Mümtehine Suresi 8. Ayet

Sorgulanan · Medine · Sure 60 · Ayet 8/13

لَّا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمْ يُقَـٰتِلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَـٰرِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوٓا۟ إِلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

La yenhakumullahu anillezine lem yukatilukum fid dini ve lem yuhricukum min diyarikum en teberruhum ve tuksitu ileyhim, innallahe yuhıbbul muksitin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mümtehine Suresi 8. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

28. cüz · PDF sayfası 9

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara adil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, adil davrananları sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allah sizi din hakkında size kıtal yapmıyan ve sizi yurdlarınızdan çıkarmıyan kimselerden, onlara iyilik etmeniz ve kendilerine adalet yapmanızdan nehyetmez, çünkü Allah adalet yapanları sever

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah size, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet gösterenleri sever.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Sizinle din hususunda muhaarebe etmemiş, sizi yurdlarınızdan da çıkarmamış olanlara iyilik, onlara adalet (le muaamele) etmenizden Allah sizi men'etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men'etmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Dininizden ötürü sizinle savaşmayan, sizi yerinizden, yurdunuzdan etmeyen kafirlere gelince, Allah sizi, onlara iyilik etmeden, adalet ve insaf gözetmeden menetmez. Çünkü Allah adil olanları sever.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

İnanc(ınız)dan dolayı size karşı savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan sürmeyen (inkarcılara) gelince, Allah onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz çünkü Allah adil davrananları sever.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Allah, sizinle din hususunda savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Allah; sizi, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmaktan, onlara karşı hak neyse onu yapmaktan alıkoymaz. Kuşkusuz ki Allah, haktan ve haklıdan yana olanları sever.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Allah, din nedeniyle sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Allah, adaletli davrananları sever.

İbni Kesir

Sizinle din uğrunda savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve adil davranmanızı Allah yasaklamaz. Doğrusu Allah; adil olanları sever.

Gültekin Onan

Tanrı, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Tanrı, adalet yapanları sever.

Rowad Tercüme Merkezi

Allah; sizinle din hususunda savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi, onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

Şaban Piriş

Allah, sizinle din hususunda savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

Ali Özek ve diğerleri

Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Yüce Allah, Müslüman olmanız sebebi ile sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi, onlara sizin üzerinizdeki haklarını vererek adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Yüce Allah; kendi nefislerine, ailelerine ve üzerlerine idareci oldukları kimselere karşı adil olanları sever.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
لَّالانافية غير عاملة.
يَنْهَىٰكُمُنهيلا ينهاكم: لا يمنعكم.
ٱللَّهُألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره
عَنِعنحرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
لَمْلمحرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
يُقَٰتِلُوكُمْقتللم يقاتلوكم: لم يحاربوكم.
فِيفيحرف جر يفيد معنى التعليل.
ٱلدِّينِدينفي الدين: بسبب دخولكم في الدين الاسلامي.
وَلَمْلملم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
يُخْرِجُوكُمخرجلم يبعدوكم: لم يخرجوكم.
مِّنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
دِيَٰرِكُمْدورالديار: جمع دار، والدار: المنزل المبني الذي يسكنه الناس.
أَنأنحرف مصدري يفيد الإستقبال.
تَبَرُّوهُمْبررتكرموهم بالخير، وتعدلوا فيهم بإحسانكم إليهم.
وَتُقْسِطُواقسطوتعدلوا، من أقسط.
إِلَيْهِمْإلىإلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية.
إِنَّإنّحرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
ٱللَّهَألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
يُحِبُّحببالمحبة: نقيض الكره والبغض، وصفة المحبة ثابتة لله على ما يليق به سبحانه.
ٱلْمُقْسِطِينَقسطالعادلين.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي} إظهار شفوي مرتين {يُخْرِجُوكُم مِن دِيَرِاكُمْ}

فيها إدغام تماثل صغير. وإخفاء حقيقي. ومثله {أَن تَبَرُّوهُمْ} إخفاء حقيقي

{وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ} قلقلة في القاف ومد منفصل {إنَّ} حرف غنة

{الْمُقْسِطِينَ} قلقلة في القاف