Tevbe Suresi 8. Ayet
Tövbe · Medine · Sure 9 · Ayet 8/129
كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً ۚ يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَـٰسِقُونَ
Keyfe ve in yazheru aleykum la yerkubu fikum illen ve la zimmeh , yurdunekum bi efvahihim ve te'ba kulubuhum, ve ekseruhum fasikun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Tevbe Suresi 8. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Evet, nasıl olabilir ki: size bir zafer bulsalar hakkınızda ne bir zimmet gözetirler ne de bir yemin, ağızlariyle sizi hoşnud etmeğe çalışırlar, kalbleri ise iba eder durur, zaten ekserisi insanlıktan çıkmış fasıklar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nasıl olabilir ki, böyle bir antlaşma; eğer size karşı bir zafer kazansalar ne hakkınızı gözetirler, ne de antlaşmaya riayet ederler ve ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışırlar, kalpleri ise direnir durur. Zaten çoğu insanlıktan çıkmış günahkarlardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Onların) nasıl (ahdi olabilir) ki eğer size galebe ederlerse hakkınızda ne bir yemin, ne de bir vecibe gözetib tanımazlar. Sizi ağızlariyle (guya) hoşnud ederler, (fakat) kalbleri dayatır. Onların çoğu faasık (adam) lardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Evet (Allah ve Elçisi yanında onların) nasıl (ahdi olabilir)? Eğer onlar size galib gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de andlaşma gözetmezlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalbleri (sizi) istemez. Çokları da yoldan çıkmışlardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Evet, onların nasıl ahitleri olabilir ki, eğer size galip gelecek olurlarsa sizin hakkınızda ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiç bir şey gözetmezler. Ağızlarıyla güya sizin gönlünüzü alırlar, kalpleri ise nefret duyup kaçınır. Çünkü onların ekserisi Allah'ın yolundan çıkmış fasıklardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Nasıl olabilir ki!.. Eğer size karşı galip gelirlerse size karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalbleri ise karşı koyar. Onların çoğu fasık kimselerdir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Başka) nasıl (olabilirdi ki?) Eğer (düşmanlarınız) size üstün gelselerdi (size karşı) ne bir sorumluluk ne de bir koruma yükümlülüğü taşıyacaklardı. Onlar size dilleriyle yaranmaya çalışıyorlar, ama kalpleriyle kötülüğünüzü istiyorlar; zaten onların çoğu fasık kimselerdir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Nasıl antlaşmaları olabilir ki, galip gelselerdi size karşı ne yakınlık, ne de antlaşmaya sadakat gösterirlerdi. Kalpleriyle istememelerine rağmen dilleriyle sizi hoşnut etmek istiyorlar. Onların çoğu fasıktır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Nasıl olabilir ki? Onlar, size galip gelmiş olsalar, hakkınızda ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetmezler. Kalben istemedikleri halde, dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Onların çoğu fasıktırlar.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Nasıl olabilir ki, eğer üstün gelselerdi, size karşı, ne bir söz ne de bir sözleşme gözetmezlerdi. Sizi, ağızlarıyla hoşnut etmeye çalışıyorlar; oysa yürekleri buna karşı çıkıyor. Onların çoğu zaten yoldan çıkmıştır.
İbni Kesir
Nasıl olabilir ki, şayet size üstün gelselerdi; hakkınızda ne yemin, ne de bir vecibe gözetirlerdi. Sizi ağızlarıyla hoşnud etmeye çalışırlar, ama kalbleri dayatır. Ve onların çoğu fasıklardır.
Gültekin Onan
Nasıl olabilir ki!.. Eğer size karşı galip gelirlerse size karşı ne 'akrabalık bağlarını' ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalpleri ise karşı koyar. Onların çoğu fasıktır.
Rowad Tercüme Merkezi
Onların bir ahdi nasıl olabilir ki? Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de anlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.
Şaban Piriş
Nasıl antlaşmaları olabilir ki, galip gelselerdi size karşı ne yakınlık, ne de antlaşmaya sadakat gösterirlerdi. Kalpleriyle istememelerine rağmen dilleriyle sizi hoşnut etmek istiyorlar. Onların çoğu fasıktır.
Ali Özek ve diğerleri
(Allah ve Rasûlü yanında, onlar için bir andlaşma) nasıl olsun ki, eğer size galip gelirlerse, hakkınızda ne yakınlık gözetirler, ne de andlaşma... Kalpleri istemediği ve çoğu fâsık (yoldan çıkmış kimseler) olduğu halde, ağızlarıyla sizi güya hoşnut ederler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sizin düşmanlarınız oldukları halde onlar için nasıl bir ahit ve eman olabilir? Şayet onlar, size karşı galip gelselerdi; ne Allah'a, ne akrabalığa ve ne de anlaşmaya bakarlardı. Bilakis sizleri en kötü azapla azaplandırırlardı. Onlar dilleriyle konuştukları güzel sözlerle sizleri hoşnut ederler. Fakat kalpleri dillerini doğrulamaz. Söylediklerini de yerine getirmezler. Onların çoğu, anlaşmalarını bozmaları sebebiyle Allah Teâlâ'ya tâatten çıkmışlardır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| كَيْفَ | كيف | اسم للاستفهام وبيان الحال. | |||
| وَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| يَظْهَرُوا | ظهر | يظهروا عليكم: يغلبوكم. | |||
| عَلَيْكُمْ | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَرْقُبُوا | رقب | لا يرقبوا ذمة: لا يراعوا عهدا. | |||
| فِيكُمْ | في | في: حرف جر يفيد معنى التعليل. | |||
| إِلًّا | ألل | كل ما له حرمة كالعهد والحلف والقرابة والرحم والجوار. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| ذِمَّةً | ذمم | ولا ذمة: ولا عهدا. | |||
| يُرْضُونَكُم | رضو | يجعلونكم ترضون. | |||
| بِأَفْوَٰهِهِمْ | فوه | الأفواه: جمع فوه أي فم. | |||
| وَتَأْبَىٰ | أبي | وتمتنع كراهية وعدم رضى. | |||
| قُلُوبُهُمْ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| وَأَكْثَرُهُمْ | كثر | ومعظمهم. | |||
| فَٰسِقُونَ | فسق | الفاسقون: العاصون الخارجون عن حدود الشرع. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَإِنْ يَظْهَرُوا} إدغام بغنة للنون الساكنة في الياء {إِلًّا وَلَا} إدغام
بغنة أيضًا للتنوين في الواو {ذِمَّةً} فيها غنة في الميم المشددة وفي التنوين مع
الياء بعده إدغام بغنة {يُرْضُونَكُمْ بِأَفْوَاهِهِمْ} إخفاء شفوي للميم الساكنة
في الباء، وعلامته تعرية الميم من السكون.