | |||
| مَعَهُ | مع | مع: ظرف يفيد معنى المصاحبة. | |||
| مَتَىٰ | متى | ظرف زمان للإستفهام. | |||
| نَصْرُ | نصر | النصر: الغلبة والعون والتأييد. | |||
| ٱللَّهِ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| أَلَا | ألا | أداة استفتاح وتنبيه تدل على تحقق ما بعدها. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| نَصْرَ | نصر | النصر: الغلبة والعون والتأييد. | |||
| ٱللَّهِ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| قَرِيبٌ | قرب | دان. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
في {حَسِبْتُمْ} قلقلة، وفي {أَنْ تَدْخُلُوا} إخفاء حقيقي. {الْجَنَّةَ}
فيها غنة. ومثلها {وَلَمَّا} وفي {يَأْتِكُمْ} إدغام مثلين صغير، وفي
{الْبَأْسَاءُ وَالضَّرَّاءُ} مد متصل. وفي {مَعَهُ} صلة صغرى. والراء مفخمة من
{نَصْرُ} واسم الجلالة بعدها مفخم. وفي {أَلَا إِنَّ} مد منفصل، والراء المفتوحة
من {نَصْرَ} مفخمة. واسم الجلالة بعدها مفخم وفي {قَرِيبٌ} مد عارض للسكون وقفًا،
وقلقلة في الباء.