Ankebût Suresi 37. Ayet

Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 37/69

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَـٰثِمِينَ

Fe kezzebuhu fe ehazethumur recfetu fe asbehu fi darihim casimin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Ankebût Suresi 37. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

20. cüz · PDF sayfası 19

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Buna karşı onu tekzib ettiler, derken onları o recfe tutuverdi de yurdlarında dizleri üstü çöke kaldılar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Buna karşı onu yalanladılar. Derken, onları o sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizleri üstü çöke kaldılar.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Fakat onu tekzib etdiler. Derken kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de yurdlarından hepsi (ölü olarak) diz üstü çöke kaldılar.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) deprem yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Fakat onlar kendisini yalancı saydılar. Bunun üzerine müthiş bir zelzele, kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi, oldukları yerde çökekaldılar.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Fakat, halkı o'nu yalanladı. Bu yüzden bir yer sarsıntısına maruz kaldılar ve yurtlarında cansız bir şekilde yere serildiler.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde yapışıp kaldılar.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

İbni Kesir

Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de oldukları yerde diz üstü çökekaldılar.

Gültekin Onan

Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Rowad Tercüme Merkezi

Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Şaban Piriş

Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde diz üstü çöküp kaldılar.

Ali Özek ve diğerleri

Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Ancak kavmi onu yalanladı ve bu yüzden deprem onları vurdu. Evlerinde yüzleri üzerine düşüverdiler ve topraklar yüzlerine yapıştı da hareket edemediler.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَكَذَّبُوهُكذبفنسبوا إليه الكذب، أو لم يؤمنوا به.
فَأَخَذَتْهُمُأخذفأهلكتهم.
ٱلرَّجْفَةُرجفالزلزلة.
فَأَصْبَحُواصبحفصاروا عند الصباح.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
دَارِهِمْدورالدار: المنزل المبني الذي يسكنه الناس.
جَٰثِمِينَجثمموتى هامدين لا يتحركون، من جثم: لزم مكانه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

في جيم {الرَّجْفَةُ} قلقلة {دَارِهِمْ جَاثِمِينَ} إظهار شفوي في الميم مع

الجيم

Benzer Ayetler müteşabihat · 2 ayet

Furkân Suresi, 37. ayet Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere… Neml Suresi, 23. ayet "Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir …