Yûnus Suresi 49. Ayet
Yunus · Mekke · Sure 10 · Ayet 49/109
قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۗ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۚ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
Kul la emliku li nefsi darran ve la nef'an illa ma şaallah, li kulli ummetin ecel, iza cae eceluhum fe la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yûnus Suresi 49. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir menfeate ne de bir mazarrata malik değilim, her ümmet için bir ecel vardır, ecelleri geldiği vakıt artık bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(48-49) "Ne zamandır bu va'dedilen (azap); eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar. De ki: "Ben Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!" Her ümmetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
De ki: "Ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir zarar, ne de bir faide (yapmıya) muktedir değilim. Her ümmetin (helakleri için mukadder) bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık bir saat geri de kalamazlar, öne de geçemezler".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: "Ben kendime dahi, Allah'ın dilediğinden başka, ne zarar, ne de yarar verme gücüne sahip değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
De ki: "Ben kendi kendime bile, Allah'ın dilediğinden başka ne bir zararı savma, ne de bir fayda sağlama imkanına sahip değilim. Her ümmetin belirlenmiş bir ömür süresi vardır. Artık o vadeleri gelince, onu ne bir saat ileri, ne de bir saat geri alamazlar."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Ey Peygamber) de ki: "Allah dilemedikçe, ben kendim ne bir zararı önleyecek ne de kendime bir yarar sağlayabilecek güçteyim. Her ümmet için bir süre belirlenmiştir: süreleri son bulunca, onu ne bir an geciktirebilirler, ne de çabuklaştırabilirler".
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
De ki: -Allah'ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da fayda da sağlayamam. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz; ileri de alınmaz."
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
De ki: "Ben, kendime dahi Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlama ne de bir zarar verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat öne alınırlar ne de geriye bırakılırlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
De ki: "Allah dilemedikçe, kendime bile, ne bir yitim ne de bir yarar verme gücüm yok. Her toplum için bir süre belirlenmiştir. Süreleri dolduğunda, artık, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar!"
İbni Kesir
De ki: Allah'ın dilemesi dışında, ben; kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir sure vardır. Sureleri gelince; ne bir an geciktirilir, ne de öne alınırlar.
Gültekin Onan
De ki: "Tanrı'nın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler."
Rowad Tercüme Merkezi
(Ey Muhammed) De ki: Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da faydaya da sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz, ileri de alınmaz.
Şaban Piriş
De ki: Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da faydaya sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz; ileri de alınmaz.
Ali Özek ve diğerleri
(Ey Muhammed!) De ki: «Ben kendime bile Allah'ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir fayda verme gücüne sahibim.» Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: Ben, Allah'ın dilemesi dışında kendi nefsimden bir zararı savmaya veya kendi nefsime bir fayda vermeye sahip değilken nasıl olur da bir başkasından bir zararı savabilir yahut ona bir fayda verebilirim? Ve ben, bunların gaybını nasıl bilebilirim? Ümmetlerden, Allah'ın kendilerini helak etmek ile tehdit ettiği her ümmetin helak edilmeleri için kendilerine belirlenmiş olan bir zaman vardır. Bunun ne zaman olacağını sadece Allah bilir. Onların helak edilecekleri o vakit (ecel) geldiğinde ise artık o (helak) ne bir saat geri kalır, ne de ileri gider.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قُل | قول | فعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان | |||
| لَّا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| أَمْلِكُ | ملك | لا أملك: لا أستطيع. | |||
| لِنَفْسِي | نفس | لذاتي، والنفس هي الجسم والروح معا. | |||
| ضَرًّا | ضرر | ضرا: المراد دفع الشر وإبعاد الضرر. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| نَفْعًا | نفع | ولا نفعا: ولا جلبا للمنفعة أو الفائدة. | |||
| إِلَّا | إلا | حرف استثناء، والاستثناء هنا منقطع. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| شَاءَ | شيأ | المشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| لِكُلِّ | كلل | كل: لفظ يدل على الشمول والإستغراق. | |||
| أُمَّةٍ | أمم | الأمة: جماعة من الناس يجمعها أمر ما، أو القوم. | |||
| أَجَلٌ | أجل | وقت لانقضاء مدتهم وفناء أعمارهم. | |||
| إِذَا | إذا | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| جَاءَ | جيأ | جاء أجلهم: حل موعده. | |||
| أَجَلُهُمْ | أجل | ساعة فناؤهم. | |||
| فَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| يَسْتَءْخِرُونَ | أخر | فلا يستأخرون: فلا يتأخرون أو يؤخرون. | |||
| سَاعَةً | سوع | جزء من الوقت لا يلحظ فيه التحديد. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| يَسْتَقْدِمُونَ | قدم | لا يستقدمون: لا يتقدمون عليه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{قُلْ لَا أَمْلِكُ} أدغمت لام الفعل في اللام بعدها بغير غنة، يليها مد
منفصل {ضَرًّا وَلَا} إدغام بغنة {شَاءَ} مد متصل {أُمَّةٍ أَجَلٌ} في الميم غنة
يليها إظهار حلقي {جَاءَ} مد متصل {سَاعَةً وَلَا} إدغام بغنة في التنوين مع
الواو.