Meryem Suresi 10. Ayet
Meryem · Mekke · Sure 19 · Ayet 10/98
قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَـٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا
Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selase leyalin seviyya.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zekeriyya, "Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver", dedi. Allah da, "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Dedi: yarab! Bana bir alamet yap, buyurdu ki: alametin, sapsağlam olduğun halde üç gece nasa söz söyleyememendir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Zekeriyya: "Ey Rabbim, bana bir alamet ver!" dedi. Allah: "Alametin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlara söz söyleyememendir." buyurdu.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Dedi: "Rabbim, bana (bu hususda) bir nişan ver". Buyurdu: "Senin nişanın sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Rabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işaret ver". "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Bana bir alamet göster ya Rabbi!", dedi. Allah buyurdu: "Senin alametin, sağlığın yerinde olmasına rağmen üç gün insanlarla konuşamamandır"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Zekeriya:) "Rabbim, öyleyse, bana bir işaret tayin et!" diye niyaz etti. (Melek:) "Senin işaretin, tam (üç gün) üç gece insanlarla konuşmaman olacak" dedi.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Rabbim, bana bir işaret ver! dedi. -Senin işaretin, ardı ardınca üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
"Rabb'im! Bana bir ayet[1] ver!" dedi. "Senin ayetin,[2] sapasağlam olduğun halde aralıksız üç gece[3] insanlarla konuşmayacak olmandır.[4]" buyurdu.
Tefsir / dipnot (4)
Belirti göster.
Belirtin.
Üç gün, üç gece (3: 41).
Konuşma sorunun olmadığı halde üç gün boyunca konuşamayacak olmandır, dilinin tutulmasıdır.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Efendim! Bana bir belirti ver!" dedi. Dedi ki: "Belirtin, üç gece boyunca, sapasağlam olmana karşın insanlarla konuşamayacaksın!"[235]
Tefsir / dipnot (1)
Zekeriya peygamberin istencinin dışında anlamında "Konuşamayacaksın!" olarak yazdığımız söylem, kimi çevirilerde kendi istencine bırakıldığı anlamında "Konuşmayacaksın!" biçiminde yazılmıştır. Aynı buyruk, 3:41 ayetinde "Üç gün boyunca" olarak bildirilmiştir. Bu ayet, İncil, Luka 1:11-23 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Rabbin bir meleği, buhur sunağının sağında durup Zekeriya'ya göründü. Zekeriya, onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Melek: ‘Korkma Zekeriya!' dedi. ‘Yakarışların kabul edildi. Karın Elizabet, sana bir oğul doğuracak; adını Yahya koyacaksın. Zekeriya, meleğe: ‘Bundan nasıl emin olabilirim?' dedi. ‘Çünkü ben yaşlandım; karımın da yaşı ilerledi.' Melek, şöyle karşılık verdi: ‘Ben, Allah'ın huzurunda duran Cebrail'im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. Belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne kadar konuşamayacaksın.' Zekeriya onlarla konuşamadığı için, tapınakta bir şeyler görmüş olduğunu anladılar. İşaretler yapıyor, ama konuşamıyordu."
İbni Kesir
Öyleyse Rabbım bana bir nişan ver, dedi. Senin nişanın; birbiri ardı sıra üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.
Gültekin Onan
Dedi ki: "Rabbim, bana bir ayet ver." Dedi ki: "Senin ayetin, sapasağlam iken üç tam gece insanlarla konuşmamandır."
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Zekeriya -aleyhisselam- dedi ki: Ey Rabbim! Meleklerin beni müjdelediği şeyin gerçekleşeceğine işaret eden mutmain olacağım bir işaret göster. Müjdelendiğin şeyin gerçekleşeceğine dair işaret, hiçbir sebebi olmamasına ve sağlık ve afiyet üzere olmana rağmen (üç gün) üç gece insanlarla konuşmaya güç yetiremeyecek olmandır.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Öyleyse Rabbım bana bir nişan ver, dedi. Senin nişanın; birbiri ardı sıra üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
7- “Ey Zekeriyâ, seni bir oğul ile müjdeliyoruz ki ismi Yahya’dır. Biz, bundan önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık.” 8- Dedi ki:“Rabbim! Hanımım kısır olduğu ve ben de yaşlılığın son demlerine vardığım halde benim nasıl oğlum olabilir ki?” 9- Dedi ki:“Öyledir, Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır. Bundan önce de seni, hiçbir şey değilken (yoktan) yaratmıştım.” 10- “Rabbim, bana bir alamet ver” dedi. “Senin alametin, sapasağlam olduğun halde insanlarla üç (gün üç) gece konuşamamandır.” buyurdu. 11- Bunun üzerine mabedden kavminin karşısına çıkıp onlara:“Sabah-akşam tesbih edin” diye işaret etti.
7. Yüce Allah melekler vasıtasıyla Zekeriyâ’ya, Yahya’nın doğacağı müjdesini bildirdi. Allah ona Yahya ismini verdi. Gerçekten de Yahya’nın kendisi ile adı arasında bir uyum vardır. O, hem hissedilir, maddi bir hayat yaşadı ve bununla lütuf tamam oldu, hem de manevi bir hayat sürdü ki bu da kalbin ve ruhun vahiy, ilim ve din ile hayat bulmasıdır. “Biz, bundan önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık.” Yani ondan önce bu isimde hiçbir kimse yoktur. Anlamın şöyle olma ihtimali de vardır: Biz, ondan önce onun bir benzeri ve onunla denk bir kimse yaratmadık. O zaman bu, Yahya’nın kemalinin, övülmeye değer sıfatlara sahip oluşunun, kendisinden öncekilere üstün olduğunun bir müjdesi olur. Ancak bu ihtimale göre bu umumun mutlaka İbrahim, Mûsâ, Nuh (hepsine selâm olsun) ve bunlara benzer kat’i olarak Yahya’dan daha faziletli olan peygamberler ile tahsis edilmesi gerekir.
8. İşte o vakit Zekeriyâ’ya istediği bu çocuğun doğacağı müjdesi verilince bunu şaşkınlıkla karşıladı ve hayret ederek şunları söyledi:“Rabbim” çocuğumun olmasının engelleri bende de hanımımda da bulunuyor iken “benim nasıl oğlum olabilir ki?” Sanki Zekeriyâ, bu duasını yaptığı vakit kalbindeki güçlü duygu ile aşırı derecedeki çocuk arzusundan ötürü bu engeli hatırına getirmemiş gibidir. İşte bu halde duası kabul olununca çocuk sahibi olacağından hayrete düştü.
9. Yüce Allah da ona şu şekilde cevap verdi:“Öyledir, Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır.” Yani bu iş, adeten ve Allah’ın yaratıklar arasında geçerli olan sünnetine/kanununa göre anlaşılmadık bir iş olabilir. Ancak Allah’ın kudreti, sebepler olmaksızın da böyle bir şeyi var etmeye yeter. Çünkü bu, Allah’a kolaydır. Zira daha önceden hiçbir şey değilken onu yoktan var etmiştir. O nedenle bu, O’na hiç zor gelmez.
10. “Rabbim, bana bir alamet ver, dedi” ki kalbim onunla mutmain olsun. Bu, Yüce Allah’ın verdiği haberden yana şüphe dolayısıyla söylenmiş bir söz değildir. Bu, İbrahim el-Halil’in şu talebine benzemektedir:“Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster! Yoksa inanmadın mı? diye buyurdu. O da: Elbette (inandım), ama kalbimin mutmain olması için (istiyorum), demişti.”(el-Bakara, 2/260) Böylelikle ilminin daha artmasını, yakîn ilimden sonra ayne’l-yakîne ulaşmayı istemiş, Allah da ona olan rahmetinin tecellisi olarak bu isteğini kabul etmişti. “Senin alametin sapasağlam olduğun halde insanlarla üç (gün üç) gece konuşamamandır, buyurdu.” Diğer bir âyet-i kerimede ise “İşaret ile müstesna üç gün konuşamamandır”(Âl-i İmrân, 3/41) buyrulmaktadır. Anlam aynıdır. Çünkü günü belirtmek için (Arapçada) kimi zaman “gece”, kimi zaman da “gün” tabiri kullanılır, ki her ikisinin de ifade ettiği anlam aynıdır. Hiç şüphesiz ki bu, hayret verici mucizelerdendir. Üç gün süre ile herhangi bir dilsizlik, bir hastalık olmadan konuşmaktan aciz olması, bir eksikliği bulunmayıp her şeyi tastamam olmakla birlikte konuşamaması, Yüce Allah’ın olağanüstü güç ve kudretinin delillerdendir. Bununla birlikte onun, sadece insanlarla ve onlara hitap ile ilgili konularda konuşması engellenmişti. Tesbih, tehlil, zikir ve buna benzer şeyler söylemesi engellenmemişti. O bakımdan bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:“Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”(Al-i İmran, 3/41)
11. Böylelikle kalbi mutmain oldu ve bu büyük müjdeden dolayı sevindi. Allah’ın kendisine verdiği emre uyarak O’na şükretti, ibadet etti ve O’nu andı. Mihrabına/mabedine, ibadete çekildi. Mihrabdan kavminin karşısına çıkarak onlara:“Sabah-akşam tesbih edin, diye işaret etti.” Çünkü Yahya’nın doğum müjdesi herkes hakkında dini bir maslahat idi.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قَالَ | قول | تكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا. | |||
| رَبِّ | ربب | الرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| ٱجْعَل | جعل | صير. | |||
| لِّي | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| ءَايَةً | أيي | معجزة ودليلا وعبرة وعلامة. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا. | |||
| ءَايَتُكَ | أيي | الآية: المعجزة والدليل والعبرة والعلامة. | |||
| أَلَّا | — | تأتي مصدرية أو مخففة من أن أو للتفسير بمعنى أي أو زائدة للتوكيد، ولا نافية. | |||
| تُكَلِّمَ | كلم | تخاطب. | |||
| ٱلنَّاسَ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه. وقد يطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| ثَلَٰثَ | ثلث | العدد الواقع بعد الاثنين وقبل الأربعة. | |||
| لَيَالٍ | ليل | ليال: جمع ليلة، أو ليلاة، وهي: من غروب الشمس إلى شروقها. | |||
| سَوِيًّا | سوي | سويا: أي وأنت سويا: سليم الخلق كاملا أو ثلاث ليال متتابعات. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{اجْعَلْ لِي آيَةً} في اللامين إدغام تماثل صغير بدون غنة. ويقال له: إدغام
لام الفعل، يليه مد منفصل، ثم مد بدل {آيَتُكَ} مد بدل {النَّاسَ} غنة {لَيَالٍ
سَوِيًّا} إخفاء حقيقي للتنوين عند السين.