Yûnus Suresi 28. Ayet

Yunus · Mekke · Sure 10 · Ayet 28/109

وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ مَكَانَكُمْ أَنتُمْ وَشُرَكَآؤُكُمْ ۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ ۖ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمْ إِيَّانَا تَعْبُدُونَ

Ve yevme nahsuruhum cemian summe nekulu lillezine eşreku mekanekum entum ve şurekaukum, fe zeyyelna beynehum, ve kale şurekauhum ma kuntum iyyana ta'budun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Yûnus Suresi 28. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

11. cüz · PDF sayfası 11

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah'a ortak koşanlara, "Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin" diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: "Siz bize ibadet etmiyordunuz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve o gün ki hepsini mahşere toplayacağız, sonra diyeceğiz o şirk koşanlara: yerinize! Siz de şerikleriniz de, artık aralarını açmışızdır, şerikleri şöyle demektedir: siz bize tapmıyordunuz

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O gün ki hepsini mahşere toplayacağız, sonra şirk koşanlara: "Haydi yerinize! Siz ve ortaklarınız!" diyeceğiz. Artık aralarını açmışızdır. Ortakları da: "Siz bize tapmıyordunuz!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

O gün onların hepsini bir araya toplayacağız. Sonra o (Allaha) eş tutanlara: "Siz de, ortaklarınız (olan putlar) da, diyeceğiz, durun yerinizde". Artık onları birbirinden tamamen ayırımsızdır. Ortakları öyle dedi (diyecek): "Siz (dünyada) bize tapmıyordunuz".

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

O gün onları hep bir araya toplarız, sonra ortak koşanlara; "Haydi siz ve koştuğunuz ortaklar yerlerinize!" deriz. Artık (tanrılariyle) aralarını açmışızdır (dünyadaki gibi aralarında bir bağ kalmamıştır). Koştukları ortaklar: "Siz bize tapmıyordunuz?" demektedirler.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

(28-29) Gün gelir, onların hepsini bir araya toplayıp sonra Allah'a şirk koşanlara: "Siz de, taptığınız şerikleriniz de yerlerinize!" deriz. Artık onları putlarından tamamen ayırmışızdır. Şerikleri: "Siz dünyada bize tapmıyordunuz. Allah da üzerimizde şahittir ki sizin bize taptığınızdan hiç mi hiç haberimiz yoktu!" derler.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

O gün, onların tümünü bir arada toplayacağız, sonra şirk katanlara: "Yerinizden ayrılmayınız; siz de, şirk koştuklarınız da" diyeceğiz. Artık onların arasını açmışızdır. Şirk koştukları derler ki: "Siz bize ibadet ediyor değildiniz."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Çünkü, bir gün onların hepsini bir araya toplayacağız ve (hayattayken) Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıranlara: "Siz ve Allah'a ortak koştuğunuz o şeyler, (o varlıklar ve güçler, hepiniz) olduğunuz yerde kalın!" diyecek ve böylece onları birbirinden ayıracağız. Ve (o zaman) Allah'a ortak koştukları kimseler, (vaktiyle kendilerine kul, köle olmuş olanlara): "Sizin tapınıp durduğunuz biz değildik;

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

(28-29) O gün onların hepsini bir araya toplarız. Sonra şirk koşanlara: -Siz ve ortaklarınız (şirk koştuklarınız) yerlerinize! deriz. Ve aralarını ayırırız. Ortak koştukları: -Siz bize kulluk etmiyordunuz. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin bize kulluk ettiğinizden haberimiz yoktu, derler.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

O Gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk[1] koşanlara, "Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun." diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle diyecekler: "Siz, bize kulluk etmiyordunuz."

Tefsir / dipnot (1)

Şirk: Allah'ın; yetki, nitelik ve imtiyazlarını, O'nun yanı sıra soyut ya da somut başka birilerine -Nebilere, alimlere, mürşidlere, kişi ve kurumlara- vermek demektir. Allah'a ait; -gaybı bilmek, dinde hüküm koymak, şefaat etmek, yol göstermek gibi- nitelikleri Allah'ın yanı sıra başka bir varlıkta görmektir.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

O gün, onların tümünü toplayacağız. Sonra, ortaklar koşanlara, şöyle diyeceğiz: "Siz ve ortaklar koştuklarınız yerlerinize!" Böylece, onların arasını açarız. Ortaklar koşulanlar, şöyle derler: "Siz, bize hizmet etmiyordunuz!"

İbni Kesir

O gün hepsini toplarız. Şirk koşanlara; Siz ve koştuğunuz ortaklar yerlerinize, deriz. Artık onların arasını açmışızdır. Ortakları derler ki: Bize tapmıyordunuz.

Gültekin Onan

O gün, onların tümünü bir arada toplayacağız, sonra şirk katanlara: "Yerinizden ayrılmayınız; siz de, şirk koştuklarınız da" diyeceğiz. Artık onların arasını açmışızdır. Şirk koştukları derler ki: "Siz bize ibadet ediyor değildiniz."

Rowad Tercüme Merkezi

O gün onların hepsini bir araya toplarız. Sonra şirk koşanlara: "Siz ve ortaklarınız (şirk koştuklarınız) yerlerinize!" deriz ve aralarını ayırırız. Ortak koştukları onlara: "Siz bize ibadet etmiyordunuz ki." derler.

Şaban Piriş

O gün onların hepsini bir araya toplarız. Sonra şirk koşanlara: Siz ve ortaklarınız (şirk koştuklarınız) yerlerinize deriz. Ve aralarını ayırırız. Ortak koştukları onlara: Siz bize ibadet etmiyordunuz.

Ali Özek ve diğerleri

Onların hepsini biraraya toplayacağımız, sonra da Allah'a ortak koşanlara: «Siz ve koştuğunuz ortaklar yerinizde bekleyin» diyeceğimiz gün artık onların (putlarıyla) aralarını tamamen ayırmışızdır. Ve onların ortakları, (putları) derler ki: «Siz, bize ibadet etmiyordunuz.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Peygamber!- Hatırla! Kıyamet günü, mahlukatın tamamını toplarız ve sonra dünyada Allah'a şirk koşanlara: Ey müşrikler! (Ortak koşanlar!) Haydi siz ve Allah'tan gayrı ibadet ettikleriniz yerlerinizde kalınız deriz. Ve ibadet edilenler (ortak koşulanlar) ile ibadet edenlerin arasını ayırırız. Kendilerine ibadet edilenler (mabutlar), ibadet edenlerden beri olduklarını söyleyerek: "Siz, dünyada iken bize ibadet etmiyordunuz" derler.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَيَوْمَيومأي في يوم الحشر. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام.
نَحْشُرُهُمْحشرنجمعهم للحساب بعد البعث من القبور.
جَمِيعًاجمعيؤتى بها لتوكيد معنى الجمع.
ثُمَّثمحرف عطف يفيد معنى التراخي بين المعطوفين.
نَقُولُقولنتكلم.
لِلَّذِينَالذيالذين: اسم موصول لجماعة الذكور.
أَشْرَكُواشركجعلوا غير الله شريكا له في ملكه.
مَكَانَكُمْكونالمراد: إلزموا أماكنكم.
أَنتُمْأنتمضمير رفع منفصل لجماعة المخاطبين.
وَشُرَكَاؤُكُمْشركالشركاء: الذين اتخذوا آلهة مع الله.
فَزَيَّلْنَازيلزيلنا بينهم: فرقنا بينهم.
بَيْنَهُمْبينبين: ظرف مبهم لا يتبين معناه إلا بإضافته إلى اثنين فأكثر.
وَقَالَقولوتكلم.
شُرَكَاؤُهُمشركالشركاء: الذين اتخذوا آلهة مع الله.
مَّامانافية غير عاملة.
كُنتُمْكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
إِيَّانَاإياضمير نصب منفصل لجماعة المتكلمين.
تَعْبُدُونَعبدتنقادون وتخضعون.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{جَمِيعًا ثُمَّ} إخفاء حقيقي، يليه غنة الميم، وفي {أَنْتُمْ} إخفاء حقيقي

{وَشُرَكَاؤُكُمْ} مد متصل، وأيضا {شُرَكَاؤُهُمْ مَا كُنْتُمْ} وفيها إدغام تماثل

صغير، وإخفاء حقيقي للنون مع التاء.

Benzer Ayetler müteşabihat · 3 ayet

Ra'd Suresi, 42. ayet Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah'a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkar… İsrâ Suresi, 95. ayet De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek … Ankebût Suresi, 51. ayet Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir ra…