Âl-i İmrân Suresi 62. Ayet
İmran Ailesi · Medine · Sure 3 · Ayet 62/200
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ ۚ وَمَا مِنْ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
İnne haza le huvel kasasul hakk, ve ma min ilahin illallah, ve innellahe le huvel azizul hakim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Doğrusu işte budur o kıssanın hak ifadesi, yoksa Allahdan başka bir İlah yoktur ve hakikat Allah o, öyle aziz öyle hakimdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu, budur işte o kıssanın gerçek ifadesi. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve Allah gerçekten güçlüdür, hikmet sahibidir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İşte (İsaya dair sana anlatılan) bu (haber) elbette en doğru bir haberin beyanıdır. Allahdan başka hiç bir Tanrı yokdur. Allah hiç şübhesiz yegane gaalibdir. Mutlak hüküm ve hikmet saahibidir O.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte (İsa hakkındaki) gerçek kıssa (öykü) budur. Allah'tan başka tanrı yoktur. Allah, elbette aziz (kesin galib), hüküm ve hikmet sahibidir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte işin gerçeği budur. Doğrusu Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah hiç şüphesiz azizdir, hakimdir (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şüphesiz bu, gerçek bir olayın haberidir. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
İşte işin hakikati budur ve Allah'tan başka bir ilah yoktur; şüphe yok ki Allah -yalnızca O- kudret ve gerçek hikmet sahibidir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek hikayelerdir. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah, elbette azizdir, hakimdir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onlar, gerçeğin haberleridir. Allah'tan başka ilah yoktur. Kuşkusuz, Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, işte bu, gerçek bir öyküdür. Allah'tan başka Tanrı yoktur. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
İbni Kesir
Doğrusu işte budur, o kıssanın hak ifadesi: Allah'dan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.
Gültekin Onan
Şüphesiz bu, gerçek bir olayın haberidir. Tanrı'dan başka tanrı yoktur, Ve şüphesiz Tanrı, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sana İsa -aleyhissellam- hakkında zikrettiğimiz, içerisinde yalan ve şüphe olmayan gerçek haberdir. Hak olarak ibadet edilecek tek ilah Allah'tır. Şüphesiz ki Allah, mülkünde Azizdir. İdaresinde, işinde ve yaratmasında da Hakîmdir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Doğrusu işte budur, o kıssanın hak ifadesi: Allah´dan başka ilah yoktur. Şüphesiz ki Allah, Aziz´dir, Hakim´dir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
59- Doğrusu Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı, sonra ona: Ol, dedi, o da oluverdi. 60- Bu (anlatılanlar) Rabbinden gelen haktır. Öyle ise şüphe edenlerden olma. 61- Sana gelen ilimden sonra artık kim seninle onun hakkında çekişirse de ki: “Gelin, hem siz hem biz, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Sonra niyaz edelim de Allah’ın lanetinin yalan söyleyenlerin üzerine olmasını isteyelim. 62- İşte doğru olan kıssa budur. Allah’tan başka (hak) ilâh yoktur ve şüphesiz Allah Azîzdir, Hakîmdir. 63- Artık yüz çevirirlerse (bilsinler ki) şüphesiz Allah fesatçıları çok iyi bilendir.
59. Yüce Allah Meryem ile İsa’nın kıssasını ve onların gerçek haberlerini söz konusu edip İsa’nın Allah’ın kendisine nimet ihsan ettiği bir kulu olduğunu belirttikten sonra, İsa’nın ulûhiyetini iddia eden kimselerin, Allah’a karşı yalan ve iftira düzüp bütün peygamberleri ve İsa’yı yalanlamış olacağını zikretmiştir. Çünkü İsa’yı ilâh edinen kimselerin bu konudaki şüpheleri batıl bir şüphedir. Eğer bu şüphenin haklı bir yönü olsaydı Âdem, ilah olmaya ondan daha layık olurdu. Çünkü Adem hem annesiz, hem de babasız yaratılmıştır. Bununla birlikte bütün insanlar Âdem’in Allah’ın kullarından bir kul olduğunu ittifakla kabul etmektedirler. Dolayısı ile babasız ama bir anneden yaratılmış olduğuna dayanarak İsa’nın ilâhlığını iddia etmek, iddiaların en batıl olanlarındandır. 60. İşte hiçbir şüphe taşımayan hakkın ta kendisi, budur. İsa bizzat kendisinin de kendi hakkında söylediği gibi asla bir ilâh değildir:“Ben onlara bana emrettiğin (şu emirden) başkasını söylemedim: Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin...”(el-Maide, 5/17) 61-63. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına Necran hıristiyanlarından bir heyet gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara karşı İsa’nın Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna dair apaçık delilleri ortaya koymasına rağmen onlar batıl inançlarından taviz vermediler. Zira onlar İsa’nın ilâh olduğunu iddia etmişlerdi. Nihâyet her iki taraf da öyle bir noktaya geldiler ki, sonunda Yüce Allah, Peygamber’e onlarla mübahale yapmasını emretti. Çünkü onlar için hak açıklık kazanmış bulunmaktaydı. Fakat inat ve taassupları onları hakkı kabul etmekten alıkoymuştu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onları mübahaleye davet etti. Şöyle ki kendisi, aile halkını ve çocuklarını getirecek onlar da kendi aile halkını ve çocuklarını getirecekler ve sonra hep birlikte Yüce Allah’a, yalan söyleyenlerin üzerine cezasını ve lanetini indirmesi için dua edeceklerdi. Bu isteği kabul etsinler mi diye kendi aralarında istişare ettiler. Nihâyet onun bu isteğini kabul etmemekte görüş birliğine vardılar. Çünkü onlar Peygamber’in Allah’ın gerçek peygamberi olduğunu anlamışlardır. Yine anlamışlardı ki eğer onunla mübahalede bulunacak olsalardı helâk olurlardı, hem kendileri hem de aile halkları ve çoluk çocukları. O nedenle onunla sulh yaptılar, ona cizye vermeyi kabul ettiler ve ondan iyi ilişkiler içinde olmayı istediler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların isteklerini kabul etti ve onları zora koşmadı. Çünkü maksat olan hakkın açığa çıkması tahakkuk etmişti ve onların inatları da ortaya çıkmıştı. Zira mübahaleyi kabul etmemeyi kararlaştırmışlardı. Bu ise onların zalim olduklarının apaçık delilidir. İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“İşte doğru olan kıssa budur” ve bu kıssada hiçbir şüphe yoktur. “Şüphesiz Allah Azîzdir” kudret ve kuvvetiyle bütün mevcudatı emrine boyun eğdirmiştir, yeryüzünün ve göklerin bütün sakinleri O’na itaat etmişlerdir. Bununla birlikte O “Hakîmdir” her şeyi yerli yerince koyandır ve olmaları gereken yerlere yerleştirendir.