A'râf Suresi 95. Ayet

Orta Yer · Mekke · Sure 7 · Ayet 95/206

ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلْحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَوا۟ وَّقَالُوا۟ قَدْ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذْنَـٰهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Summe beddelna mekanes seyyietil hasenete hatta afev ve kalu kad messe abaenad darrau ves serrau fe ehaznahum bagteten ve hum la yeş'urun.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sonra da fenalık yerine güzelliğe tebdil etmişizdir, taki artmışlar ve demişlerdir: Doğrusu atalarımıza sıkıntılı haller de olmuş, sürurlü demler de, tam o vakit biz de kendilerini hatırlarından geçmezken ansızın tutmuş bastırıvermiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra da kötülük yerine güzellik getirmişizdir. Nihayet çoğalmışlar ve: "Doğrusu atalarımızın sıkıntılı halleri de neşeli zamanları da olmuştu." demişlerdi. O zaman Biz de kendilerini -hatırlarından geçmezken- ansızın tutmuş bastırıvermiştik.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Sonra bu sıkıntının yerine iyilik (selamet, bolluk) verdik. Nihayet çoğaldılar, "Atalarımıza da (gah böyle) fakirlik, şiddet, hastalık, (gah) iyilik, genişlik dokunmuşdur" dediler. Bunun üzerine biz de kendileri farkına varmadan, onları ansızın tutub yakalayıverdik.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) çoğaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinç dokunmuştu (onlar da üzüntülü ve sevinçli günler geçirmişlerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp şükretmediler). Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Sonra o kötü durumları değiştirip güzellikleri yayarız. Zamanla ahali çoğalıp "Vaktiyle atalarımız gah üzülmüş, gah sevinmişlerdi." derler fakat olaylardan ibret alıp şükretmezler. Derken, o bilinçsiz halleriyle, hiç hatırlarından geçmezken, ansızın onları kıskıvrak yakalarız.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar, çoğaldılar ve: "Atalarımıza da (bazan) şiddetli sıkıntılar (bazan da) refah ve genişlikler dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine, biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Sonra o darlığı genişliğe çevirmişizdir ki refahı tatsınlar da (kendi kendilerine): "Atalarımız da darlık ve sıkıntıya düşmüşler (ve genişliği görmüşler)di" desinler, işte ancak bundan sonradır ki, kendileri daha (ne olup bittiğinin) farkına varmadan, onları kıskıvrak yakaladık.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Sonra meşakkatin yerini iyilikle değiştirdik de (başlarına geleni unutarak) boş verdiler. Ve: -Atalarımız da hem darlık hem de bolluk görmüşlerdir, dediler. Biz de onları farkında değillerken ansızın yakaladık.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet imkanları artınca: "Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu." dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sonra, kötülüğün yerine iyilik getirdik ki, rahatlığa ulaştıklarında; "Atalarımıza da hem zorluk hem de gönüllerine dinginlik gelmişti!" desinler. Sonunda, beklemedikleri bir sırada, onları ansızın yakaladık.

İbni Kesir

Sonra kötülüğün yerine iyilik koyduk. Nihayet çoğaldılar ve; atalarımıza da fakirlik, şiddet, hastalık, iyilik ve genişlik dokunmuştu, dediler. Bunun üzerine Biz de onları kendilerine farkına varmadan ansızın yakalayıverdik.

Gültekin Onan

Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar çoğaldılar ve: "Atalarımıza da (bazen) şiddetli sıkıntılar (bazen de) refah ve genişlikler dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine, biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Sonra kötülüğü, fakirliği, darlığı ve hastalığı değiştirip yerine iyilik, hayır, bolluk ve güven verdik de halkın sayısı çoğaldı, malları bollaşıp arttı ve ardından şöyle dediler: "Bizim başımıza gelen şer ve hayırlar olağan bir döngüdür. Daha önce bizim atalarımız da böyle darlığa düşmüşler ve sonra bolluk görmüşlerdi." Başlarına gelen bu sıkıntılardan ibret almaları ve kendilerine verilen bu nimetlerin de istidrac olduğunu anlamaları istenmişti. Biz de kendilerini, hiç farkında olmadıkları ve beklemedikleri bir sırada ansızın yakalayıp cezalandırdık.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
ثُمَّثمحرف عطف يفيد معنى التراخي بين المعطوفين.
بَدَّلْنَابدلغيرنا.
مَكَانَكونبدلنا مكان السيئة الحسنة: بدلنا الحالة الطيبة الأولى مكان الحالة السيئة.
ٱلسَّيِّئَةِسوأالحالة السيئة.
ٱلْحَسَنَةَحسنالحالة الطيبة.
حَتَّىٰحتىحرف ابتداء غير عامل.
عَفَواعفوأصبحوا في عافية في أبدانهم، وسعة ورخاء في أموالهم.
وَّقَالُواقولوتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك.
قَدْقدأداة تفيد التحقيق.
مَسَّمسسأصاب ولحق.
ءَابَاءَنَاأبووالدينا أو أجدادنا. والآباء بالمد: الوالدون الذكور، وعلى هذا يدخل فيها الأجداد. جمع أب وهو الوالد.
ٱلضَّرَّاءُضررالشدة كالفقر والسقم والألم.
وَٱلسَّرَّاءُسررالسراء: الخير والنعمة التي تسر.
فَأَخَذْنَٰهُمأخذفأهلكناهم.
بَغْتَةًبغتفجأة.
وَهُمْهمهم: ضمير الغائبين.
لَالانافية غير عاملة.
يَشْعُرُونَشعرلا يشعرون: يحسون ويعلمون. والشعور: ‌الإحساس بالشيء المفضي إلى العلم به. ومشاعر الإنسان حواسه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{ثُمَّ} غنة مشددة {عَفَوْا وَقَالُوا} أدغمت واو اللين في الواو بعدها بدون

غنة {قَدْ} قلقلة {آبَاءَنَا} مد متصل، وكذا {الضَّرَّاءُ وَالسَّرَّاءُ} وفي

{فَأَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً} إخفاء شفوي {بَغْتَةً وَهُمْ} إدغام بغنة، وفي نهاية

الآيات مد عارض للسكون وقفًا يُسوَّى فيه مقدار المد.

هذا: والراء ترقق إذا كانت مكسورة، أو كانت ساكنة بعد كسر، وليس بعدها حرف استعلاء

في كلمة، أو كانت ساكنة للوقف بعد ساكن أصلي قبله كسر، أو كانت ساكنة بعد كسر أصلي

وبعدها حرف استعلاء في كلمة أخرى. أو كانت ساكنة وقبلها حرف مد أو لين، أو كان

فيها روم أو إمالة.