Nûr Suresi 47. Ayet
Işık · Medine · Sure 24 · Ayet 47/64
وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ ۚ وَمَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ
Ve yekulune amenna billahi ve bir resuli ve ata'na summe yetevella ferikun minhum min ba'di zalik ve ma ulaike bil mu'minin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Münafıklar), "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik" derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Halbuki onlar inanmış değillerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bir de Allaha ve Resulüne inandık ve itaat ettik diyorlar da sonra bunun arkasından yan çiziyorlar, bunlar mü'min değillerdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de: "Allah'a ve peygamberine inandık ve itaat ettik." diyorlar. Sonra onlardan bir kısmı bunun arkasından yan çiziyorlar. Onlar mü'min değillerdir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Münafıklar): "Allaha da, peygambere de inandık, itaat etdik" derler de sonra bunun arkasından içlerinden bir zümre yüz çevirirler. Bunlar mü'min adamlar değildir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Allah'a ve Elçiye inandık ve ita'at ettik," diyorlar. Sonra onlardan bir grup, bunun ardından dönüyor. Bunlar inanmış değillerdir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Çünkü niceleri: "Biz Allah'a ve Resulüne inandık ve itaat ettik" derler de sonra onlardan bir kısmı, buna rağmen geri dönerler. İşte bunlar mümin değildirler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlar derler ki: "Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik" sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Çünkü, (niceleri) "Allah'a ve Rasul'e inandık, itaat ettik!" derler de, sonra onlardan bir kısmı, bu (sözlerine) rağmen, (doğru yoldan) geri dönerler; işte böyleleri hiçbir zaman (gerçek) müminler değillerdir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Allah'a ve peygamberine iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra bunlardan bir grup, böyle söylemesine rağmen yüz çeviriyor. Bunlar, mümin değillerdir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Allah'a ve elçiye inandık ve boyun eğdik!" derler. Sonra, bunun ardından, onların arasından bir küme yine döner. İşte onlar, zaten inanmış değildir.
İbni Kesir
Allah'a da Peygambere de inandık ve itaat ettik, derler. Sonra da bunun ardından bir takımı yüz çevirir. Bunlar inanmış kimseler değillerdir.
Gültekin Onan
Onlar derler ki: "Tanrı'ya ve elçisine inandık ve itaat ettik". Sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar inançlı değildirler.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Münafıklar; "Allah'a ve resulüne iman ettik, Allah'a ve resulüne itaat ettik." derler. Sonra onlardan bir grup yüz çevirir. Allah'a ve resulüne iman ve itaat ettikleri iddiasında bulunduktan sonra Allah yolunda cihat emri hususunda ve diğer emirlerde Allah'a ve resulüne itaat etmezler. Allah'a ve O'nun resulüne itaatten yüz çeviren bu kimseler iman ettikleri iddiasında bulunsalar da Mümin değillerdir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Allah´a da Peygambere de inandık ve itaat ettik, derler. Sonra da bunun ardından bir takımı yüz çevirir. Bunlar inanmış kimseler değillerdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
47- “Biz Allah’a ve Rasûle iman ve itaat ettik” derler. Ondan sonra da içlerinden bir grup yüz çevirir. İşte onlar mü’min değildirler. 48- Onlar, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Rasûlüne çağrıldıklarında bir de bakarsın ki içlerinden bir grup hemen yüz çevirir. 49- Ama hak kendi lehlerinde ise sürat ve itaatle ona gelirler. 50- Acaba bunların kalplerinde hastalık mı var yahut şüpheye mi düştüler? Yoksa Allah ve Rasûlü onlara haksızlık eder diye mi korkuyorlar? Hayır, onlar zalimlerin ta kendileridir.
47. Yüce Allah kalbinde hastalık, iman zayıflığı yahut münafıklık, şüphe ve pek az bir ilim bulunan zalimlerin halini haber vermekte, onların dilleri ile Allah’a iman ettiklerini ve itaate bağlı olduklarını ileri sürdükten sonra dediklerinin gereğini yerine getirmediklerini, onlardan bir bölümünün de itaatten alabildiğine yüz çevirdiklerini haber vermektedir. Buna delil de Yüce Allah’ın (bir sonraki âyet-i kerimede gelen): “içlerinden bir grup hemen yüz çevirir” buyruğudur. Çünkü geri dönen bir kimsenin tekrar dönme ve geri dönüp arkada bıraktığı şeye bilâhere yönelme ihtimali vardır. Burada sözü edilenler ise yüz çevirmektedirler. Oraya doğru bir dönüşleri ve arkaya bıraktıkları şeye dönüp bakmaları söz konusu değildir. Bu halin, Allah’a iman ve itaat ettiğini iddia etmekle birlikte imanı zayıf pek çok kimsenin durumuna uygun düştüğünü gördüğümüz gibi bu gibi kimselerin, pek çok ibadeti özellikle de zekât, farz ve müstehab infaklar, Allah yolunda cihad vb. gibi çoğu kimseye ağır gelen ibadetleri ifa etmediklerini de görüyoruz.
48. “Onlar, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Rasûlüne çağrıldıklarında” yani onlarla herhangi bir kimse arasında başkasının hükmünü gerektiren bir anlaşmazlık ortaya çıkar da Allah ve Rasûlünün hükmüne çağırılırarsa “yüz çevirir” ve cahiliye hükmünü isterler; şer’î olmayan hükümleri ve kanunları şer’î hükümlere üstün tutarlar. Bunun sebebi, haksız olduklarını ve şeriatın ancak gerçeğe uygun hüküm verdiğini bilmeleridir.
49. “Ama hak kendi lehlerinde ise sürat ve itaatle ona” şeriatın hükmüne “gelirler.” Bu gelişleri verilecek hükmün, şeri bir hüküm oluşundan dolayı değildir. Bunun sebebi, bu hükmün hevâlarına uygun düşmesidir. O nedenle onlar, o hükme süratle ve itaatle gitseler bile bu durumları ile övülmezler. Çünkü gerçek kul, sevdiği hususlarda da hoşlanmadığı hususlarda da kendisini sevindiren güzel hallerde de üzücü hallerde de hakka uyan kimsedir. Şeriata hevâsına uygun düştüğünde uyan, hevâsına muhalefet ettiğinde ise onu bir kenara atan ve hevâsını şeriattan öne geçiren bir kimse ise gerçekte Allah’ın kulu değildir.
50. Yüce Allah, şer’i hükümden yüz çevirmeleri dolayısıyla onları kınayarak şöyle buyurmaktadır:“Acaba bunların kalplerinde hastalık mı var?” Kalplerini sağlıklı halinden uzaklaştırıp fonksiyonunu ortadan kaldıran ve bunun sonucunda da kalplerini kendisine faydalı şeylerden yüz çevirip zarar verecek şeylere yönelecek hale sokan bir rahatsızlıkları mı var? “Yahut şüpheye mi düştüler?” Allah ve Rasûlünün hükmü dolayısıyla kalpleri tereddüde düştü yahut tedirgin mi oldu ki hak ile hükmetmeyecek diye onu itham ediyorlar? “Yoksa Allah ve Rasûlü kendilerine haksızlık eder diye mi korkuyorlar?” Haklarında zalimce hüküm vereceğinden mi endişe ediyorlar? Asıl bu, onların vasfıdır. “Hayır, onlar zalimlerin ta kendileridir.” Allah ve Rasûlünün hükmüne gelince o, son derece adaletlidir ve hikmete uygundur:“Yakin sahibi bir toplum için kimin hükmü Allah’ın hükmünden daha güzel olabilir ki?”(el-Maide, 5/50) u âyet-i kerimelerde imanın, beraberinde amel bulunmayan kuru bir sözden ibaret olmadığına delil vardır. Bundan dolayı itaattan yüz çevirenin iman sahibi olmadığı, ayrıca Allah ve Rasûlü’nün hükmüne her durumda bağlı kalmanın farz olduğu dile getirilmektedir. Eğer kişi Allah ve Rasûlünün hükmüne itaat etmeyecek olursa, o takdirde bu, kalpteki bir hastalığa, imandaki bir şüphe ve tereddüde delildir. Diğer taraftan şeriatın hükümleri hakkında kötü zan beslemek, onların adalet ve hikmete aykırı olduklarını düşünmek de haramdır.
üce Allah, şer’î hükümlerden yüz çevirenlerin durumunu söz konusu ettikten sonra övgüye mazhar olan mü’minlerin halini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: