Ankebût Suresi 39. Ayet

Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 39/69

وَقَـٰرُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَـٰمَـٰنَ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانُوا۟ سَـٰبِقِينَ

Ve karune ve fir'avne ve hamane ve lekad caehum musa bil beyyinati festekberu fil ardı ve ma kanu sabikin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Ankebût Suresi 39. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

20. cüz · PDF sayfası 20

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Karuna ve Fir'avne ve Hamane de, celalim hakkı için onlara Musa beyyinelerle geldi de onlar o yerde kibirlenib kafa tuttular, halbuki önüne geçecek değillerdi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karun'a Firavun'a ve Haman'a da (gönderdik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık delillerle geldi de onlar; o yerde kibirlenip kafa tuttular. Oysa, (azabın) önüne geçecek değillerdi.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Kaarunu, Fir'avnı, Hamaanı da (helak etdik). Andolsun ki Musa (daha evvel) kendilerine apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar yer (yüzün) de büyklük taslamışlardı. Halbuki (azabın) önüne geçebilecek de değillerdi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Kaarun'u, Fir'avn'ı, Haman'ı da (helak ettik). Andolsun, Musa onlara açık kanıtlar getirdi, fakat onlar o yerde büyüklük tasla(yıp ayetlerimizi kabule tenezzül etme)diler. Ama geçip gidecek, (elimizden kurtulacak) değillerdi.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Musa kendilerine belgelerle, mucizelerle geldi, ama onlar o ülkede kibirlendiler, büyüklük tasladılar, fakat hükmümüzden kurtulamadılar.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı (da böyle cezalandırdık). Musa onlara hakikatin bütün kanıtlarını getirmişti, ama onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar (ve o'nu reddettiler); halbuki onlar (elimizden) kaçıp kurtulamazlardı.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Karunu, Firavun'u ve Haman'ı (helak etti.) Musa, onlara belgelerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler ama ileri gidemediler.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Karun, Firavun ve Haman'a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.[1]

Tefsir / dipnot (1)

Azabımızdan kurtulamadılar.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Karun da Firavun da Haman da öyle. Gerçek şu ki, Musa, onlara açık kanıtlar getirmişti. Fakat yeryüzünde büyüklük tasladılar. Oysa kaçıp kurtulamazlardı.

İbni Kesir

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da. Andolsun ki Musa, kendilerine apaçık burhanlar getirmiş de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki azabımızın önüne geçebilecek değillerdi.

Gültekin Onan

Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi.

Rowad Tercüme Merkezi

Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.

Şaban Piriş

Karun'u, Firavun’u ve Haman’ı (helak etti.) Musa, onlara apaçık delillerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler. Onlar kaçıp kurtulamazlar. Onlardan her birini günahı sebebiyle yakaladık.

Ali Özek ve diğerleri

Karun’u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Karun’u -Musa'nın kavmine karşı haddi aşınca- ve evini yerin dibine batırarak helak ettik. Firavun’u ve veziri Haman'ı da denizde boğarak helak ettik. Oysa Musa, onlara doğruluğunu ispat eden apaçık mucizeler getirdi. Onlar ise Mısır topraklarında ona iman etmeyerek büyüklendiler. Bizi aşıp geçerek azabımızdan kurtulamadılar.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَقَٰرُونَقارونقارون: غني من أغنياء بني إسرائيل آتاه الله مالا وفيرا، فطغى وبغى، فأهلكه الله وخسف به وبداره الأرض.
وَفِرْعَوْنَفرعونفرعون: لقب ملوك مصر في التاريخ القديم، والمراد فرعون موسى المعروف.
وَهَٰمَٰنَهامانهامان: كان وزيرا لفرعون موسى، وكبير كهنته.
وَلَقَدْقدلقد: اللام جواب القسم، قد: أداة تفيد التحقيق.
جَاءَهُمجيأأتاهم.
مُّوسَىٰموسىموسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور.
بِٱلْبَيِّنَٰتِبينبالحجج الواضحات.
فَٱسْتَكْبَرُواكبرفتكبروا وتعاظموا وتعالوا.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ٱلْأَرْضِأرضالكرة الأرضية التي يعيش عليها الإنسان، وتطلق الكلمة على جزء منها كبير أو صغير، جمع:أرْضون وأرَضون وأراضٍ
وَمَاماما: نافية غير عاملة.
كَانُواكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
سَٰبِقِينَسبقمفلتين منا.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{وَلَقَدْ} قلقلة في الدال {جَاءَهُمْ مُوسَى} مد متصل، يليه إدغام

تماثل صغير بين الميمين، وتحذف ياء {فِي الْأَرْضِ} وصلًا للساكن بعدها.