Yûnus Suresi 25. Ayet
Yunus · Mekke · Sure 10 · Ayet 25/109
وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَـٰمِ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Vallahu yed'u ila daris selam, ve yehdi men yeşau ila sıratin mustekim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, darüsselama çağırıyor ve dilediğini bir doğru yola hidayet buyuruyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah selam yurduna (cennete) çağırıyor ve dilediğine de bir doğru yola hidayet buyuruyor.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allah selam evine (cennete) çağırır ve O, kimi dilerse onu doğru yola iletir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah; esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru bir yola iletir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah insanları esenlik ve mutluluk ülkesine davet eder ve dilediği kimseleri doğru yola iletir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip iletir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Böyle yapmakla) (bilin ki) Allah, (insanı) huzur ve güvenlik ortamına çağırmakta ve dileyeni dosdoğru bir yola yöneltmektedir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah esenlik diyarına çağırır, dileyeni de dosdoğru yola yöneltmektedir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah, selam[1] diyarına çağırır. Hak edeni[2] dosdoğru yola iletir.
Tefsir / dipnot (2)
Barış, huzur, güven ve esenlik.
Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir 76:3).
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Çünkü Allah, esenlik ülkesine çağırır ve dilediğini dosdoğru yola eriştirir.
İbni Kesir
Ve Allah selam yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru yola iletir.
Gültekin Onan
Tanrı barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip iletir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah, selamet yurdu olan cennetine (Dâru's-Selâm'a) çağırır. İnsanlar orada musibetlerden, endişelerden ve ölümden güvende olurlar. Allah, dilediği kullarını kendilerini selamet yurdu olan bu Cennetlere ulaştıran İslam dinine hidayet eder (iletir).
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ve Allah selam yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru yola iletir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
25- Allah, esenlik yurduna (Dârusselam’a) çağırır ve O, dilediğini dosdoğru yola iletir. 26- İhsanda bulunanlara en güzeli ve daha fazlası vardır. Yüzlerini de ne toz kaplar, ne de zillet. Onlar cennetliklerdir ve orada ebedi kalacaklardır.
25. Yüce Allah genel olarak bütün kullarını Dârusselâm’a çağırmakta ve hepsini ona teşvik etmekte, hidâyeti ise özel olarak seçmek istediği kimselere tahsis ettiğini bildirmektedir. Bu, Allah’ın bir lütuf ve ihsanıdır. Allah rahmeti ile lütfunu dilediği kimselere tahsis eder. Bu, O’nun adalet ve hikmetinin bir tecellisidir. Açıklamalardan ve peygamberleri gönderdikten sonra herhangi bir kimsenin O’na karşı ileri sürebileceği bir mazereti kalmaz. Yüce Allah cennete her türlü afet ve eksiklikten uzak olduğu için “Dârusselâm (esenlik yurdu)” adını vermiştir. Bunun sebebi, nimetlerinin her bakımdan mükemmel, eksiksiz, kalıcı ve güzel oluşudur.
26. Yüce Allah Dârusselâm’a davet edince sanki insanların canları Dârusselâm’a kavuşturacak ve oraya girmeyi sağlayacak amellerin ne olduğunu öğrenmeye arzu duymuş gibi olacağından Yüce Allah devamla bu amelleri şöyle haber vermektedir:“İhsanda bulunanlara en güzeli ve daha fazlası vardır.” Yaratıcıya ibadetlerini, kulluklarının O’nun tarafından görüldüğünü, O’nun gözetimi altında olduklarını bilerek en güzel şekli ile yaparak ihsan derecesinde ibadet eden ve Allah’ın kullarına da güç yetirebildikleri kadarı ile malî ve bedenî iyiliklerde bulunarak, iyiliği emredip kötülükten alıkoymaya çalışarak, bilgisizlere öğreterek, yüz çevirenlere öğüt vererek vb. çeşitli iyilik ve ihsan yolları ile güçlerinin yettiği kadar sözlü ve fiili iyiliklerde bulunan kimseler… işte bunlar, ihsanda bulunan kimselerdir. Onlar için “en güzeli” yani güzelliği kemâl derecesinde olan cennet vardır. Bir de “daha fazlası vardır” ki bu da Kerim olan Allah’ın yüzüne bakmak, sözünü işitmek, O’nun rızasına nail olup O’na yakın olmanın muazzam sevince gark olmaktır. Böylelikle onlar, temennilerde ve dileklerde bulunanların isteyebilecekleri en üstün şeyi elde etmiş olurlar. Daha sonra Yüce Allah hoşlanılmayan ve arzu edilmeyen şeylerin onlardan uzak olduğunu söz konusu ederek:“Yüzlerini de ne toz kaplar, ne de zillet.” buyurmaktadır. Yani hiçbir şekilde hoşlanmayacakları bir şey gelip onları bulmayacaktır. Çünkü hoşlanılmayan bir şey insanın başına geldi mi bu, onun yüzünden belli olur. Yüzü değişir ve kederlenir. Bunların durumu ise Yüce Allah’ın haklarında buyurduğu gibi şöyledir:“O nimetlerin güzelliğini onların yüzlerinden anlarsın.”(el-Mutaffifin, 83/24)“Onlar cennetliklerdir” oradan ayrılmayacaklardır. Aksine “Orada ebedi kalacakalrdır.” Başka bir yere gitmezler, yok olmazlar ve hallerinde de herhangi bir değişiklik olmaz.