Mü'minûn Suresi 86. Ayet
İnananlar · Mekke · Sure 23 · Ayet 86/118
قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ
Kul men rabbus semavatis seb'ı ve rabbul arşil azim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Kim o yedi Semanın rabbı ve o azametli Arşın rabbı?" de!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sor onlara, de ki: "Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?"
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Yine) de ki: "Kim o yedi göğün Rabbi ve o büyük arşın saahibi"?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?" de.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Peki, yedi kat göğün ve yüce arşın Rabbi kimdir?" diye sor.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
De ki: "Peki, kimdir yedi kat göğü yerinde tutan ve yüce kudret tahtında hükümran olan?"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Yedi göğün Rabbi kimdir? Ya büyük hükümranlığın Rabbi? de!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın[1] Rabb'i kimdir?"
Tefsir / dipnot (1)
Evrenin yöneticisi, düzenleyicisi, koruyucusu ve egemeni.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
De ki: "Yedi Göklerin Efendisi ve Büyük Egemen Erkin Efendisi kimdir?"
İbni Kesir
De ki: Yedi göğün Rabbı ve yüce Arş'ın Rabbı kimdir?
Gültekin Onan
De ki: "Yedi göğün rabbi ve büyük arşın rabbi kimdir?"
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlara de ki: "Yedi göğün Rabbi kimdir? Kendisinden daha büyük yaratılmış varlık olmayan yüce arşın Rabbi kimdir?"
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
De ki: Yedi göğün Rabbı ve yüce Arş´ın Rabbı kimdir?
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
84- De ki:“Yeryüzü ve onda bulunanlar kimindir? Eğer biliyorsanız (söyleyin).” 85- “Allah’ındır” diyecekler. De ki:“O halde düşünüp ibret almaz mısınız?” 86- De ki:“Yedi göğün Rabbi ve azametli Arş’ın Rabbi kim?” 87- “Allah’ındır” diyecekler. De ki:“O halde korkup sakınmaz mısınız?” 88- De ki:“Her şeyin hükümranlığı elinde bulunan kimdir ki O, himaye eder ama kendisine karşı (kimse kimseyi) himaye edemez? Eğer biliyorsanız (söyleyin)!” 89- “Allah’ın (elindedir)” diyecekler. De ki:“O halde nasıl büyüleniyorsunuz?”
84. Yani şu dirilişi yalanlayan, Allah’a başkalarını denk tutan kimselere karşı kabul ve ikrar ettikleri bir husus olan rubûbiyet tevhidini ve bunun yalnızca Allah’a ait olduğu gerçeğini; inkâr ettikleri hususlar olan ulûhiyet tevhidine ve ibadetin yalnızca O’na ait olduğu gerçeğine; yine kabul ettikleri bu pek büyük varlıkların yaratılmışlığını, inkâr ettikleri ve bundan çok daha kolay olan ölülerin tekrar diriltileceğine delil olarak göster ve de ki:“Yeryüzü ve onda bulunanlar kimindir?” Yeri, yerin üzerinde bulunan canlıları, bitkileri, cansızları, denizleri, ırmakları, dağları yaratan kim? Bütün bunların mutlak maliki kim? Bunların her türlü işlerini çekip çeviren kim? 85. Onlara böyle bir soru yönelttiğinde kaçınılmaz olarak: Bütün bunları yapan yalnızca Allah’tır, diyeceklerdir. Bunu kabul ve ikrar edince onlara deki:“O halde düşünüp ibret almaz mısınız?” Yani Allah’ın size hatırlatmış olduğu ve sizce bilinen -fıtratlarında da yerleşmiş, ama bazı hallerde yüz çevirmenin örtüp perdelediği bir gerçek olan- Allah’ın size hatırlattığı bu gerçeğe dönmeyecek misiniz? Gerçek şu ki, eğer sadece düşünmekle bile olsa hatırlatılan bu gerçeğe dönecek olursanız, elbette anlarsınız ki yegane ve tek ma’bud, bütün bunların mutlak sahibi olan Allah’tır. Başkasının egemenliği altında olan bir varlığa ibadet etmek batılların batılıdır.
86. Daha sonra Allah Teala, bundan da büyük bir gerçeğe dikkatleri çekerek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Yedi göğün Rabbi” ve onlarda bulunan aydınlık saçan cisimlerin, gezegenlerin ve yerleri değişmeyen yıldızların “ve azametli” yani mahlukatın en yükseği, en genişi ve en büyüğü olan “Arş’ın Rabbi kim?” Bütün bunları yaratan, işlerini düzenleyen ve çeşitli şekilleri ile çekip çeviren kim? 87. “Allah’ındır, diyecekler.” Yani bütün bunların Rabbinin Allah olduğunu ikrar ve itiraf edecekler. Onlar bu ikrar ve itirafta bulununca de ki:“O halde” aciz yaratıklara ibadet etmekten “korkup sakınmaz mısınız?” O azametli, kudreti kâmil, egemenliği pek büyük olan Rabden korkmaz mısınız? Yüce Allah’ın:“O halde düşünüp ibret almaz mısınız?” ve “O halde korkup sakınmaz mısınız?” buyruklarında oldukça nazik bir hitap, kalpleri kendisine doğru çeken güzel bir öğüt vardır. Soru edatı ile gelmesinde de bu, açıkça görülmektedir.
88. Daha sonra Yüce Allah, bütün bunlardan daha kapsamlı bir ikrar ve kabullerine geçerek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Her şeyin hükümranlığı elinde bulunan kimdir?” ulvi alem olsun süfli alem olsun, gördüğünüz ve görmediğiniz her bir şeyin egemenliği/hakimiyeti kimin elindedir? “ki O himaye eder” kullarını kötülüklere karşı korur, hoşlanmadıkları şeyleri kendilerinden uzaklaştırır, zarar verecek şeylerden onları muhafaza eder “ama kendisine karşı (kimse kimseyi) himaye edemez?” Yani Allah’a rağmen kimsenin başkasını himaye altına almaya gücü yoktur. Allah’ın takdir ettiği kötülüğü hiç kimse bertaraf edemez, hatta O’nun izni olmadan kimse şefaatçi dahi olamaz. 89. “Onlar: Allah’ın (elindedir) diyecekler.” Yani her şeyin mutlak malik ve egemeninin O olduğunu, kendisine rağmen kimsenin himaye altına alınamayacağını ve himayeye alanın yalnızca O olduğunu ikrar ve itiraf edecekler. İşte bu ikrar ve itirafta bulununca onlara bağlayıcı olmak üzere “De ki: “O halde nasıl büyüleniyorsunuz?” Aklınız nereye gitti? Çünkü kendilerinin en ufak bir hükümranlığa sahip olmadıklarını, egemenlikten hiçbir paylarının bulunmadığını, bütün yönleri ile aciz olduklarını bildiğiniz varlıklara ibadet ediyor da o azametli, mutlak malik ve hakime, gücü her şeye yeten ve bütün işleri çekip çevirene ihlasla ibadeti terk ediyorsunuz? Size bu yolu gösteren akıllarınız olsa olsa büyülenmiştir! Hiç şüphesiz bu akılları şeytan, süslediği ve güzel gösterdiği şeylerle büyülemiştir. Onların nazarında gerçekleri ters yüz etmiş, sihirbazların başkalarının gözlerini büyülediği gibi o da onların akıllarını büyülemiştir.