Nisâ Suresi 119. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 119/176
وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلْأَنْعَـٰمِ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ ٱللَّهِ ۚ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيْطَـٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا
Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le amurannehum fe le yubettikunne azanel en'ami, ve le amurannehum fe le yugayyirunne halkallah.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve labüd onları sapıtacağım, ve her halde onları ümniyyelere düşürüb olmayacak kuruntularla aldatacağım, ve labüd onlara emr edeceğim de hayvanların kulaklarını dilecekler ve labüd onlara emredeceğim de Allahın halkını tağyir edecekler, ve her kim Allahı bırakıb Şeytanı veliyy ittihaz ederse şüphesiz açıktan açığa husrana düşmüştür
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve mutlaka onları saptıracağım ve her durumda onları kuruntulara düşürüp, olmayacak kuruntularla aldatacağım. Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Ve her kim Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinirse, şüphesiz açıktan açığa bir zarara düşmüştür!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(118-119) Allah onu rahmetinden koğdu. O da (şöyle) dedi: "Celalin hakkı için, kullarından muayyen bir nasıyb edineceğim, onları behemehal sapdıracağım, onları mutlakaa olmayacak kuruntulara boğacağım, onlara kat'iyyen emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar, onlara muhakkak emredeceğim de Allahm yaratdığını değiştirecekler". Kim Allahı bırakarak şeytanı bir yar edinirse şübhesiz açıkdan açığa büyük bir ziyana düşmüşdür o.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler!" kim Allah'ın yerine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(118-119) O şeytana ki: "Ya Rabbi, Senin kullarından mutlaka bir pay edineceğim. Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." dedi. Her kim Allah'ın yerine şeytanı dost edinirse, şüphesiz besbelli bir ziyana girmiştir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
onları saptıracağım ve boş hevesler, özlemler ile dolduracağım; ben onlara emredeceğim, onlar da (putperestçe bir kurban adeti olarak) deve(lerin) kulaklarını kesecekler; ve ben onlara emredeceğim, onlar Allahın mahlukatını ifsad edecekler!" Ama Allahı bırakıp Şeytanı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana uğrarlar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ve onları saptıracağım onları boş kuruntularla aldatacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı veli edinirse, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Mutlaka onları saptırıp, asılsız kuruntulara daldıracağım; onlara buyuracağım, davarların kulaklarını yaracaklar;[1] onlara buyuracağım, Allah'ın yarattığını bozacaklar.[2]" Kim, Allah'ın yanı sıra şeytanı veli[3] edinirse, apaçık bir zarara uğramış olur.
Tefsir / dipnot (3)
Cahiliye Arapları, çeşitli nedenlerle kimi hayvanlardan yararlanmayı kendilerine yasaklamışlardı. Maide Suresi, 103. ayette bu hayvanlar şu şekilde açıklanmaktadır: Bahira, saibe, vasile ve ham. Bahira: Beşinci doğumunda erkek doğuran deve. Saibe: adak vs. nedenlerle salıverilen deve. Vasile: Yedinci doğumlarında çift doğan kuzular. Ham: On kez baba olan deve.
Fıtratını (yaradılışını) bozacaklar; yaradılış amacına aykırı kullanacaklar.
Bkz. 4:45. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Onları kesinlikle saptıracağım ve kesinlikle kuruntulara sürükleyeceğim ve kesinlikle hayvanların kulaklarını yarmaları için zorlayacağım ve kesinlikle Allah'ın yarattıklarını değiştirmeleri için baskı yapacağım!" Oysa Allah'ın yerine, kim şeytanı dost edinirse, apaçık bir yitime uğramıştır.[93]
Tefsir / dipnot (1)
Kur'an'dan önceki Arap toplumunda, hayvanların kulakları yarılarak, kutsallaştırılmış kişilere-simgelere adak olarak sunulur ve bu hayvanlar kutsal kabul edilerek, kullanımı ve kesimi yasaklanırdı. Aynı konu, 5:103 ayetinde de bildirilmiştir.
İbni Kesir
Onları mutlaka saptıracağım, olmayacak kuruntulara boğacağım. Onlara emredeceğim; davarların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim; Allah'ın yaratışını değiştirecekler. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen kimse; şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Gültekin Onan
"Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini buyuracağım ve Tanrı'nın yarattıklarını değiştirmelerini buyuracağım" Kim Tanrı'yı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
"Yemin olsun ki onları senin dosdoğru yolundan alıkoyup, geri çevireceğim. Onlara sapıklıklarını güzel gösteren sahte vaatlerle güven vereceğim. Onlara Allah’ın helal kıldığını haram kılmak için hayvanların kulaklarını yarmayı emredeceğim. Onlara, Allah’ın yarattığını ve fıtratı değiştirmeyi emredeceğim.” Kim şeytanı işlerini vekil kıldığı ve kendisine itaat ettiği bir veli edinirse, kovulmuş şeytana dostluğundan dolayı apaçık bir şekilde hüsrana uğramış olur.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Onları mutlaka saptıracağım, olmayacak kuruntulara boğacağım. Onlara emredeceğim; davarların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim; Allah´ın yaratışını değiştirecekler. Allah´ı bırakıp şeytanı dost edinen kimse; şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
117- Onların O’ndan başka ibadet ettikleri (putlar), ancak dişidir. Onlar ancak inatçı şeytana tapıyorlar. 118- Allah ona lanet etmiştir. O:“Andolsun kullarından belli bir pay alacağım” demişti. 119- “Andolsun onları saptıracağım ve olmayacak kuruntulara boğacağım. Onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir zarara uğramış demektir. 120- O, onlara vaatlerde bulunur ve onları olmayacak kuruntulara düşürür. Oysa şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaadetmez. 121- İşte onların barınakları cehennemdir. Oradan kaçacak bir yer de bulamayacaklardır.
117-118. “Onların ondan başka ibadet ettikleri (putlar), ancak dişidir.” Yani bu müşrikler, Allah'ın dışında -Uzza, Menat ve benzeri gibi- dişi isimleri ile anılan putlardan ve heykellerden başkasına ibadet etmiyorlar. Bilindiği gibi isim, isim olduğu varlığa delalet eder. Bunların isimleri dişil ve eksik isimler olduğuna göre bu, bu isimlerle adlandırılan varlıkların da eksik olduğuna ve kemal sıfatlarına sahip olmadıklarına delildir. Nitekim Yüce Allah Kitab-ı Kerîm’inin birçok yerinde şunu haber vermektedir: Bu uydurma ilâhlar hiçbir şey yaratamazlar, rızık veremezler. Kendilerine ibadet edenlere gelecek zararları önleyemezler. Hatta kendilerine gelecek zararı dahi önleyemezler. Ne bir fayda sağlayabilirler, ne de bir zarar. Kendilerine kötülük yapmak isteyenlere de karşı koyamazlar. Bunların kulakları, gözleri ve kalpleri yoktur. Peki, bu niteliklere sahip olan varlıklara nasıl ibadet edilir de en güzel isimlere sahip, en yüce sıfatlara, hamd ve kemale, mutlak yüceliğe, celâle, izzete, cemal ve rahmete, iyilik ve ihsana sahip olan, tek başına yaratan ve yarattıklarını idare eden, emir ve takdirde uçsuz bucaksız hikmete sahip olan Yüce Allah’a ihlâsla ibadet nasıl terk edilebilir? Bu, böyle bir davranışı yapanın eksikliğine, son derece bayağı ve sıradan olduğuna, hiçbir kimsenin düşünemeyeceği yahut nitelendiremeyeceği kadar aşağılık olduğuna delil teşkil eden, olabilecek en çirkin iş değil midir? Bununla birlikte bunların ibadetleri, ancak şekil itibari ile bu eksik putlaradır. Hakikatte ise onlar şeytandan başkasına ibadet etmiyorlar. O şeytan ise onların düşmanıdır, onları helâk etmek ister ve Bbu konuda bütün gücü ile çalışıp çabalar. Ayrıca şeytan Allah’tan alabildiğine uzaktır. Çünkü Allah onu lanetlemiş, rahmetinden uzaklaştırmıştır. Allah onu rahmetinden uzaklaştırdığı için o da Allah’ın kullarını Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. “O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin arkadaşlarından olsunlar diye davet eder.”(Fatır, 35/6) Bundan dolayı Yüce Allah şeytanın Allah’ın kullarını azdırmak için çalıştığını, onlara kötülüğü ve fesadı süslü gösterdiğini ve Rabbine yemin ederek:“Andolsun kullarından belli bir pay” miktarı belli bir pay “alacağım” dediğini haber vermektedir. O lanetli şeytan Allah’ın kullarının tümünü azdıramayacağını, Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları üzerinde herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını ancak kendisini dost edinip kendisine itaati yüce Mevlasına itaate tercih edenler üzerinde otoritesinin söz konusu olduğunu bilmekteydi. Nitkeim bir başka yerde de onları azdıracağına dair şöylece yemin ettiğini görüyoruz: “Onları toptan azdıracağım. Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesna”(el-Hicr, 15/39-40) İşte o melun şeytanın zannettiği ve kesin bir kanaat olarak ifade ettiği husus budur. Yüce Allah da şu buyruğu ile bunun gerçekleşmiş olduğunu haber vermektedir:“Andolsun İblis onların aleyhindeki zannını gerçekleştirmiştir. Zira mü’minlerden bir kesim dışında (hepsi) ona uymuşlardı.”(Sebe, 34/20)
119. İblis, Ademoğulları arasından alacağına dair yemin ettiği bu belirli paydan neler istediğini ve onlara neler yaptıracağını da şöyle dile getirmektedir:“Andolsun onları saptıracağım” ifadesi ile dile getirmektedir. Yani ben onları dosdoğru yoldan, hem ilimde hem amelde haktan uzaklaştıracağım. Bununla birlikte “olmayacak kuruntulara boğacağım” haktan sapmalarına rağmen, hidayette olanların elde ettiklerine kendilerinin de nail olacağı kuruntusunu onlara telkin edeceğim. Bu ise aldanışın ta kendisidir. Zira İblis onları saptırmakla yetinmeyip içinde bulundukları sapıklıkları da onlara süslü gösterir. Bu ise onlar için kötülük üstüne kötülüktür. Çünkü bir taraftan cezalandırılmalarını gerektiren cehennemliklerin amellerini işlerken, diğer taraftan bu amellerin kendilerine cenneti kazandıracağını sanmaktadırlar. Bu durumu yahudilerde, hıristiyanlarda ve benzerlerinde ibretle müşahade edebiliyoruz. Nitekim Yüce Allah onlar hakkında şunu nakletmektedir:“(Ehli kitap) Yahudi ve hıristiyan olandan başkası asla cennete giremez, dediler. Bu, onların kuruntularıdır.”(el-Bakara, 2/111); “İşte biz böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik.”(el-En’am, 6/108); “De ki: Amelleri açısından en çok ziyana uğrayanları size haber vereyim mi? Onlar o kimselerdir ki dünya hayatında yaptıkları boşa gitmiştir. Üstelik kendilerinin iyi iş yaptıklarını zannederler.”(el-Kehf, 18/103-104) Yüce Allah münafıkların da Kıyamet gününde mü’minlere şöyle diyeceklerini haber vermektedir: “Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. Evet, derler; ama siz -Allah’ın emri gelinceye kadar- nefislerinizi helâke bıraktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve çok aldatıcı (şeytan) da sizi Allah ile aldatıp durdu.”(el-Hadid, 57/14) Yüce Allah’ın: “Onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar” buyruğu bahîre, sâibe, vasile ve hâm adını verdikleri hayvanlara yapılan uygulamalara işarettir. Bununla bu türün tamamına dikkat çekilmektedir. Şöyle ki bu, saptırma çeşitlerinden birisi olup Allah’ın helâl kıldığını haram, haram kıldığını da helâl kılmayı ifade eder. Bunlara bozuk inanışlar ve haksız hükümler de eklenir ki bunlar da saptırmanın en ileri boyutudur. “ve yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Bu ise dövme yaptırmak, dişleri inceltmek, kaşları çekmek, güzelleşmek için dişlerin arasını ayırmak ve buna benzer şeytanın insanları saptırmak amacıyla teşvik ettiği ve Rahman olan Allah’ın hilkatini değiştirmeye götüren her türlü işi kapsamaktadır. Bu, Yüce Allah’ın yarattığına razı olmamak, hikmetini tenkid edip beğenmemeyi ve kendi elleri ile yaptıklarının, Rahman olan Allah’ın yarattığından daha güzel olduğuna inanmayı, O’nun takdir ve idaresine razı olmama anlamına gelir. Yine bu buyruk, batıni hilkati (iç dünyayı/fıtratı) değiştirmeyi de kapsar. Şöyle ki Şanı Yüce Allah kullarını hanifler olarak, hakkı kabul ve tercih fıtratına sahip bir kabiliyette yaratmıştır. Ancak şeytanlar onlara yaklaşarak onları bu güzel yaratışın dışına saptırmışlar, onlara kötülük ve şirki, küfrü, fasıklığı ve isyanı süslü göstermişlerdir. Hiç şüphesiz her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar; ama ana babası onu yahudi, hıristiyan, mecusi ve buna benzer Allah’ın fıtratını kullarının aleyhine değiştirdikleri herhangi bir inanca yöneltirler. Fıtratlarında olan tevhidi, Allah’ı sevmeyi ve O’nu tanımayı değiştirirler. İşte bu noktada şeytanlar yırtıcı hayvanların ve kurtların tek başına kalan koyunlara saldırması gibi saldırıp onları yakalar. Eğer Yüce Allah’ın ihlâs sahibi kullarına lütuf ve keremi olmasaydı, bu fitneye maruz kalan kimselerin başından geçenlerin bir benzeri onlar için de söz konusu olurdu. Rablerinden, kendilerini yaratanın yolundan yüz çevirerek her bakımdan kendileri için kötülük isteyen düşmanlarını dost edinmeleri sonucunda karşı karşıya kaldıkları durum işte budur. Böylelikle onlar dünya ve âhireti kaybederler ve tam bir zarar ve ziyana uğrarlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost edinirse şüphesiz o apaçık bir zarara uğramış demektir.” Din ve dünyasını kaybeden, masiyet ve günahları kendisini helâk eden, ebedi olarak bedbaht olup sonsuz nimetleri elinden kaçıran kimseden daha büyük ve daha aşikar bir zarara uğrayan kim vardır? Diğer taraftan mevlasını dost edinip O’nun rızasını tercih eden kimse, en büyük kârı elde eder, en büyük kurtuluşa nail olur, dünya ve âhiret mutluluğunu elde eder. Allahım, senin verdiğini engelleyecek olmadığı gibi senin engellediğini verebilecek kimse de yoktur. Allahım, bizleri dost edindiğin kimseler arasına kat ve kendilerine afiyet vereceğin kimselerden kıl!
120. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O, onlara vaadlerde bulunur ve onları olmayacak kuruntulara düşürür.” Yani şeytan saptırmak için çalıştığı kimselere türlü vaadlerde bulunur. Vaat ise gerektiğinde “va’îd”i (tehdidi) de kapsar. Nitekim Yüce Allah: “Şeytan size fakirlik vaat eder/sizi onunla korkutur.”(el-Bakara, 2/260) buyurmaktadır. Yani şeytan Allah yolunda infak ettikleri takdirde fakir düşerler diye onları tehdit etmektedir. Aynı şekilde cihad edecek olurlarsa da öldürülme ve benzeri olumsuzluklarla da onları korkutmaktadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“(Size) Bu (haberi getiren) şeytandır. O, ancak kendi dostlarını korkutur.”(Al-i İmran, 3/175) Şeytan, Allah’ın rızasını tercih etmeleri halinde mümkün olan ve olmayan her şey ile onları korkutur ve bunu akıllarına sokmaya çalışır. Nihayet onlar da hayrı işlemeye karşı tembellik göstermeye başlarlar. İşte bu şekilde şeytan onları gerçek mahiyeti araştırılacak olursa aslı olmayan serap gibi oldukları ortaya çıkan batıl kuruntulara mahkûm eder. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Oysa şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaadetmez.”
121. “İşte onların barınakları cehennemdir.” Yani şeytanın peşinden giden, Rabbinden yüz çeviren ve İblisin tabilerinden ve taraftarlarından olan kimselerin varacakları yer cehennem ateşidir. “Oradan kaçacak bir yer de bulamayacaklardır.” Kaçıp kurtulacak ve sığınacak yerleri olmayacaktır. Aksine onlar orada ebediyyen kalacaklardır.
Yüce Allah, şeytanların dostları olan bedbahtların âkıbetini açıkladıktan sonra kendisinin gerçek dostu olan mutlu kimselerin âkıbetlerini dile getirerek şöyle buyurmaktadır: