Bakara Suresi 120. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 120/286
وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَـٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ ۗ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ ۗ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ ۙ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Ve len terda ankel yahudu ve len nasara hatta tettebia milletehum kul inne hudallahi huvel huda ve leinitteba'te ehvaehum ba'dellezi caeke minel ilmi, ma leke minallahi min veliyyin ve la nasir.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 120. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
sen milletlerine tabi olmadıkça ne Yehud, ne Nasara senden asla hoşnud da olmazlar her halde yol, Allah yolu de, şanım hakkı için sana vahyile gelen bu kadar ilimden sonra bilfarz onların hevalarına tabi olacak olsan Allahdan sana ne bir veliy bulunur ne bir nasır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen onların milletlerine tabi olmadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Her halde yol Allah yoludur." Şanım hakkı için sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza onların arzularına uyacak olsan, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar sen onların dinine uyuncaya kadar asla senden hoşnud olmaz (lar). De ki: "Allahın hidayet (yolu olan İslam yok mu? İşte) doğru yolun ta kendisi odur". Eğer (vahy ile) sana gelen (bunca) ilimden sonra (bilfarz) onların heva (ve heves) lerine uyacak olursan, andolsun, senin için Allahdan (başka koruyacak) ne hakıyki, bir dost, ne de hakıyki bir yardımcı yokdur,
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sen onların, kendi dinlerine uymadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden razı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allah'ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tabi olmadıkça asla senden razı olmazlar. Sen, de ki: "Allah'ın hidayet yolu olan İslam, doğru yolun ta kendisidir." Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah'a karşı hiçbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Sen onların inanç sistemine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden memnun olmayacaklardır. De ki: "Dinleyin! Allah'ın rehberliği tek doğru rehberliktir." Ve doğrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık görüşlerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah'ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de yardımcı.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların yoluna uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. -Asıl doğru yol, Allah'ın gösterdiği yoldur! de. Sana gelen ilimden, sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah'tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Yahudiler ve Nesara,[1] sen onların milletlerine[2] uymadıkça senden asla razı olmazlar. De ki: "Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur." Ve sana gelen ilimden[3] sonra onların arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli[4] ne bir yardımcı bulabilirsin.
Tefsir / dipnot (4)
Hıristiyanlar.
Onların yollarına, uygarlıklarına, inanç sistemlerine, yaşam biçimlerine.
Vahiyden/bilgiden.
Bkz. 2:107. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onların dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ne de Nasraniler, senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Kuşkusuz, Allah'ın gösterdiği yol, doğru yoldur!" Sana gelen bilgiden sonra, onların isteklerine uyarsan; seni Allah'tan kurtaracak, ne bir dost ne de bir yardımcı bulamazsın.
İbni Kesir
Sen, dinlerine uymadıkça Yahudiler de, Hristiyanlar da, senden asla hoşnud olmazlar. Allah'ın hidayeti asıl hidayetin ta kendisidir, de. Şayet sana gelen ilimden sonra, onların heveslerine uyacak olursan; and olsun ki senin için Allah tarafından ne bir yar bulunur, ne de bir yardımcı.
Gültekin Onan
Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Kuşkusuz doğru yol, Tanrı'nın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına uyacak olursan, senin için Tanrı'dan ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.
Rowad Tercüme Merkezi
Yahudiler de Hristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. De ki: Asıl doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.
Şaban Piriş
Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. Asıl doğru yol, Allah’ın gösterdiği yoldur, de. Sana gelen ilimden, sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.
Ali Özek ve diğerleri
Ne yahûdiler ne de hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça senden asla razı olmayacaklar. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah peygamberine hitap ederek, onu uyararak şöyle demiştir: İslamı terk edene ve onların üzerinde olduğu yola tabi olana kadar Yahudiler de Hristiyanlar da senden razı olmayacaktır. Deki şüphesiz Allah'ın kitabı ve beyanı hak olan hidayettir, onların üzerindeki batıl değil. Şayet apaçık hak geldikten sonra senden ve sana tabi olan bir kimseden onlara tabi olma hasıl olursa, Allah'tan bir destek ve yardım bulamayacaksın. Bu tehdit, hakkı terk etmenin ve batıl ehlinin yanında olmanın tehlikesini açıklama kabilindendir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَن | لن | لن: حرف نفي ونصب واستقبال، يدخل على المضارع فينصبه، وينفي معناه، ويُحَوِّله من الحاضر إلى المستقبل، وقد يكون نفي الفعل على سبيل التأبيد. | |||
| تَرْضَىٰ | رضو | لن ترضى عنك اليهود: لن يحبوك. | |||
| عَنكَ | عن | عن: حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| ٱلْيَهُودُ | يهود | بنو إسرائيل، نسبوا إلى يهوذا أحد أبناء يعقوب، ومفرده يهودي. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| ٱلنَّصَٰرَىٰ | نصر | الذين يزعمون أنهم يتبعون المسيح، وكتابهم الإنجيل. | |||
| حَتَّىٰ | حتى | حرف جر بمعنى "إلى أن". | |||
| تَتَّبِعَ | تبع | تنتهج. | |||
| مِلَّتَهُمْ | ملل | ملتهم: دينهم وشريعتهم. | |||
| قُلْ | قول | فعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| هُدَى | هدي | هدى الله: هدايته، والمراد دينه الحق. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| هُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| ٱلْهُدَىٰ | هدي | الهداية. | |||
| وَلَئِنِ | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| ٱتَّبَعْتَ | تبع | اتبعت أهواءهم: اتبعت دينهم. | |||
| أَهْوَاءَهُم | هوي | ما تهواه أنفسهم وتميل إليه. | |||
| بَعْدَ | بعد | بعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم. | |||
| ٱلَّذِي | الذي | الذي: اسم موصول للمفرد المذكر، عاقلا كان أو غير عاقل. | |||
| جَاءَكَ | جيأ | أتاك وحصل لك. | |||
| مِنَ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلْعِلْمِ | علم | العلم: اليقين وإدراك الشيء على حقيقته، ونقيضه الجهل. والعلم: من صفات الله تعالى. | |||
| مَا | ما | نافية غير عاملة. | |||
| لَكَ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| مِنَ | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| مِن | مِن | من التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا. | |||
| وَلِيٍّ | ولي | الولي: الذي يكون إلى جانبك في مجلسك والمراد الأقرب والأولى في مناصرتك والدفاع عنك أو المتولي لأمرك والقيم عليه الذي ينبغي أن يجلب لك المنفعة ويصرف عنك السوء. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| نَصِيرٍ | نصر | ولا نصير: ولا معين يصرف ويدفع عنك الضرر. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
النون مع التاء من {وَلَنْ تَرْضَى} إخفاء حقيقي، ويُراعى عدم تفخيم
التاء لمجاورتها للراء والضاد. وفي {عَنْكَ} إخفاء حقيقي كذلك. ولام الفعل من
{قُلْ إِنَّ} مظهرة لعدم وقوع اللام أو الراء بعدها. وفي {أَهْوَاءَهُمْ} و
{جَاءَكَ} مد متصل والميم الساكنة من {أَهْوَاءَهُمْ} مع باء {بَعْدَ} إخفاء شفوي.
ولا يبدأ القارئ بـ {مَا لَكَ مِنَ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ} لأنه بدء قبيح مستهجن.
والراء من {نَصِيرٍ} مرققة وصلًا ووقفًا. وفي وقوع الواو بعد النون الساكنة في
{مِنْ وَلِيٍّ وَلَا} إدغام بغنة.