Bakara Suresi 137. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 137/286
فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا هُمْ فِى شِقَاقٍ ۖ فَسَيَكْفِيكَهُمُ ٱللَّهُ ۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Fe in amenu bi misli ma amentum bihi fe kadihtedev ve in tevellev fe innema hum fi şikak fe se yekfike humullah, ve huves semiul alim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 137. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
eğer böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu buldular, yok yüz çevirirlerse onlar sırf bir şikak içindedirler, Allah da sana onların haklarından geliverecektir, ve o, o işiden, o bilendir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer onlar da böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu buldular. Yok, yüz çevirirlerse, onlar sadece bir ihtilaf ve çekişme içindedirler. Allah da senden yana onların haklarından geliverecektir. O, herşeyi işiten ve bilendir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Artık, eğer onlar da sizin bu iman etdiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu bulmuşlardır. Şayed yüz çevirirlerse onlar (size karşı) ancak muhaalefetdedirler. (Habibim) o suretde onlara karşı Allah (sana) yeter (Allah seni sıyanet edecekdir). O, hakkıyle işiden hakkıyla bilendir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; ama dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşerler. Onlara karşı Allah sana yeter. O, işitendir, bilendir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, doğru yolu bulmuş olurlar. Yok yüz çevirirlerse, mutlaka size karşı bir ayrılık ve düşmanlık içindedirler. Bu takdirde ise onların hakkından gelmek için Allah sana yeter. O hakkıyla işitir ve bilir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer yüz çevirirlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) aykırılık içindedirler. Sana onlara karşı Allah yeter. O, işitendir, bilendir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Eğer (ötekiler de) sizin inandığınız gibi inanırlarsa şüphesiz doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse de derin bir çıkmaza saplanmış olurlar, ama Allah seni bundan korumaktadır. Zira yalnız O'dur her şeyi işiten, her şeyi bilen.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Eğer Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse şüphesiz hidayete ererler; yok eğer yüz çevirirlerse onlar ancak ayrılık içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. O hakkıyla işiten ve bilendir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, derin bir ayrılık ve çıkmaza düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Eğer sizin inandığınız gibi inanırlarsa, doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer dönerlerse, kesinlikle ayrılığa sürüklenmiş olurlar. Allah, onlara karşı sana yeterlidir. Çünkü O, Duyandır; Bilendir.
İbni Kesir
Onlar da, sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu bulmuşlardır. Şayet yüz çevirirlerse; şüphesiz ki onlar çekişme içerisindedirle. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, Semi'dir, Alim'dir.
Gültekin Onan
Şayet onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer yüz çevirirlerse, onlar elbette bir ayrılık içindedirler. Onlara karşı Tanrı sana yeter. O işitendir, bilendir.
Rowad Tercüme Merkezi
Eğer onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar) böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı sana yeter. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Şaban Piriş
Eğer Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse şüphesiz hidayete ererler; yok eğer yüz çevirirlerse onlar ancak ayrılık içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. O hakkıyla işiten ve bilendir.
Ali Özek ve diğerleri
Eğer onlar (Yahûdi ve hristiyanlar) da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulur (hidâyete erer) lar; yok eğer yüz çevirirlerse mutlaka anlaşmazlık (ve ayrılık) içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Şayet Yahudi, Hristiyan ve diğer kâfirler sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, Allah'ın razı olduğu doğru yol üzere ilerlemiş olurlar. Eğer peygamberlerin tamamını ya da bazısını yalanlayarak iman etmekten yüz çevirirlerse onlar ihtilaf ve düşmanlık içindedirler. -Ey Peygamber!- Üzülme, Allah onların eziyetlerine karşı sana yeter. Onların şerrinden seni koruyacak ve onlara karşı sana yardım edecektir. Allah onların sözlerini hakkıyla işiten, niyetlerini ve amellerini hakkıyla bilendir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَإِنْ | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدقوا وأذعنوا، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية. | |||
| بِمِثْلِ | مثل | المثل: المشابه. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| ءَامَنتُم | أمن | صدقتم وأذعنتم، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| فَقَدِ | قد | قد: أداة تفيد التحقيق. | |||
| ٱهْتَدَوا | هدي | قبلوا الهداية واستجابوا للإرشاد. | |||
| وَّإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| تَوَلَّوْا | ولي | أعرضوا. | |||
| فَإِنَّمَا | — | إنما: أداة حصر. | |||
| هُمْ | هم | ضمير الغائبين. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| شِقَاقٍ | شقق | خلاف، أو عداء، والشين والقاف أصلٌ واحدٌ صحيح يدلُّ على انصداع في الشيء. | |||
| فَسَيَكْفِيكَهُمُ | كفي | فسيحميك منهم. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَهُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| ٱلسَّمِيعُ | سمع | أي السامع للسرِّ والنجوى، والذي قد وسع سمعه الأصوات، وهو سميع الدعاء أي مجيبه، والسميع من أسماء الله الحسنى. | |||
| ٱلْعَلِيمُ | علم | العليم: معناه المتصف بالعلم، والذي أحاط علمه جميع الأشياء ظاهرها وباطنها، دقيقها وجليلها. والعليم: من أسماء الله الحسنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
النون الساكنة مع الهمزة بعدها من {فَإِنْ آمَنُوا} إظهار حلقي، علامته وجود
السكون فوق النون. وفي {آمَنُوا} مد بدل، يمد حركتين اثنتين فقط لحفص. ومثله
{آمَنْتُمْ} وفي النون الساكنة مع التاء بعدها إخفاء شفوي من {آمَنْتُمْ} علامته
عدم وجود السكون فوق النون. والغنة تصحب الإخفاء دائمًا. وفي {آمَنْتُمْ بِهِ}
إخفاء شفوي، وكسرت الدال من {فَقَدِ اهْتَدَوْا} لالتقاء الساكنين. وفي واو
{اهْتَدَوْا} مع الواو بعدها في {وَإِنْ} إدغام تماثل صغير للواو الأولى في
الثانية بدون غنة. وفي نون {وَإِنْ} مع تاء {تَوَلَّوْا} إخفاء حقيقي، وفي
{فَإِنَّمَا} حرف غنة مشدد. وفي {هُمْ فِي} إظهار شفوي. والقاف من {شِقَاقٍ} فيها
قلقلة عند الوقف عليها. ويُراعى ضم الهاء من {وَهُوَ} ضمة كاملة.