A'râf Suresi 48. Ayet
Orta Yer · Mekke · Sure 7 · Ayet 48/206
وَنَادَىٰٓ أَصْحَـٰبُ ٱلْأَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمْ قَالُوا۟ مَآ أَغْنَىٰ عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
Ve nada ashabul'a'rafi ricalen ya'rifunehum bi simahum kalu ma agna ankum cem'ukum ve ma kuntum testekbirun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
A'râf Suresi 48. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O ashabı A'raf simalariyle tanıdıkları bir takım ricale de nida edib: gördünüz mü cem'iyyetinizin ve yaptığınız kibr-ü azametin size hiç faidesi olmadı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O A'raf sakinleri, simalarından tanıdıkları bir takım kimselere şöyle seslenirler: "Gördünüz mü, cemiyetinizin ve kibirli davranmanızın size hiçbir yararı olmadı!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Yine) a'raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebaşı) birtakım adamlara şöyle nida ederek derler: "Ne çokluğunuz (yahut topladığınız mallar), ne de (hakka karşı) yeltenmekde devam etdiğiniz o kibr (-ü azamet) size hiç bir faide vermedi".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
A'raf halkı, yüzlerindeki işaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da ünleyerek dediler ki: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiçbir yarar sağlamadı."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(48-49) A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, görünüşlerinden (günahkar olduklarını) çıkardıkları kimselere: "Ne sağladı size" diye seslenecekler, "maldan, (mülkten) biriktirmeniz; geçmişinizle o boş kurumlanmanız?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
A'raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: -Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Orta yerin yoldaşları, yüzünden tanıdıkları adamlara seslenerek, şöyle derler: "Çokluğunuz ve büyüklük taslamanız, size yarar sağlamadı!"
İbni Kesir
A'raf ashabı; simalarıyla tanıdıkları adamlara seslenirler: Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi, derler.
Gültekin Onan
Orta yerdeki (A'raf'daki) adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen bir takım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."
Rowad Tercüme Merkezi
Araf'ta bulunanlar, simalarından tanıdıkları kimselere seslenerek, “Çokluğunuz ve büyüklük taslıyor olmanız size hiçbir fayda vermedi.” derler.
Şaban Piriş
A’raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.
Ali Özek ve diğerleri
(Yine) A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: «Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
A'raf’ta bulunanlar, cehennem ashabından yüzlerinin siyahlığı ve gözlerinin maviliği gibi, alametlerinden bildikleri kâfir kimselere seslenerek onlara şöyle derler: “Mallarınız ve adamlarınızın çokluğu size bir fayda vermedi. Haktan büyüklenerek ve kibirlenerek yüz çevirmeniz de size bir fayda vermedi.”
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَنَادَىٰ | ندي | ووجه الخطاب. | |||
| أَصْحَٰبُ | صحب | الصَّاحِبُ: الملازم إنسانا كان أو حيوانا، أو مكانا، أو زمانا. ولا فرق بين أن تكون مُصَاحَبَتُهُ بالبدن- وهو الأصل والأكثر-، أو بالعناية والهمّة، وأصحاب الأعراف: الذين على الحاجز بين الجنة والنار، وهم من استوت حسناتهم بسيئاتهم. | |||
| ٱلْأَعْرَافِ | عرف | الأعراف: جمع عرف وهو: ما ارتفع من الجبل، ويراد به أعالي وشرفات الحاجز بين الجنة والنار، وأصحاب الأعراف: من استوت حسناتهم وسيئاتهم. | |||
| رِجَالًا | رجل | الرجال: جمع رجل: الذكر البالغ من بني آدم. | |||
| يَعْرِفُونَهُم | عرف | يدركونهم حساً أو عقلا. | |||
| بِسِيمَىٰهُمْ | سوم | بعلامتهم التي تعرف بها حالهم في الخير والشر. | |||
| قَالُوا | قول | تكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون نافية أو استفهامية. | |||
| أَغْنَىٰ | غني | ما أغنى عنكم: ما كفاكم وما نفعكم. | |||
| عَنكُمْ | عن | عن: حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| جَمْعُكُمْ | جمع | جماعتكم أو أموالكم. | |||
| وَمَا | ما | ما: حرف مصدري يؤول مع ما بعده بمصدر. | |||
| كُنتُمْ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| تَسْتَكْبِرُونَ | كبر | تتعاظمون وتتعالون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَنَادَى أَصْحَابُ} مد منفصل {رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ} إدغام للتنوين في
الياء، وفي ميم {يَعْرِفُونَهُمْ} مع باء {بِسِيمَاهُمْ} إخفاء شفوي {مَا أَغْنَى}
مد منفصل {عَنْكُمْ} إخفاء حقيقي، وكذا {كُنْتُمْ}.