Secde Suresi 14. Ayet
Secde · Mekke · Sure 32 · Ayet 14/30
فَذُوقُوا۟ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَآ إِنَّا نَسِينَـٰكُمْ ۖ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Fe zuku bi ma nesitum likae yevmikum haza, inna nesinakum ve zuku azabel huldi bi ma kuntum ta'melun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O halde tadın unuttuğunuz için bu gününüzün çatmasını, işte biz de sizi unuttuk ve tadın huld azabını yapıb durduğunuz işler yüzünden
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O halde bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için (azabı) tadın, işte Biz de sizi unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebedi azabı!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O halde şu gününüze kavuşmayı unutduğunuza mukaabil tadın (azabı)! Doğrusu (şimdi) biz de sizi unutduk! Yapmakda (ısraar) etdiğiniz (kötülükler) yüzünden tadın o ardı arası kesilmeyen azabı!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın! (Şimdi) Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Öyleyse, siz nasıl bugünkü buluşmayı unuttunuz ve bu unutmayı ömür boyu sürdürdüyseniz, Biz de bugün sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü, tadın bakalım sürekli azabı!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Ve Allah, günahkarlara şöyle seslenecek:) "O halde, bu (Hesap) Günü'nün gelip çatacağını umursamamanın (cezasını) çekin bakalım şimdi! (Artık) Biz de sizi bıraktık: öyleyse, yapmış olduğunuz (her türlü kötülük)ten dolayı (bu) ebedi azabı tadın!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak kalıcı azabı tadın.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz[1] için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk.[2] Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.
Tefsir / dipnot (2)
Hesap günü ile ilgili yaptığımız uyarıları dikkate almadığınız için.
Pişmanlığınızı, yalvarıp yakarmanızı dikkate almayacağız.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Bu gününüze kavuşmayı unutmuş olmanıza karşılık, artık tadın! Aslında, Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık, tadın sürekli cezayı!"
İbni Kesir
Öyleyse şu günümüze kavuşmayı unuttuğunuzdan ötürü tadın azabı. Doğrusu Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuz azabı tadın.
Gültekin Onan
Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kıyamet günü onlar kınanıp, azarlanılarak şöyle denilir: "Kıyamet günü Yüce Allah'a kavuşup sizi hesaba çekeceğinden dünya hayatında gaflette olmanız sebebiyle haydi tadın azabı. Şüphesiz ne kadar çok acı çekeceğinizi hiç umursamadan sizi azapta bıraktık. Dünya hayatında yaptıklarınız sebebiyle kesintiye uğramayan ebedî cehennem azabını tadın."
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Öyleyse şu günümüze kavuşmayı unuttuğunuzdan ötürü tadın azabı. Doğrusu Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuz azabı tadın.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
12- Günahkârları Rablerinin huzurunda başlarını eğip:“Rabbimiz! Gördük ve işittik. Artık bizi (dünyaya) döndür de salih amel işleyelim. Çünkü Biz kesin olarak inandık” diyecekleri vakit onları bir görsen! 13- Eğer biz dileseydik herkese hidâyet verirdik. Fakat benden sadır olan:“Cehennemi bütünü ile cinlerden ve insanlardan dolduracağım” sözü elbette hak olmuştur. 14- O halde siz, bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın (azabı)! Artık biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık olarak tadın ebedi azabı!
12. Pek büyük günahlar üzerinde ısrar eden “günahkârları Rablerinin huzurunda” günahlarını ikrâr eder, zilletle boyun eğer bir halde, geri döndürülmeleri talebi ile “Rabbimiz, gördük ve işittik” durum bizim için açıkça ortaya çıktı. Her şeyi gözlerimizle gördük ve bu bizim için gözle görülen (ayne’l-yakîn) bir husus oldu; “Artık bizi (dünyaya) döndür de salih amel işleyelim. Çünkü Biz kesin olarak inandık.” Şu anda biz daha önce yalanlamış olduğumuz şeylere artık kesinlikle inanıyoruz “diyecekleri vakit onları bir görsen!” Çok dehşetli bir hal, çok korkunç bir durum, hüsrana uğramış kavimler, kabul edilmeyen istekleri… görmüş olursun. Çünkü artık mühlet verilecek zaman geride kalmıştır.
13. Bütün bunlar, yüce Allah’ın kaza ve kaderi iledir. Çünkü yüce Allah, onları küfür ve masiyet işlemekle baş başa bırakmıştır. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer biz dileseydik herkese hidâyet verirdik.” Yani bütün insanları hidâyete eriştirir, onları hidâyet etrafında toplardık. Biz irademizle bunu yapabilirdik. Fakat onların hepsinin (zorla) hidâyet üzere olmaları ilâhî hikmete uygun değildir. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Fakat benden sadır olan” hiçbir şekilde değişikliği söz konusu olmaksızın, yerine gelmesi kesin ve sabit olan “Cehennemi bütünü ile cinlerden ve insanlardan dolduracağım, sözü hak olmuştur.” Bu vaadin gerçekleştirilmesi kaçınılmazdır, bundan kurtuluş yoktur. O bakımdan bunun sebepleri olan küfür ve masiyetlerin işlenmesi de kaçınılmaz bir hal almıştır.
14. “O halde siz bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın” azabı. Yani zilletin her taraflarını kuşattığı ve yapamadıklarını telafi etmek için dünyaya geri döndürülmeyi isteyen o günahkârlara şöyle denilecektir: Artık geri dönüş zamanı geçmiştir. Geriye azaptan başka bir şey kalmamıştır. O nedenle bu gününüze kavuşmayı unutmuş olmanız sebebi ile bu can yakıcı azabı tadın! Buradaki “unutma” terk etme anlamında unutmadır. Yani siz, bugünden yüz çevirdiğiniz ve kendisi için amelde bulunmayı terk ettiğiniz, adeta böyle bir güne doğru gelmiyormuş, onunla karşılaşmayacakmış gibi davrandığınız için... demektir. “Artık Biz de sizi unuttuk.” Amelinizin benzeri bir ceza olarak Biz de sizi azap içinde terk ettik. Siz dünyada unuttuğunuz gibi şimdi de siz unutuldunuz. Küfür, Allah’ın emirlerinin dışına çıkmak (fâsıklık) ve masiyetler türünden “yapmakta olduklarınıza karşılık olarak tadın ebedi azabı!” Yani kesintisi olmayacak azabı tadın. Çünkü azabın belli bir vadesi ve son bulacağı bir vakti var ise bir dereceye kadar rahatlama ve azabın hafifleşmesi söz konusu olur. Cehennem azabı ise -Allah bizi ondan korusun- rahat ve dinlenmenin söz konusu olmayacağı bir azaptır. Oradaki azaplarının kesintiye uğraması söz konusu olmayacaktır.